Dünyadaki problemler bitmiyor. Küresel ısınma, ekolojik dengenin bozulması, politik savaşlar insanları korkutuyor ve geleceği tehdit ediyor. Metal gruplarına baktığımız zaman, bazılarının dünya ile yakından ilgilendiğini görüyoruz. Gojira`nın Magma albümü insan hayatının nasıl değiştiğini ve nelerin kaybedildiğini anlatıyor. Hikayenin başlangıcı Duplantier kardeşlerin doğup büyüdüğü Ondres`e kadar uzanıyor.

Joe Duplantier ve küçük kardeşi Mario doğa ile iç içe büyüdü. Bazı günler saatlerde sahilde vakit geçirirler ve deniz kabuklarından koleksiyon yaparlardı. Dünyanın sunduğu nimetleri korumayı bilen, çevreye saygılı birer insan olarak yetişen kardeşler Magma`nın kayıtları için kendi stüdyolarını inşa etti. Her çivisini kendileri çaktığı stüdyo, Duplantier`ların rahat etmesi ve havaya girmesi için son derece önemliydi. Joe o stüdyo hakkında şunları söylüyor:

Şarkıların kayıtları ve ortaya çıkması için rahat bir yerde bulunmamız gerekiyor. Bu, kendimize özel bir koza yaratmamız gibi. Kendi alanımızı yaparken her şeyin kontrolümüzde olmasına özen gösteririz. Işıktan tutun, yerdeki malzemelere kadar her şeyin bir parçası olup onları özümsememiz lazım. Biz Fransızız, romantik ve şiirsel yönümüz fazla. Bazı şeylerde çok hassasız. Kayıt stüdyosunda bulunan her materyalin uyum içinde olmasına önem veririm. Müzik yapılması için duvarların, teknik ekipmanların, yalıtımın aynı dilden konuşuyor olması kilit noktamız.

Magma`nın kayıtları devam ederken Duplantier`ların annesi hastaneye kaldırıldı. Tüm aile yaşam mücadelesi veren Patricia etrafında toplandı ve dua etti. Patricia`nın hayatı ise şöyle; neşeli bir Amerikan öğrencisi olan Patricia Rosa 20 yaşındayken Fransız sanatçı Dominique Duplantier ile bir Avrupa seyahati sırasında tanışır. 1970`de tanışan çift evlenip Bayonne`da yaşamaya başlar. Duplantier ailesinin üç çocuğu Joe, Gabrielle ve Mario büyürken her an sanat yanı başlarındaydı. Evlerinin konumu nedeniyle de doğa ile iyi geçinmeyi bildiler. 2013`te Decibel`e röportaj veren Patricia, Joe`yu “yaratıcı, duyarlı ve kibar” olarak, Mario`yu ise “açık sözlü, eğlenceli, cana yakın” olarak tanımlamıştı. Bugün, Joe ve Mario iyi yetiştirildikleri için ailesine teşekkür ediyor. Joe sözlerine devam ediyor:

Yaşadığımız çevre çok güzeldi. Elimize geçen materyallerden garip şeyler yapardık. Ve annem her zaman insanlara ve canlılara karşı saygılı olmayı hatırlatırdı. O da bizim gibi sık sık sahile giderdi. Denizin sesini dinlemek ona iyi geliyordu. Bugün burada ve hayata devam ediyorsak bunu annemize borçluyuz. Her koşulda yanımızda oldu, öğütler verdi. Hayatımız boyunca bir an bile aklımızdan çıkarmayacağız.

Geçen sene Duplantier ailesi gerçek anlamda kabuslar yaşadı. Patricia kansere karşı savaşı kaybetti. Bu ölüm kardeşleri derinden sarstı. Joe, annesinin zor anlarını şöyle anlatıyor:

Dünyada cehennemi yaşıyor gibiydi. Acı çektiğini hissedebiliyorduk. Bu gibi durumlarda elinizden bir şey gelmemesi sizi çaresiz bırakıyor. Annem bize hep umutlu olmamız gerektiğini söylerdi. O günlerde sadece anı yaşadık ve bir sonraki gün neler olacağını umutla bekledik.

Ne yazık ki 5 Temmuz 2015`te Patricia hayata gözlerini yumdu. Olayın şokunu yaşayan Duplantier ailesi hayata devam etmeye çalıştı. Gojira`nın konserleri iptal edilmedi. Daha sonra ara vermeden Magma`nın kayıtlarına geri dönüldü. Elbette her şey değişmişti. Bıraktıkları melodiler, şarkı sözleri artık bir şey ifade etmiyordu. Duygusallığın zirvesinde olan Joe ve Mario, geçmişinden aldığı güçle beraber yeni albümde hayatı, sevgiyi, kayıpları ve ölümlülüğü işlemeye karar verdi. Şarkı sözlerinde anne Patricia için de bir şeyler var. Örneğin The Shooting Star`da “diğer tarafa ulaştığında lütfen bir işaret gönder” sözleri yer alıyor. Albüme adını veren Magma`da da “Zehir yavaş yavaş vücuduna yayılıyor. Gözlerini kapa ve düşünmeyi bırak, uçmaya hazırlan…” sözleri var. Görüldüğü üzere Magma bir trajedinin ardından yapılan, derin sözleri olan bir albüm. Joe albümün yapısını şöyle anlatıyor:

Magma hayatın kutsallığını öne çıkaran bir albüm. Parçaları acıyla ve üzüntülü bir havayla kaydettik. Ama aynı zamanda bu ruh hali gerçek ve saf duygularınızı açığa çıkarıyor. Onu kaybetmiş olabiliriz ama hala onun bir parçasıyız. Bir şekilde onun ruhunun yanımızda olduğuna inanmak bana güç veriyor. Magma annemize adadığımız bir albüm oldu.

Mario, albümün adının neden “magma” olduğunu şöyle özetliyor:

Annemiz hastanedeyken hayatımızın en zor anlarını yaşadık. Karışık duygular içerisindeydim. Bir yandan güzel anılar aklıma geliyor, bir yandan da geleceğe dair korku hissediyordum. Bütün bu duygular içimizi yakıp kül etmişti. Bu nedenle albümün adını “magma” koyduk. İçimizdeki magmaya dokunamıyor, söndüremiyorduk. Ama o büyüdükçe büyüyordu. O günlerde nasıl hissettiğimizi anlatacak daha iyi bir kelime bulamadık.

Bugün Gojira büyük bir metal grubu. Yayımlanan albümler çok güçlü. Grubun konserleri doluyor ve kendine has bir kitlesi var. Magma`nın bu duygusallığı ise diskografide eşsiz olmasını sağlıyor. Canlı performanslarda bu fark grup üyelerinin yüzünden okunuyor. Magma`nın duygusal kısmından başka önemli şeyleri de var. Doğaya saygı Duplantier`lar için önemli bir düşünce. Silvera`daki “kendini değiştirdiğinde dünyayı değiştirirsin” sözleri güçlü bir hayat vurgusu. Mario grubun kimliğini şöyle açıklıyor:

Biz ekoloji savaşçıları değiliz. İnsan hayatı ve doğa hakkında endişelerimiz var. Nasıl yaşamak istediğimizi düşünüyoruz. Şarkılarımızda sadece doğayı anlatmıyoruz. Doğanın yanında bozulmuş insan yapısını da anlatıyoruz. Eğer bu dünyada yaşıyorsak her birimizin sorumluluğu var. Politik ve ekonomik unsurlar nedeniyle kaosa sürükleniyoruz. Bu çirkin dünyayı da ancak biz (insanlar) değiştirebiliriz.

Joe ekliyor:

Biz manevi yönü olan bir müzik grubuyuz. Ruhsal enerjilere inanıyoruz ve önemsiyoruz. Magma`daki parçalarda karanlık tema var çünkü öyle olmak zorundaydı. Yaptığımız hareketlerin, davranışların küçüğü, büyüğü yok. Dünya kirleniyor, hırsızlıklar artıyor, yaşam alanımız kısıtlanıyor. Biri kötü bir şey yapıyorsa onu uyarmalısın. Eğer uyarmazsan sen de en az onun kadar suçlusun. Çoğu insan böyle düşünmüyor. Değişimi başlatmak istiyorsan kendinden başlamalısın.

Joe ve Mario`nun büyüdüğü sahil eskisi gibi temiz değil. Deniz kirlenmiş vaziyette. Ölü hayvanlar bulunuyor, endüstriyel atıklar ile ilgili kayda değer bir şey yapılmıyor. Koca sahil adeta bir çöplüğü andırıyor. Joe bu kirliliğe şiddetle karşı çıkıyor:

Dünyamızın yüzde 70`i suyla kaplı. Suyu bir yaratmadık. Hep oradaydı. Kendi yaratmadığımız bir şeye tecavüz ettik, kirlettik ve yok ediyoruz. Hem de hiçbir nedenimiz yokken! İnsanlar bunu nasıl görmezden geliyor? Neden herkes bizim gibi bunlar düşünmüyor? Bizim vazgeçmememiz lazım. Bular anlatmaya devam edeceğiz. İnsanlar kendine çeki düzen verene kadar susmayacağız.

Joe ve Mario müzisyen, siyasetçi değil. Düşündüklerini müzik yoluyla anlatıyorlar. Gojira`nın en büyük metal grubu olma yolunda attıkları adımları Joe şöyle anlatıyor:

Diğer gruplar gibi biz de rekabet halindeyiz. Hala diğer grupların üzerinden silindir gibi geçmek istiyoruz. Müzik sektöründe dikkatli olmazsan, kontrolü kaybedersen bir anda yaptıkların boşa gider. Birden bire zirveye çıkmamalısın, eğer beklenmedik bir şekilde zirvedeysen birileri arkandan iş çeviriyor demektir. Bir müzik grubunun kariyerini ip üzerinde yürümeye benzetirim. İp üzerinde yavaş yavaş, adım adım ilerlemelisin. Koşmaya çalışırsan düşersin. Bu adımları sabırla attık ve önümüze çıkan fırsatları iyi değerlendirdik.

Mario, konuyu Magma`nın başarısına şöyle bağlıyor:

Kompleks, karanlık ve mistik havası olan müziğimizi seviyorum. Ama henüz limitimize ulaşmadık. Magma ile beraber, belki de ilk kez tamamen içimize sinen bir albüm yaptık. A`dan Z`ye her aşamasında ince ince çalıştık.

Gojira Magma`dan sonra da doğayı savunmaya devam edecek. Maneviyatla dolu olan grup üyeleri insanların kafasına bir şeyleri yerleştirmeden rahat etmeyecek gibi gözüküyor. Bu uğurda ne var ne yok, her şeyi ortaya koymaktan da çekinmeyecekler. Joe`nun son sözleri:

Ölümle yüzleşmeden ölümle ilgili şarkı sözleri yazıyoruz, tuhaf… Ölümle yüzleşme hala gizemini koruyor. Öldüğüm zaman toprak altında sadece kemiklerim kalacak, belki bir zaman sonra onlar da yok olacak. Ama ruhumun yaşayacağına inanıyorum. Bana göre ruh, sonsuz bir enerji. Annemin varlığını, bitmeyen sevgisi hissediyorum. Onu gururlandırmaya devam etmek istiyoruz.