Avantasia ara ara kesintiye uğrasa da 16 yıl boyunca power metalin iyi grupları arasında yer aldı. Grubun beyni Tobias Sammet, The Metal Opera I ve II`de yazdığı parçalarla gruba ivme kazandırmıştı. Wicked Symphony Trilogy albümü de grubun sektördeki yerini sağlamlaştırdı. Tobias Sammett besteleriyle öne çıkan bir müzisyen olmasının yanı sıra, albüm kayıtlarına konuk sanatçı çağırmasıyla da hafızalardaki yerini koruyor. Jorn Lande, Russell Allen, Alice Cooper, Kai Hansen ve Michael Kiske Avantasia ile çalışmış ünlü isimler.

Avantasia`nın parçalarının en büyük özelliği bir amacı olması. Duygu vermeyen, bir şey anlatmayan parçanın albümde yeri yok. Grubu power metal ile özdeşleştiren olsa da senfonik metale kayan çalışmaları da var. Bu nedenle yeni albümde epik parçalar olduğu kadar romantik parçalar da göze çarpıyor. Örneğin, The Haunting`da epik havayı baştan sona hissediyoruz.

Avantasia`nın en büyük sorunlarından biri Tobias`ın bazı parçaları senfonik öğelerle boğması. Bir önceki albümde bu sorun açıkça ortadaydı. Yeni albümde senfoni ile power metal dengeli biçimde kullanılmış. Scarecrow albümünde parça arası geçişler problemliydi. Ghostlights`da da aynı sorun var. Albüm hareketli parçalarla akıyorken, tempo artarken, araya alınan Isle of Evermore büyüyü bozuyor. Lucifer de Isle of Evermore gibi bir havaya sahip ama sonradan temposu artan bir parça. Bu ikili, Ghostlights`ın zayıf halkası.

Tobias Sammet`in sert parçalarından örnekler de görüyoruz. Let The Storm Descend Upon You ve Seduction of Decay albümün güçlü, sert parçalarından. Seduction of Decay`de Geoff Tate`i dinliyoruz. Sürpriz konuk vokalist başarılı bir kayıt çıkarmış. Avantasia albümlerinin bir güzel yanı da birçok konuk ismin olması. Jorn Lande, Oliver Hartman ve Michael Kiske`yi önceki albümlerde görmüştük. Bu albümde de seslendirdikleri besteleri parlatmışlar. Nightwish`den Marco Heitala, Twisted Sister`dan Dee Snider ve Ronnie Atkins`in vokalleri de albümün temelinin sağlam olmasını sağlamış.

Lucifer ve Isle of Evermore`u görmezden gelirsek albümün kuşkusuz en önemli sorunu 70 dakikadan oluşması. Bu albüm için çok uzun bir süre olarak görüyorum. Albümün ikinci parçası 12 dakikadan oluşuyor. Bazı parçaların süresi kısa tutularak dinlenebilirlik artırılabilirmiş. Mystery of the Blood Red Rose, Ghostlights and Unchain the Light parçaları kötü değil ama klasik Avantasia bestelerine örnek verilebilir. Master of Pendulum, The Haunting, Seduction of Decay üçlüsü albümün havasını, özünü dinleyene veren parçalar.

Sonuç olarak Ghostlights kulağa hoş gelen, standart bir Avantasia albümü. Grubun kemik kitlesi için kabul edilebilir kayıtlar içeriyor. Beğenmeyenler de olacaktır elbet. Grubun dinleyicileri albümü tartışmaya devam ederken, Tobias Sammet bu tür kayıtlar yapmaya devam edeceğinin sinyallerini de veriyor.

Türk Gitar Puanı: