Hayko Cepkin farklı bir adam. Yıllardır kendini geliştirdi, tırnaklarıyla kazıyarak şu an bulunduğu konuma gelmeyi başardı. İlk popüler olduğu yıllarda clean ve nağmeli vokal tarzı ile kendini sevdirmeyi başardı. Sesini güçlendirdi. Uzak doğu sporları ile birleştirdiği bir meditasyon sistemi ile sesini ve nefesini güçlendirdiğine dair yazılar okumuştum. Hiçbir zaman yerinde saymadı ve her zaman farklı şeyler deneyerek müziğini geliştirdi. Ve evet, en sonunda brutal vokali bile yapmış olduğu naif müziğin içine monte etmeyi başardı. Sırf bu sebepten bile sonsuz saygıyı hak eden bir sanatçı. Türkçe müzik dinleyicisinin popüler kültüre ait olan kesimi tarafından genellikle “böğürmek” olarak nitelenen bir tarzı onlara kabul ettirmek kolay bir iş değil. O, bunu başardı.

Methiye ile başlangıcı yaptıktan sonra konserde olup bitenlere geçelim. Öncelikle IF Performance Hall Beşiktaş‘a değinmek istiyorum. Bu konser itibari ile ilk defa IF’te bir konser tecrübesi yaşadım. İsmini çokça duyduğum ancak bir türlü gitme fırsatı bulamadığım bu mekan beni kelimenin tam anlamıyla cezbetti, hayran bıraktı. İçeriye girince farklı bir yere girdiğiniz hissiyatını yaratan ender mekanlardan biri. Ender diyorum çünkü gerçekten bu tarz mekanların sayısı her geçen gün azalıyor. Nispeten elit diyebileceğimiz kültürel seviyesi yüksek kitleye hitap etmek bile zor hale geldi. Büyük bir marka olan Hard Rock Cafe İstanbul bile kepenk kapattı.


IF gerçekten ferah bir konser ortamı sunuyor. Balkon kısmı bomba. Hem müziğinizi dinleyebiliyor, hem de sigaranızı (sigara kullanmıyorum ama dikkate değer bir detay oldu benim için bile…) içebiliyorsunuz. Ayrıca konser sırasında yerli yersiz gelip “bir şey içer misiniz” diye sık boğaz eden garsonlar yok. Bence bu en önemlisi. Tuvaletler de çok temizdi. Benden tam not aldı.

Hayko Cepkin, saat yaklaşık 22.15 sularında sahneye çıktı. Enerjisini ilk şarkıdan son şarkıya kadar seyirciye geçirmeyi başardığını söylemem gerekiyor. Setlist’in büyük çoğunluğuna hakim olduğumdan ötürü çoğunlukla keyifli anlar yaşadım. Hayko, stüdyoda yumuşak olarak niteleyebileceğimiz şarkıları bile canlı performansta gümbür gümbür, beynimize vura vura çalıyor ve okuyor. Clean vokalli tüm şarkıların belli kısımlarına az da olsa brutal vokal sıkıştırıyor. Çok değerli bir ses ve sanatçı olduğunu, hem vokal performansı ile hem de sahnedeki duruşu ispat etti. Bana göre kendisi tam bir frontman. Bunun hakkını veriyor.

Teknik bir eksiklik olarak görebileceğim tek şey, klavye olmamasıydı. Hayko’nun müziğinde çok önemli bir yer edinen klavyenin banttan çalınması bana tuhaf geldi. Hayko bildiğim kadarıyla zaten kendi klavyesini kendi çalıyor. Besteleri kendisi klavye ile yapıyor. Başka birine bu sıfatı yüklemek istememiş olabilir. Bunu da bir nebze anlayışla karşılıyorum. Klasik 4’lü rock band konsepti sahne duruşu olarak onlara çok yakışıyor.

Son albümde yer alan cover şarkıların ağırlıkta olduğu bir setlist vardı. Elbette Hayko’nun kendisi ile özdeşleşmiş hit parçaları da aralara serpiştirilmişti. Ben en çok cover parçalardan keyif aldım. Zira gerçekten çok güzel bir düzenleme ile bunları sunmuş. Albüm, stüdyo kaydını dinlediğiniz zaman soft bir albüm olarak değerlendirilebilir ancak canlıda izleyince aslında ne kadar sert noktalara kayabildiğini görebiliyorsunuz. Gümbür gümbür power gitar ve brutal vokal… Son albümün canlı performanstaki özü bu iki şey. Kudurttu resmen mekanda bizleri.

Hayko, konserin sonlarına doğru Beşiktaş amigoluğuna soyunmayı da ihmal etmedi. Üçlü çektirdi ve bir süre Beşiktaş marşları söylendi. Bu sırada kısa bir konuşma yaptı ve Beşiktaş’ın şampiyonluk kutlamalarında sahne alacağını müjdeledi. Eğer tabii şampiyon olabilirsek…

Konser benden tam not aldı. Mekan, ses, sanatçı performansı; hepsi gerçekten çok güzeldi. Keyifli bir akşam geçirdim. İlerleyen dönemde tekrar yeni bir Hayko Cepkin konserinde bulunmayı çok istiyorum. Son bir ekleme yapmak istiyorum, konserin sonunda Hayko’nun şöyle bir ifadesi oldu: “biz daha iyisini yapana kadar en iyisi bu”. İddialı ve bence hakkını veriyor.