Moğollar, 11 Mart Cuma akşamı Zorlu Performans Sanatları Merkezi`nde idi. Cem Karaca da oradaydı fötr şapkası ve işçi tulumuyla; Barış Manço da oradaydı yüzükleri, dalga dalga saçları ve bıyıklarıyla. Engin Yörükoğlu da gülümsüyordu uzaklardan sanki çok yakınmışçasına, Panço lakaplı Mithat Danışan da ve daha nice değerli isimle birlikteydik. Taner Öngür’ün sahnede dediği gibi, “Herkes sanki aynı gruptaydı…”

11 Mart Cuma akşamı, 43 yıl sonra çıkagelen ve kısa sürede tükenip ikinci baskısı için çalışmalara başlanan “Cem Karaca – Moğollar – 2.2.1973 Ankara” albümünün lansman konseri gerçekleştirildi. Salonda yüzlerce müziksever, İzzet Öz’ün keyifli sunumu, sahnede birçok dev isim, her şarkı için perdeye yansıtılan görüntüler, fotoğraflar ve gökteki yıldızların bile sönük kaldığı performanslar. Kesinlikle unutulmayacak ve eşine rastlanılmayacak bir gece oldu.

Ağrı Dağı Efsanesi ile…

Moğollar, geleneği bozmadı ve konsere “Ağrı Dağı Efsanesi” ile giriş yaptı. Bu gece setlist’te lansman albümünden de şarkılar olduğu için Ağrı Dağı Efsanesi bu kez kısa tutuldu. Ardından  “Devlerin Aşkı”, “Dila Hanım”, “Selvi Boylum Al Yazmalım” gibi klasikler arka arkaya geldi. Her biri Türkiye sinema tarihine de ayrıca damga vuran bu besteler, Cahit Berkay’a ait ve Moğollar yorumu gerçekten harika.

Bu arada, Cahit Berkay’ın bu konserde kullandığı beyaz Gibson Les Paul gitarı ve Taner Öngür’ün özellikle lansman albümü şarkıları için tercih ettiği Beatles bass denilen 2011 model bass gitarı muhteşemdi. Ve bir de davul vardı, ama ne davul!

Ayzer Danga, bu konser için kalplerin serildiği bir yoldan yürüyerek geldi

Ülkemizin en önemli müzisyenlerinden Ayzer Danga, özellikle 70’lerde Moğollar ve Erkin Koray ile birçok başarılı işe imza attı. Bu konsere yıllar sonra sırf Ayzer Danga’nın performansını izlemek için gelen arkadaşlarım da vardı.

Usta sanatçı, Moğollar’ın ilk etap performansı tamamlandıktan sonra Ankara albümüne geçiş yapılmasıyla birlikte sahneye adım attı ve alkış tufanı koptu. Gördük ki yıllar geçse de kalite eskimiyor. Daha performansına yeni başlamışken öyle davul soloları attı ki refleksleriyle parmak ısırtmadı, parmak yedirtti adeta!

Ek olarak, Ayzer Danga ile Moğollar’ın davulcusu Kemal Küçükbakkal, konserin son şarkılarında birlikte performans sergileyerek izleyicilere çift davul güzelliğini de sunmuş oldu.

Ufak bir hatırlatma yapmak gerekirse, YouTube’a giderek Erkin Koray’ın “Cemalım” klibini izleyebilirsiniz. Ve oradaki davula dikkat edin. O davul, Ayzer Danga’nın ilk davuluydu ve cuma akşamı gerçekleştirilen konserde o da vardı!

Tarihe tanıklık etmiş bir davul düşünün

Ayzer Danga’nın 70’li yıllarda kullandığı ve daha sonra bir müzisyene sattığı davul, cuma akşamı gerçekleştirilen konser için sahnedeydi. Bu davulun son sahibi, Moğollar’ın solisti Emrah Karaca’nın arkadaşıydı ve Karaca, özel bir rica ile bu davulu bu güzel geceye kazandırdı. Biraz da geçmişe gidecek olursak…

Cahit Berkay’ın anlattığına göre bu davul, zamanında Barış Manço’nun da yardımıyla Belçika’nın Liege şehrinden alınıp Türkiye’ye getirilmiş, ama bu pek de kolay bir süreç olmamış. Berkay, çeşitli aksilikler sonucunda cebinde parasız, tıkış tıkış dolu bir trende 3 gün boyunca sehayat etmek zorunda kalmış ve evet, bu davul da yanında.

Aç kalınca trende sazını çıkardı ve başladı çalmaya

Berkay, yanında getirdiği yemeklerin küflenmesi ve cebinde de para olmaması sebebiyle aç kaldığı için trende yemek yiyenleri görünce şöyle bir çözüm geliştirmiş: “Çıkardım çantamdan sazımı ve çalmaya başladım. Herkes beni hippi sandı, ama ben Türküm diye bağırdım. Performansım hoşlarına gitmiş olacak ki herkes yemek ikram etti ve açlık problemini böyle çözdüm.”

Cem Karaca’nın tüyleri diken diken eden o sesi!

Gecede Ankara albümünden şarkılar, Emrah Karaca’nın sesiyle yeniden hayat buldu. “Deniz Üstü Köpürür”e sıra geldiğinde, Cahit Berkay’ın elinde bir de yay göründü. Tıpkı albümde çaldığı gibi sahnede de gitarı yayla çalarak kendine has yorumunu yansıttı. Ve sıra gelmişti “Ala Geyik Destanı”na. Yani albümün en uzun ve en etkileyici şarkısına. Öyle ya, bu bir şarkı, bir öykü, bir uzun hava, hatta daha fazlası. O yüzden Cem Karaca’nın da o etkili sesini duymalıydık. Öyle de oldu. Şarkının bazı bölümlerinde herkes sustu, sadece Cem Karaca söyledi. Bu sırada mikrofonda Karaca’nın fötr şapkası vardı. Etkileyici dakikalardı.

Fuat Güner: “Taner sen ölmemiş miydin?”

Gecenin özel konuklarından biri, Fuat Güner idi. 60’lı yıllarda Kaygısızlar grubunda müzik yapan ve daha sonra birçok isimle çalışmalar yaparak başarılı işlerini MFÖ grubunda da sürdüren Güner, ilginç bir anısından söz ederken herkesin bir dönem Taner Öngür’ün öldüğünü düşündüğünden bahsetti. Cahit Berkay da bu isimlere dahildi. Tabii o sıralar yurt dışında konserler ve albümler için arayışlar da var. Haber almak zor olabiliyor ve bu söylentiler çıktıktan 1-2 yıl sonra, Fuat Güner’in ofisinin kapısı çalınmış. Gelen Taner Öngür. Fuat Güner şok geçiriyor ve “Sen ölmedin mi ya?” diyor. Öngür’ün cevabı ise basit, “Yooo…”

Güner, bu açıklamalarının ardından Dağlar Dağlar ile seslendi hepimize. Cahit Berkay da yaylı tamburunu almıştı eline. Gecenin özel konuklarından biri de Şehnaz Sam’dı. Önce davulun başına geçti ve ardından “Resimdeki Göz Yaşları” şarkısı için Fuat Güner ile Emrah Karaca’ya eşlik etti. Çok güzel bir performanstı.

Doyumsuz bir geceydi

Serhat Ersöz’den de bahsetmemek olmaz. Her şarkının, her yorumun daha güzel olması için çok iyi bir performans sergiledi. Zaman zaman tek başına aldı yürüdü, yürürken yanında bizi de götürdü. Ankara albümünün hazırlanış sürecinde onun da katkıları büyük.

Yaklaşık 2 saat süren konser boyunca birçok duygu yaşandı. Şarkılar söylendi, hatıralardan söz edildi, aramızda fiziken olmayanlar anıldı, ülkemizin sorunlarından söz edildi, gülündü, eğlenildi, yer yer gözler doldu, ama eminim gecenin sonunda herkes evine etkilenmiş bir şekilde gitti.

Ha unutmadan! Konserin birkaç kamera ve profesyonel ses kayıt sistemiyle kayıt altına alındığını gördük. Eh, İzzet Öz gibi bir isim işin içinde olunca, sanıyoruz yakın bir zamanda bu konserin DVD’leri de çıkacaktır.