Tam bir ay önce evde Europe’un yeni albümü War Of Kings‘i açmış dinliyordum. Albüm, ilk şarkısından itibaren soloları ve sözleriyle sizi kendine bağlıyor. Albümü dinlerken Europe’u mutlaka canlı izlemem gerek diye düşünmüştüm. İki gün sonra grubun 54. Uluslararası Bursa Fesivali kapsamında sahne alacağı haberini gördüm. Haliyle biraz şaşırdım ve ilk başta şaka olduğunu düşündüm çoğunuz gibi. Adamlar zamanında en büyük festivallerin headlinerıydı ve hala da öyleler. Ama gerçekti. 1986 yılında bütün dünyayı The Final Countdown ile sallayan İsveçli rock efsanesi Bursa Açık Hava Tiyatrosu’nda konser verecekti. Bunu duyduktan sonra hemen biletlerimizi kaptık ve konser gününü beklemeye başladık. İşin ilginç tarafı konser biletleri 33 ve 23 TL’lik fiyatlardan satılıyordu.

Konser günü geldi ve Açık Hava Tiyatrosu’na doğru yola koyulduk. Biletler neredeyse tükenmişti ve seyirci konserin başlamasına az bir süre kala bütün tiyatroyu doldurmuştu.Europe, konsere yeni albümden War Of Kings şarkısıyla giriş yaptı. Grubun 80’ler ve 90’ları kasıp kavurmuş olduğu aynı enerjisiyle sahnede çaldıklarını net bir şekilde görebiliyordunuz. Grup setlisti son albüm ağırlıklıydı fakat Out of This World ve The Final Countdown albümlerinden de en sevilen parçalarını çalmayı ihmal etmediler.

Carrie ve Rock The Night’ta Joey mikrofonu seyirciye uzattı ve herkes sonuna kadar şarkılara eşlik etti. Yeni albümün en beğenilen şarkılarından War Of Kings, Praise You ve Days Of Rock’n’Roll’u çalmaları konserin en güzel anlarıydı. Grup Days Of Rock’n’Roll’un ardından sahneden indi. Birkaç dakika sonra sahneye tekrar geldiklerinde The Final Countdown’un klavyesi duyulduğu anda ortam koptu. Herkes sandalyelerin üstüne çıkıp zıplamaya başladı ve bütün tiyatroya konfetiler yağmaya başladı. Konfeti yağmuru altında The Final Contdown dinlemek kesinlikle hayatımda unutamayacağım anlardan biri oldu. Herkes bağıra bağıra The Final Countdown’u söyledi ve Europe muhteşem konserini bitirdi. Konserin sonunda seyirciyi çok beğendiklerini söylediler ve en kısa sürede tekrar geleceklerinin sözünü verdiler.

Genel olarak seyirci çok gençti fakat buna rağmen herkes grubun hemen hemen bütün şarkılarını eksiksiz biliyordu. John Norum’un performansını kesinlikle anlatmaya gerek yok. Dünyanın en iyi gitaristlerinden biri ve hala yaptığı işler en üst düzeyde. Konserde attığı her soloda seyirci coşuyor ve alkışlar bitmiyordu. Joey Tempest bütün konser boyunca bir kez bile yerinde durmadı. Joey, bütün pozitif enerjisini seyirciye aktarabiliyor ve bunu yapabilen az sayıda vokalistlerden biri. Performans olarak bütün grup müthiş enerjik ve hiç durmaya niyetleri yok. Eğer 80’lerden günümüze kadar rock müziğinin nasıl geliştiğini görmek istiyorsanız yapmanız gereken tek şey Europe konserine bir bilet kapmak ve grubu sahnede canlı izlemek.

Konserin unutulmaz anları:

  • John Norum’un The Final Countdown solosu unutulmaz!
  • Joey Tempest konserin başında mikrofonu güvenlik görevlilerine uzattığında görevlilerin suratlarındaki ifadeler görmeye değerdi.
  • Joey sahnedeki fotoğrafçıyı çağırdı ve seyircilerle beraber fotoğraf çektirdi. Ardından bütün şarkıyı seyircilerin arasında söyledi.
  • John Leven seyircilere konser boyunca bir poşet dolusu pena verdi.
  • Joey Tempest şarkı aralarında “Haydi delirelim!” diye bağırdı. Aksanı ise mükemmeldi.
  • Joey güvenlik görevlilerinin yanına girip sert adam tavrında şarkı söyledi.
  • The Final Countdown’u konfeti yağmuru eşliğinde söylemek bırakın konseri hayatımızdaki en unutulmaz anlardan biriydi.

Europe’un bir dahaki gelişinde grubu canlı dinlemenizi tavsiye ederim. 80’lerden günümüze rock müziğin en efsane gruplarından biri, kesinlikle izlenmeli.