Exodus’un yeni albümü piyasaya çıktı. Bu yılın merakla beklenen thrash metal albümlerinin başında gelen bu albüm, Kirk Hammett ve Chuck Billy gibi önemli isimlerin konuk sanatçı olarak yer alması sebebiyle herkes tarafından farklı bir merak içerisinde beklendi. Albüm ile ilgili söylenecek en basit ifadeyi söyleyerek incelemeye başlamak istiyorum: thrash metal 1980’lerdeki en şaşalı dönemlerini geride bırakmış olabilir ancak Exodus hala çıtayı yükseltmeye ve thrash metali en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyor.

Öncelikle Exodus’un grup içinde yaşanan bir takım gelişmelerine değinmek gerekiyor. 2010 yılında yayınlanan Exhibit B: The Human Condition albümün ardından çok fazla gelişme ortaya çıktı. Öncelikli olarak Gary Holt’un artık hayatında yeni bir grup daha var. Slayer’a dahil oldu ve bir süre sonra Slayer’ın daimi üyesi olarak tanıtıldı. Buna ek olarak Exodus’un en beğenilen vokalisti –ki benim için de öyledirSteve “Zetro” Souza sürpriz bir karar ile gruba geri döndü. Albüm Mart – Temmuz 2014 ayları arasında kaydedildi. Steve “Zetro” Souza’nın gruba geri dönüşü ise Haziran 2014’te açıklandı. Böylece 2005’ten bu yana grubun vokalisti olarak yer alan Rob Dukes kadrodan kovulmuş oldu.

Gary Holt’un Slayer kadrosuna dahil olması kafaları karıştıran bir durum ortaya çıkartmıştı: Holt’un Slayer kariyeri, Exodus’u nasıl etkileyecek? Çok geçmeden ortada kafa yoracak çok büyük bir sorun olmadığı anlaşıldı. Slayer’ın yeni albüm çalışmalarında Gary Holt’un yer alacağı fakat şarkı yazımına herhangi bir katkısının olmayacağın duyuruldu. Formül çok basit: Kerry King yazacak, Gary Holt kaydedecek. Hal böyle olunca lirik ve beste yazmak konusundaki tüm eforunu Exodus’a harcayan bir Gary Holt görüyoruz. Blood In, Blood Out albümünün neredeyse tamamı Gary Holt imzalı parçalardan oluşuyor.

Albümün açılışı Black 13 isimli parça ile yapılıyor. Bu parçada gruba Dan The Automator eşlik ediyor. Kendisi hip-hop ve elektronik müzik ile ilgilenen bir prodüktör. Parçanın girişinde yer alan “metal ile alakası olmayan” kısımlar ona ait. Introdaki davul-gitar yürüyüşü çok hoşuma gitti. Biliyorsunuz bu tarz girişlerin üstadı Ulrich-Hetfield AŞ‘dir; Black 13’de Gary Holt-Tom Hunting ikilisi güzel bir iş başarmışlar. Bu parçanın ardından albüme adını veren parça Blood In, Blood Out geliyor. Çok gaz bir giriş ile başlayan parça, neden albüme adını verdiği ispatlar nitelikte. Ortasındaki interlude bölümü gerçekten çok başarılı. Albümün açık ara favori parçası.

Bir albümü incelerken tek tek parçaları ele almayı sevmediğim için gözüme takılan detaylar ile devam edeceğim. Fakat öncelikle Chuck Billy ve Kirk Hammett’ın konuk sanatçı olarak yer aldığı parçalara değinmek istiyorum. Salt The Would, Kirk Hammett’ın yer aldığı parça. Muhteşem bir riff’e sahip. Nakaratındaki gitar riff’i çok başarılı. Şarkının ilerleyen kısımlarında ezgisel bir riff giriyor, çok can alıcı bir kısım. Kirk Hammett’a ait olan kısımlar, yani sololar direkt olarak kendini belli ediyor. Metallica’yı yakından takip edenler Kirk’ün tarzını zaten bilirler. Kendine has bir tarzı ve imzası olduğuna hiç şüphe yok. Bu parçada da bunu sonuna kadar göstermiş. Chuck Billy’nin yer aldığı parça ise BTK. Uzun bir intro bölümünden sonra “öküz gibi” bir giriş ile Chuck Billy kendini gösteriyor. Zetro ile benzer tarzda vokal tarzları olduğuna inanıyorum. Chuck Billy’nin ekstra özelliği ise çok güzel ballad okumasıdır. Blood In, Blood Out çok gaz ve güçlü bir albüm olmuş. Keşke tek parçalık bir düşüş yapmayı tercih edip, düşen parçayı da Chuck Billy’ye okutsalarmış… Bu parçada ekstra bir farklılık göremiyoruz. Zetro okusa da ancak böyle olurdu.

Albümün geri kalanında gözüme çarpan en büyük hit adayı Body Harvest oldu. Intro konosunda Exodus’un belki de bu albümde yaptığı en iyi eser bu diye düşünüyorum. Metallica – Cyanide’ı anımsatan bunalımlı bir gitar tonu ile giriş yapılıyor. Çok beğendim. Bu tarz introlarda davulun destekleyici etkisi çok önemlidir. Body Harvest’ta çok iyi bir biçimde bu işlev sağlanmış. Hatta şöyle söyleyeyim, bu parçanın davullarının -kick’ler hariç- Lars Ulrich tarafından yapıldığını söyleseler hiç yadırgamazdım. Çok kaliteli bir yapım. Geri vokal harika. My Last Nerve isimli parçanın nakaratı ve alttaki gitarın tınısı harika. İyi düşünülmüş bir parça.

Blood In, Blood Out albümü riff olarak çok doyurucu bir albüm olmuş. Gary Holt tüm hünerlerini sergilemiş. Bas gitarın doyuruculuğu da üst seviyede. Bazı kısımlarda yalnızca bas gitarın yürüdüğü kısımlar harika. Örnek, Numb. Davulu zaten anlatmaya gerek yok. Üst kısımlarda bolca davulu övdüğümü düşünürsek, bende bıraktığı izlenimin ne kadar iyi olduğu ortaya çıkıyor. Son dönemde parçalarda en dikkatimi çeken kısım davullar, bir davul çalma isteği de oluştu bünyemde. Bu yüzden olsa gerek gitardan önce ilk olarak davullara dikkat ediyorum. Harika olmuşlar. Solo bakımından da fazlasıyla doyurucu bir albüm diyebiliriz. Gary Holt ve  Lee Altus muhteşem sololar çıkartmışlar. Yer yer doğu ezgilerine kayan solo kısımları bulunuyor. En sevdiğim farklılıklardan biridir bu. O yüzden çok beğendim.

Exodus 2014 yılının en başarılı thrash metal albümlerinden birine imza atmış. Önümüzdeki dönemde bir turneye çıkacaklar. Türkiye’ye gelirler mi bilemiyoruz fakat geçen yılın zengin festival takvimini gördükten sonra bir baba yiğit çıkıp Exodus’u da albüm turnesi kapsamında Türkiye’ye getirebilir. Neler olacağını bekleyip göreceğiz.

Türk Gitar Puanı: