2013 yılının başlarında Dave Grohl tarafından yapılan açıklamada Foo Fighters’ın yeni albüm üzerinde çalıştığı belirtilmişti. Aynı sene, Ağustos ayında ise daha önce hiç kimsenin yapmadığı türden hazırlanacak yeni albümün 2014 yılı içerisinde yayınlanacağını söylemişti. Daha sonra yapılan açıklamalarda her şarkının farklı bir şehirde kaydedileceği, böylece her şehrin ruhunu yansıtacak çok çeşitli bir albüm yapılacağı anlaşılmıştı.

Albüm 10 Kasım’da resmi olarak yayınlanmadan önce ilk 4 şarkısı single olarak yayınlanmıştı. Bunlardan ilki 16 Ekim’de yayınlanan Something From Nothing, Holy Diver’a benzerliğiyle dikkat çekmiş ve bir kesim tarafından saygı duruşu olarak nitelendirilirken diğer bir kesim tarafından kopya muamelesi görmüştü.

2011 yılındaki Wasting Light albümü ile tek rakiplerinin kendileri olduğunu kanıtlarcasına zirve yapan gruptan beklentiler oldukça üst düzeydeydi. Yayınlanan 4 single içerisinden benzerliği ile dikkat çeken Something From Nothing dışında en dikkat çekici şarkı Congreation olmuştu.

Foo Fighters

Austin, Chicago, Los Angeles, Nashville, New Orleans, New York, Seattle ve Washington şehirlerinde kaydedilen 8 şarkılık albümün bir de bu şehirleri konu alan 8 bölümlük belgeseli var. Ayrıca 13 Ekim haftasında David Letterman’a bir hafta konuk olan FF, albümün reklamını dört bir yandan yapmıştı.

42 dakikalık albümde, Something From Nothing’i bir kenara bırakırsak ikinci parça The Feast and The Famine, tonlarıyla ve ritmiyle tam bir Foo Fighters parçası olduğunu belli etmesine rağmen beklentilerin altında kalan bir parça. Nashville’de, lead gitar ve geri vokalde Zac Brown eşliğinde kaydedilen üçüncü parça Congregation ile keyifler yerine geliyor. 3. Dakikadan sonraki gitar oyunları ile daha bir ilgi çeken parça Zac Brown’ın katkılarıyla ilk büyük beğeniyi alıyor. Yayınlanan son single What Did I Do/God as My Witness iki bölümden oluşuyor. İki bölüm de müzikal tarzıyla Foo Fighters olmaktan uzak bir noktada başlayan ve daha sonra silkelenip kendine gelen ortalama üstü bir bütünün parçaları.

Albümün ikinci yarısı Los Angeles’da lead gitarist olarak konuk edilen Joe Walsh ile kaydedilen Outside ile başlıyor. Albümün en büyük favorisi olan parça, aynı zamanda büyük ustanın büyülü dokunuşlarını barındırıyor olmasıyla da ayrıca değerli. In The Clear ise 60’lardan günümüze kadar süregelen Preservation Hall Jazz Band eşliğinde kaydedilen keyifli bir parça. Artık kuru kuru ritm, solo ve davuldan şarkı oluşturmak yerine bu tip süslemeler yapmak her albüm için ayrı bir heyecan, ayrı bir lezzet oluyor. Subterranean ise gitar ve vokalde Ben Gibbard’ı konuk ediyor. Outside kıvamında, güzel bir parça olmasına rağmen onun kadar değişken olmadığından içine çeken bir hava veremiyor. Genele oranla tekdüze. Son parça I Am a River ise David Bowie ve Morrisey ile çalışmalarından bilinen Kristeen Young’ı geri vokallerde konuk etmiş. Birkaç defa patlama yaparak nakarata girecekmiş havası vermesine rağmen o noktadan geriye düşürerek hevesi kursakta bırakıyor. Nakarat ise beklenen patlamadan çok uzakta seyrediyor. Albümün kapanış şarkısı için kötü bir seçim.

O kadar prodüksiyona ve reklama rağmen beklenen etkiyi göstermeyen albümü sırf “Wasting Light albümünden sonra böyle albüm mü olurmuş?” düşünceleriyle kötülemek yanlış. Foo Fighters adıyla yayınlanmış olmasına rağmen şarkılara eşlik eden müzisyenlerin oluşturmuş olduğu değişiklikleri, albümü dinledikten sonra daha net fark edebilirsiniz. 

Belgeselin tamamını izleme şansım olmadı fakat izlediğim kadarıyla söyleyebileceğim tek şey, Dave Grohl ne yapsa iyidir. Zira şarkı sözlerini konuk edilen sanatçılarla yapılan sohbetlerden yazmak, Amerikan müzik tarihinin, blues’un bu türü nasıl etkilediğini irdelemek, farklı ortamların müziğe etkisini ölçebilmek fazlasıyla büyük bir iş. Bir Foo Fighters albümünden çok Foo Fighters aracılığıyla geçmişin şimdiye ve geleceğe etkisini inceleyen, geçmişi şimdiye konuk eden deneysel bir çalışma yapılmış. Bunlar göz önünde tutulduğu takdirde oldukça keyifli bir albüm sizleri bekliyor. Albümü dinlerken ısrarla bir önceki albümün Foo Fighters’ını aramayın, kendinizi üzmeyin.

Yaşasın Dave Grohl!

Türk Gitar Puanı: