– Türk Gitar: Öncelikle hoşgeldiniz, röportaj isteğimizi geri çevirmediğiniz için çok teşekkür ederiz.
– Fulya Akgün: Ben teşekkür ederim. Turkgitar.net gibi bir sitenin içinde yer alacak olmak keyif verici.

– Türk Gitar: Erken yaşlarda gitara merak sarmışsınız, olayların nasıl geliştiğinden biraz bahseder misiniz?
– Fulya Akgün: Tabii ki. İşin aslı, beni gitara yönlendiren annemdir. İlkokul çağlarında dizim sakatlanmıştı. O dönemlerde aileler çocuklarını spora ya da müziğe yönlendirirler bilirsiniz. Bir gün annem gazetede Eric Clapton’ın bir ropörtajında, aynı şekilde bacağından bir sıkıntısı olduğu için gitara yönlendiğini okumuş. Onun üzerine beni Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde klasik gitar kursuna göndermeye karar vermiş. Gitarı ilk elime aldığımda ve örümcek egzersizlerini yapmaya başladığımda gitara, kelimenin tam anlamıyla aşık oldum. Kursta toplu ders yapıyorduk. Süreç içerisinde hocamla birebir ders yapmaya ihtiyaç duymaya başlamıştım. 13 yaşındaydım ve lise giriş sınavlarına girmek üzereydim. Sınavlara hazırlanıyordum ve bir yandan da harıl harıl gitar çalışıyordum. Solfej hocam Aşkım Güney’în beni yönlendirmesi ve hem Aşkım hocamın hem de gitar hocam Tülünay Engin hocamın beni sınava hazırlaması sayesinde İstanbul Avni Akyol Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’ne girmeye hak kazandım. 2 yıl sonra da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın lise bölümüne geçiş yaptım. Profesyonel müzik hayatıma bu şekilde ilk adımı atmış oldum ve şimdi buradayım.

– Türk Gitar  Lise ve akademik eğitim sürecinizin temelinde hep sanat, müzik ve gitar vardı. O dönemleri bir de sizin ağzınızdan dinleyelim.
– Fulya Akgün: Lisedeyken gözüm gitarımdan başka bir şey görmüyordu açıkçası. Çokça klasik ve jazz konserlerine giderdim. Konservatuarda çok fazla dersimiz olduğu için boş zamanlarımda -okulda Akvaryum dediğimiz bir yer vardı- kendimi gitar çalışırken bulurdum. Biraz içime kapanıktım diyebiliriz. Ruhumu anlatan ve doyuran en yakın arkadaşım gitarımdı. Tabii ki çok yakın arkadaşlarım da vardı. Fakat müzik, gitar ve sanatla iç içe olmak benim için bir meditasyon yöntemiydi adeta.

– Türk Gitar: Elektro gitara ve rock müziğe olan ilginiz ne zaman başladı?
– Fulya Akgün: Ortaokul sıralarında az kafa sallamadım. Sene 97, walkmande Pentagram’ın Anatolia albümü ve gitarda Demir Demirkan… Öğle tenefüsünde en yakın arkadaşım Figenle –hala öyle- aynı anda walkmanleri açıp karşılıklı kafa sallarken müdür yardımcısına yakalanmışlığımız vardır. Bunun dışında bir Şebek fanzin fanıydım ve Rotting Christ, Amorphis, Inflames’i delicesine dinlerdim.

– Türk Gitar: Kırmızı’ya nasıl dahil oldunuz?
– Fulya Akgün: Sene 2005…Günlerden bir gün, ben konservatuarda gitar çalışırken, -daha önce hiç arkadaşlık etmememize rağmen- konservatuarın şan ve arp bölümünden mezun olan solistimiz İdil Çağatay, bana gelip ‘Gitaristim olur musun’ diye sordu ve ben de hiç düşünmeden kabul ettim. Ve her şey böyle başladı. O gün bugündür birlikteyiz.

– Türk Gitar  Türkiye’de rock piyasasında bayan vokallere rastlıyoruz fakat solo gitarist sıfati ile bir bayanı görmek çok alışkın olunan bir şey değil. Siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz, ne hissediyorsunuz? Çok keyifli olmalı.
– Fulya Akgün: Öncelikle evet çok az rastladığımız bir durum. Fakat ben inanıyorum ki Türkiye’de evlerinde çalışan ve gün ışığına çıkmamış gitar çalan çok kadın var. Ben çok çalıştım ve çok koşturdum. Grup olarak çok fazla sahne almış olmamızın da pozitif etkisi çoktur. Çünkü bir müzisyen sahne aldıkça olgunlaşır. Kolay bir süreç değildi ve çalışma şartları zorluydu. Bütün bunların üstesinden gelmeyi başardığıma inanıyorum. Öncelikle çok çalışmak ve çalıştığınızı insanlara bir şekilde göstermek gerekiyor. Çalışmak derken, oturup sadece gitar çalışmaktan bahsetmiyorum. Hayata çalışmanız gerekiyor. Bu süreçte insan ilişkilerinizin gelişmesi, başka sanatlara ilginizin çoğalması ve bunu araştırarak büyütmeniz, politikayla ilgilenmeniz ve insanlara söyleyecek bir şeyleriniz olması gerekiyor. Yaptığınız müzikle bir şey anlatmıyorsanız boş konuşuyorsunuz demektir. Hem ben hem de grupça hep bunu yapmaya çalışıyoruz. Bunu yapmayan her müzisyen silinmeye mahkum. İşte bundan dolayı ya da işin zorluklarından dolayı ortaya çıkamamış ya da silinmiş kadın müzisyenler var.

– Türk Gitar: Atölye Gitar’ı kurma fikri nereden çıktı?
– Fulya Akgün: Kendimi bildim bileli bir şeyler öğretme çabasında olan bir insanım. Bu yolda her şeye kendim tırmalayarak ulaştım ve kolay olmadı. İstiyorum ki çocuklar, gençler bu sıkıntıları yaşamasınlar. Onlara tecrübelerimizle yol gösterelim. Hayatın amacının öğrenmek ve öğretmek olduğunu düşünen ve eğitimin gücüne çok fazla inanan bir insanım. Hal böyleyken, bire bir ders verebileceğim güzel bir ortam yaratmak istedim ve sonucunda o yer Atölye Gitar oldu.

– Türk Gitar  Kendi çabaları ile gitar öğrenip, çok iyi yerlere gelen gitaristler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir eğitmen ve eğitimli bir gitarist olarak sizi ne düşündüğünüzü okurlarımız da çok merak ediyordur.
– Fulya Akgün: Tabii ki takdir ediyorum. Bu tür olaylar, insanın isteyince neler yapabileceğini gösteriyor. Kendi şansınızı kendiniz yaratıyorsunuz, yeter ki ne istediğinizi bilin. Bu noktada genler, yetenek, keşifçi-araştırmacı ruh (kişilik özellikleri ) ve disiplin devreye giriyor. Birçok güçlü özelliğiniz birleştikten sonra yapılamayacak hiçbir şey olduğuna inanmıyorum.

– Türk Gitar  Şu an müzik sektöründe olmak istediğiniz yerde misiniz? Geleceğe dönük planlarınız ve beklentileriniz neler?
– Fulya Akgün: Şu an müzik sektörü son derece yozlaşmış durumda. Sanata ve sanatçıya gereken özen ve destek gösterilmiyor. Yeni eserler halkla tanıştırılmıyor. Şu an bu konjonktüre rağmen iyi durumdayız diyebilirim. Yapmak istediğimiz çok fazla şey var tabii ki. Müzik sektöründen ve medya patronlarından beklentim, artık aynı şeyleri çevirip temcit pilavı gibi insanların önlerine sunmamaları, insanları üst düzey ürünler ve yeni sanatçılarla tanıştırmaları ve halkın araştırmasına imkan vermeleri olacaktır.

– Türk Gitar  Ne tarz müzikler dinlemekten hoşlanıyorsunuz? Özellikle çok beğendiğiniz ve ilham aldığınız birileri var mı?
– Fulya Akgün: İşim müzik olduğu için her tarz müziği dinlemeye çalışıyorum. Steve Lukather, Andy Timmons çok beğendiğim ve ilham aldığım isimler.

– Türk Gitar  Son olarak, sitemiz amatör gitaristleri eğitmek ve bilgilendirmek amaçlı bir site olduğu için, hazır sizin gibi bir eğitmeni de bulmuşken onlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
– Fulya Akgün: Herkes günde 8 saat çalışmanız gerektiğini söyleyebilir fakat ben şunu diyeceğim. Tamamen konsantre bir şekilde günde 2 saat çalışmanız yetecektir. Bir gün çalışıp 1 hafta çalışamamaktansa bu planı uygulamalarını öneririm. Çok gezmelerini, görmelerini, çok insan tanımalarını, gündemi takip etmelerini ve bunu enstrümanlarına yansıtmalarını tavsiye ediyorum. Son olarak enstrümanlarına asla küsmesinler ve yeniliklerden haberdar olsunlar.

– Türk Gitar: Bizi kırmayıp sorularımıza verdiğiniz içten cevaplar için çok teşekkür ederiz.
– Fulya Akgün:Ben teşekkür ederim, müzisyen adayları için çok faydalı bir röportajdı.