Bundan 4 sene önce L`enfant Sauvage isimli bir albümün çıktığını görmüştüm internette dolaşırken. Grubun ismi Gojira idi, yorumlar için gruba biraz baktığımda inanılmaz övgüler aldığını gördüm ve hemen Youtube üzerinden bir parçalarını dinleyeyim dedim. Tahmin edebileceğiniz üzere karşıma çıkan şarkıda uçan balinalardan söz ediliyordu. Ve ben duyduğum bu notaların açıkçası hastası olmuştum. Anında L`enfant Sauvage isimli albümü aldım dinledim, yetmedi üzerine grubun diskografisini edindim. Çünkü Gojira çok sade ve çok sertti, ruhumun bütün vahşet arayan tarafını gideriyor, beni koşarak duvarlara omuz atmaya davet ediyordu. Kısacası Gojira, vahşiydi.

Yaklaşık 4 senelik bir mazimin olduğu ve hayatımın bu döneminde sürekli olarak dinlediğim grup nihayet 2016 yılında yeni albümünü çıkarıyordu. Daha önce iki kez ülkemize gelmesine rağmen birisinde şehir dışında olmam diğerinde ise bir diğer festivalin Carcass`lı At The Gates`li kadrosunu tercih etmemden dolayı maddi durumumun el vermemesi sebebiyle izleyemediğim gruba bir özür mahiyetinde bu albümü edinip çılgınlar gibi kafa sallayacaktım. Fakat beklediğim maalesef gerçekleşmedi. Zira şu an The Way Of All Flesh albümünü dinleyerek Magma albümünün kritiğini yazıyorsam bu albüm ya kötüdür ya da Gojira değildir.

Albüm kayıt aşamasındayken grubun vokalisti Joe Duplantier`ın klasik müzisyen abartması sözleri olan ‘YEMİN EDİYORUM BUNDAN İYİ ALBÜM YOK, VALLAHİ EN İYİ ALBÜMÜMÜZ, DİNLEYEN BİR DAHA DİNLİYOR, GEL VATANDAŞ’vari sözleri ile büyük bir beklenti yaratan ekip yayımladığı ilk parça olan Stranded ile dinleyiciyi ufak bir matematik hesabına soktu. ‘Şimdi single diye dandik şarkıları yayımlasalar, albümün en kötüsü de bu olsa, oha lan harbi iyi albüm olacak baya’ şeklinde düşüncelere sevk eden grup kısa bir süre Silvera isimli parçasını yayınlayarak gönlümüzü aldı aslında. Silvera çok güzel bir parça ve bana kalırsa albümün en iyisi fakat işin devamında mevzu beklediğimiz gibi olmadı bir türlü.

Üçüncü single The Shooting Star yayımlanmadan önce ben zaten albümü edinmiş ve dinlemiştim. Bu süre zarfında biraz daha fikirlerim otursun, yargısız infaz yapmayayım diye bekledim ve albüme biraz daha ısındım açıkçası. Mario davulda yine bildiğimiz gibi muazzam işler yapmış ancak virtüözlük kaliteyi getirmiyor malumunuz. Gojira ne kadar Gojira olsa da, yaptığı iş Gojira`nın dışına çıkmaya başlamış. Özellikle benimsediğimiz, bir parçamız haline gelen From Mars To Sirius ve The Way Of All Flesh`deki anlayışı hafiften terk ettikleri L’enfant Sauvage’dan sonra Magma albümü grubun çehresini ve anlayışını tamamen değiştirdiğini gösteriyor bize.

Özellikle clean vokal kullanımına gösterdikleri eğilimle beraber 4 senelik bir aradan sonra yaklaşık 40 dakikalık bir albümle ‘biz geldik’ demeleri hayal kırıklıklarının en başını çekiyor. Albümün içinde ise Gojira Riffi diye bir kavramı oluşturan insanların yazdığına inanabileceğimiz pek bir şey yok. Silvera ve Magma dışında Gojira’nın yaptığına inanabileceğim bir parça bile yok. Fakat yine gruba olan gönül bağıyla dinlediğimde Stranded, The Cell ve ilk dinlememde baya laf söylediğim ama sonradan ısındığım The Shooting Star’a da yarım bir okey verebilirim.

İncelememin sonlarına gelirken en büyük hayal kırıklığım ve kızgınlığımı da belirtip öyle aranızdan ayrılayım. Hayır, yarısı bomboş olan, içinde 1-2 riff dışında pek bir şey bulamadığım Gojira albümü benim kızgınlığım değil. Benim kızgınlığım bu albüm çıkmadan önce ‘BÖYLESİ PİYASADA YOK ABİCİM‘ gibi sözlerle bizi beklentiye sokan, çok sevdiğim, çok saydığım ama çokça da kırıldığım Joe Duplantier`a. Umarız Gojira kısa bir süre sonra, daha Gojira olan bir albümle bize bir sürpriz yapıp aramıza döner. Puanım da Gojira`nın hatrına aşağıdaki gibi olacak.

Türk Gitar Puanı: