En iyi Hard Rock-Metal Performansı dalında Iron Maiden, Megadeth, Lamb Of God gibi çok güçlü adayların arasından sıyrılarak Grammy`i kapan Halestorm, “Into The Wild” isimli 3. albümlerini yayınladı. Şunu en başta söylemek isterim ki Halestrom, kariyerlerinin en iyi albümünü yayınlamış durumda. Bu kadar taze bir grup olup Grammy ödülü ve ardından böyle bir albüm hazırlamaları sanırım grubun ilk kurulurken Hale kardeşlerin birbirine verdikleri sözden geliyor. Halestorm, iki kardeşin sevgi ve rock’n roll eşliğinde sonsuza dek birbirlerine destek olacaklarına dair verdikleri bir söz üzerine kuruluyor. Şimdi gelin bu söz ile devamı gelen yeni albüme göz atalım.

Into The Wild isimli yeni albüm Atlantic Records etiketi ile 10 Nisan’da yayınlandı. Halestorm, bu albümde iki albüm üst üste prodüktörlüğünü yapan Howard Benson ile yollarını ayırdı. Into The Wild Life albümünün prodüktörlük koltuğunda Jay Joyce oturuyor. Albüm, 15 şarkıdan oluşuyor. Şarkı sözlerinin neredeyse tamamı diğer iki albümde olduğu gibi grubun solisti Lzzy Hale tarafından yazılmış. Hatun bu konuda gerçekten başarılı. Grup, bu albümde beste olayını bir üst seviyeye çıkarmış. Albümlerde şarkı geçişlerini dikkate alan biri olarak grubun bu albümünde oluşan şarkı geçişleri hoşuma gitti. Crossfade tekniği kullanılarak şarkı geçişleri sağlanmış. Bu durum albümün daha dinlenilir ve dinleyiciyinin kulaklarını yormayan bir albüm olmasını sağlamış.

Şarkıların temalarına baktığımızda aşk ve Lzzy’nin seksi, hırçın rock çıtırı durumları işlenmiş. Grubun bateristi Arejay Hale’in davul konusunda yeteneği gerçekten çok iyi. Bu albümde bateri’nin daha ön plana çıkması ile Arejay’in bu konudaki yeteneği bir kez daha belli oluyor. Albümün 3. parçası olan Sick Individual’de bunu fark edebilirsiniz. Albümün 13. şarkısı olan “I Like It Heavy”de de araya giren bateri atakları çok yerinde olmuş. Bu konuda Ajey geçmiş albümlere göre beni daha çok şaşırttı ve artık ileride yapacaklarının daha da şaşırtacağı mesajını verdi diyebilirim. Lzzy’nin de bu albümde kendini geliştirdiği ortada. Özellike albümün 4. şarkısı olan Amen’de ortaya koyduğu performans muhteşem. Lzzy’nin sesi tam bir rock müzisyenine uygun. Attığı çığlıklar, aniden çığlıkların kesilmesi ve sonradan geri dönüşü iyi başaran bir solist. Albümü dinlerken bir erkek rock solistinin verdiği hazdan daha fazlasını Lzzy’den alabilirsiniz.

“Into The Wild” önce ki albümlere göre içinde çok farklı müziksel öğeler barındıran bir albüm olmuş. Albümün geneli hard rock tarzını yansıtsa da çoğu şarkıda farklı tarzların esintileri var. Albümün 12. şarkısı “What Sober Couldn’t Say”de reggae tınıları duyuyorsunuz. Bu harmanlama albüm için güzel olmuş. Albümde oluşturulan gitar riffleri bakımından beni en çok etkileyen Mayhem şarkısı oldu. Albümün bu kadar çeşitli olmasında Jay Joyce’un şüphesiz payı vardır diye düşünüyorum. Hatırlarsanız albüm öncesi bir röportajda şunları söylemişti: “Sözsel ve müziksel olarak bizi çalıştıran her şeyi keşfettik. Kendimize bu kayıt için yeni bir standart buldu ve kendimize bir yönden özür dilemeyerek, kendimiz olmaktan başka şans tanımadık.” Evet gerçekten de bu söz bu albümü açıklıyor. Albüm tarzı o kadar dolu ve çeşitli olmuş ki dinlerken her mutfaktan yemek yer gibi hissediyorsunuz. O mutfaklardan biri de Gonna Get Mine şarkısında ortaya çıkıyor. Şarkı da country ve rock müzik öyle güzel harmanlanmış ki dinlediğiniz mutfağın yemeğinden emin olun doyacaksınız. I like It Heavy ve Jump The Gun şarkıları sizi bir anda 80’lere götürecek. Oluşturulan rifflerin yanında şarkılarda kullanılan synthesizer şarkıya adeta bir sos gibi geliyor. Albümde dikkatimi çeken en önemli müzikal olay da bu. Halestorm diğer iki albümünde synthesizer ve piyano seslerini neredeyse hiç kullanmamıştı. Bu albümde bu sesleri sıkça duyacaksınız.

Albümün 5. şarkısı Dear Daughter bu konuda başlı başına ele almamız gereken bir şarkı. Şarkı Lzzy’nin piyano performansından oluşuyor ardından giren solo ise hepinizin kalbini parçalayabilir. “Dear Daughter” albümün en duygusal şarkılarından. Ardından gelen “New Modern Love” isimli şarkının bazı kısımlarında ise çok ufak indie soul sesleri ortaya çıkıyor. “Bad Girl’s World” ve “What Sober Couldn’t Say” albümün balladları olmuş. Her ne kadar Grammy ödülünü kapmış olsalarda böyle taze bir grubun daha henüz 3. albümünde müzikal anlamda bu kadar çeşitlilik barındıran ve kaliteli bir albüm çıkartmaları muhteşem bir olay oldu benim için. Ama bu sadece hard rock duymak isteyen dinleyiciler için olumsuz karşılanabilir. Ayrıca hard rock dalında bayan solistli bir grubun piyasa içinde böyle başarılar elde etmesi ikinci bir güzellik. Umarım bayan solistlerin bu çalışmaları artar.

Yazımın başında da belirttiğim gibi Halestorm kariyerinin en başarılı albümünü yapmış durumda ve devamı daha sağlam gelecek gibi. Kendilerini severek takip etmeye devam ediyoruz. Bu albümü mutlaka dinleyin.

Türk Gitar Puanı: