Ev sahipliği yaptığı Amorphis, Moonsorrow ve Ensiferum gibi köklü müzik gruplarının hâlâ ilk zamanlardaki özgün çizgilerini takip ediyor olmalarıyla “Ne yediriyorsun bunlara?!” diye sordurtan Finlandiya’da kışın, güneş sabahın geç saatlerinde doğup, öğleden sonra da hemen batarmış. Hatta kış, gelmiş olduğunu o kadar yoğun hissettirirmiş ki, Finlandiya’nın en kuzey bölgelerinde haftalarca güneşin doğmadığı günler bile olurmuş.

1997 yılında ve Finlandiya’da kurulmuş olan Insomnium, diskografisinde birbirinden başarılı albümlerin yer aldığı özel ve saygı duyulası bir melodik death metal oluşumu. Grubu “özel” olarak nitelendirmemin temel nedeni, melodik death metal gibi sınırlarının dışına çıkılmasının çok zor olduğu bir müzik türünde “duygu” faktörüne önem vererek sert ancak aynı zamanda da duygusal yanı olan parçalar yapıyor olması. Melodik death metal ihtiyacınızı karşılamasının yanı sıra herhangi bir Insomnium parçası sizi derin bir şekilde düşündürebilir ve hatta hüzünlendirebilir de.

Insomnium’un bir önceki stüdyo albümü olan “Shadows of the Dying Sun (2014)”ı dinledikten sonra “Melodik death metal de ağlatır.” yorumunda bulunmuş ve Amon Amarth’ın yavaş yavaş gözümden düşmeye başlamasının da ufak bir etkisiyle Insomnium’a karşı zaten mevcut olan ilgimi daha da yoğunlaştırmıştım. Grubun yedinci stüdyo albümü “Winter’s Gate”in yolda olduğunu öğrendiğimde ise oldukça heyecanlanmış ancak albümün 40 dakikalık tek bir parçadan oluşacağını okuduğumda şüpheye düşmeden de edememiştim.

Teemu Tähkänen imzalı minimalist bir kapak ile dinleyicilere sunulan Winter’s Gate’in mix ve mastering’ini İskandinav metal gruplarını düzenli olarak takip edenlerin yakından tanıyacağı müzik adamı Dan Swanö üstlenmiş. Konuk müzisyenler arasında ise Teemu Aalto (geri vokaller) ve Aleksi Munter (klavyeler) bulunuyor. Munter’in müzik kariyerini 2001’den bu yana Finlandiyalı melodik doom/death metal grubu Swallow the Sun’da sürdürdüğünü de yeni bir grup arayışı içinde olan müzik dinleyicileri için unutmadan not düşelim.

Batı İrlanda’da bulunan efsanevi bir adadaki viking topluluğunun hikâyesini anlatan albüm, Insomnium’un özellikle şarkı yazma konusundaki sınırlarını zorlamaya çalışmasıyla ön plana çıkıyor. 40 dakikalık tek bir parça sunmuş olmanın hem grup, hem de dinleyici açısından oldukça riskli bir karar olduğu fikrini hâlâ savunsam da bu durum “Winter’s Gate”in sürükleyici bir albüm olduğu gerçeğini elbette ki değiştirmiyor. Insomnium, sıradan bir melodik death metal grubu olmadığını daha yıllar önce hissettirmiş olmasıyla artık kendini kanıtlama gereksinimi duymayan bir oluşum ve bildiğini okumaya Winter’s Gate’de de devam ediyor.

Duygu etkeni dışında Insomnium’u özel kılan diğer hususlar arasında yer alan akıllara kazınan gitar riffleri, eşlik etmek istenen vurucu nakaratlar ve melodik gitar soloları, Winter’s Gate’de bolca bulunuyor. Niilo Sevänen, growl vokalleriyle albüm boyunca yeterli bir performans sergilediği gibi, Ville Friman’ın zaman zaman ağırlığını ortaya koyduğu clean vokalleri de albümde tipik bir Insomnium havası estiriyor.

Kimi zaman adeta bir black metal albümüymüş gibi karanlığa bürünen, kimi zaman ise akustik gitarların ve piyano melodilerinin yer aldığı pasajlarla çevresine aydınlık saçan Winter’s Gate’in müzisyenlik açısından herhangi bir eksi yanı bulunmadığına inansam da “Shadows of the Dying Sun” kadar duygu yüklü bir albüm olmadığını üzülerek belirtmem gerekiyor. İç sızlatan, “Insomnium yine yapmış yapacağını.” dedirten anlar elbette ki yok değil ancak genel anlamda “SOTDS”da olduğu kadar derin bir duygu seli yaşamış olduğumu düşünmüyorum. Tabii bu hayal kırıklığımın altında yatan neden grubun kış mevsiminin duygusallığı kadar çetin yanını da vurgulamak istemiş olmasıyla da ilgili olabilir.

“Insomnium – Winter’s Gate”, melodik death metal severlere keyifli anlar yaşatabilecek olmasının yanı sıra Insomnium’a ilk defa zaman ayıracak bir dinleyicinin de grubu içselleştirmesine araç olabilecek bir albüm. Unutmayın, melodik death metal de ağlatır.

Türk Gitar Puanı: