Engin Blues`un kendi adıyla çıkardığı üç parçalık EP, tadı damakta bırakan sound`a sahip. Konserlerle yola devam eden grup, gün geçtikçe daha da büyüyor. Grubun kurucusu Engin Yavuz ile 1 Şubat sabahı Kadıköy`de buluştuk. Kahvelerimizi içerken grubu yakından tanımak için sorularımızı sorduk.

Türk Gitar: Hoş geldin Engin abi, nasılsın?

Engin Yavuz: Merhaba, iyiyim. Vakit kaybetmeden hemen başlayalım istersen.

Türk Gitar: Albüm daha tazeyken onunla başlayalım. 3 parçalık bir EP yaptınız. Tadı damakta bırakan bir sound var. Sadece 3 parça kaydetmenizin nedenini öğrenebilir miyiz?

Engin Yavuz: Biz bağımsız müzisyenleriz. Yapımcıyla anlaşmadık. Bu yüzden de masrafları kendimiz karşılıyoruz. Konusu açılmışken şunu da belirteyim, yapımcı olmadığı için albüm basılı halde müzik marketlerde yerini almadı. Sadece dijitalde varız. 3 parçayla çıkış yapmaya karar verdik çünkü hem insanlar çok parçadan oluşan albümlerdeki bazı parçaları atlıyor, hem de hızlı bir çıkış bizim için daha iyi olurdu. Fark ettiyseniz EP çıkmadan Engin Blues`u bilen yoktu. EP`yi birden dijitale yükleyince insanlar da merak etti. Bunun yanı sıra, kayıtlar için stüdyoyu 12 saatliğine kiraladım. 2 parça kaydedip EP`yi çıkaracaktık ama zamanımız arttı ve bir parça daha kaydettik.

Türk Gitar: İkinci albüm için hazırlanıyor musunuz? İlk albüm gibi az parçadan mı oluşacak?

Engin Blues: Elimizde besteler var. Yapımcıyla anlaşır mıyız bilemiyorum. İkinci EP`yi zaman çok geçmeden çıkarmak istiyorum. Yine ilki gibi az parçadan oluşacak. Dönem dönem yayımlayacağımız albümlerle grubun gündemde, göz önünde kalacağını düşünüyorum.

Türk Gitar: Grubun adından anlıyoruz ki Engin, bu grubun kurucusu ve lideri. Blues kelimesi Engin`e nasıl eklendi?

Engin Yavuz: Ben aslında rock gitaristiyim. Üniversite yıllarında rock grubumuz vardı, arkadaşlarla çalıyorduk. Zaman geçtikçe anlaşmazlıklar oldu, tarz ayrılıkları yaşadık. Ben müzik yapmayı seviyorum, bir albüm çıkarma hayalim vardı. 2012`de Eric Clapton ve Gary Moore başta olmak üzere blues yapanlara ilgim arttı. İnternette blues`cuların neler yaptıklarına baktım. Derine indikçe anladım ki blues diğer müzikleri kapsıyor. Biz alışılmış blues kalıplarının dışına çıkıyoruz. İleri de rock parçası da yapabilirim. Dolayısıyla kapsayıcı, tamamlayıcı bir isme ihtiyacımız vardı. Bir tanıdığımızın tavsiyesi üzerine de Engin Blues`u benimsedim.

Türk Gitar: Etkilendiğiniz, ilham aldığınız sanatçılar kimler?

Engin Yavuz: Blues`a ilgim az öncede anlattığım gibi Eric Clapton ile başladı. Gary Moore onu takip etti. Onlar sayesinde, örneğin Freddie King`i ve T-Bone Walker`ı öğrendim. Araştırdıkça bilmediğim şeyler olduğunu fark ettim. Mesela Eric Clapton dünya çapında bir isim. Sadece blues değil, pop besteleri de var. Eski parçaları yeniden yorumluyor. Gary Moore desen onunda heavy metale kayan bir tarzı var. Herkes onu Still Got The Blues albümüyle bilir ama halbuki sert parçalar da yapmış bir blues`cudur. 90`larda cover yaptığı parçalara yöneldim. Adını daha önce hiç duymadığım 1930-1960 arası müzik yapmış zenci blues müzisyenlerini buldum. Onlarda farklı bir tat var. O basit, eski müziği şimdi yakalayamıyoruz. Eric Clapton bile bu adamların parçalarını yorumluyorsa bir şey var diye düşündüm. Geçmişe gide gide keşfettiğim tarzlar oldu. 1930`larda blues yapanlar öyle profesyonel müzisyen değil. Adam iş arasında eline gitarı alıyor hem çalıyor, hem söylüyor. Onlar yapıyorsa ben de yapabilirim dedim. Engin Blues`da da bu tarzların esintisi var.

Türk Gitar: Grubun kuruluş süreci nasıl oldu?

Engin Yavuz: Ben de eski blues`cular gibi çalmak istedim. Arkadaşlarımı aradım, durumu anlattım. Sanıyorlar ki, blues yapmak kolay. Alışılmış, klasikleşmiş bir kalıp üzerine zannediyor herkes. Ama öyle değil. Blues`un farklı kolları var, çok çeşitli bir müzik. Daha sonra Atahan ve Onur ile düşüncelerimiz uyuştu ve çalışmalara başladık.

Türk Gitar: Grubun kaydedilmiş 3 parçası var. Konser için setlist hazırlarken ne yapıyorsunuz?

Engin Yavuz: Yurt dışında bilinen, Türkiye`de bilinmeyen parçaları konserlerde çalıyoruz. Klasikleşmiş parçalar bize göre değil. Örneğin, son konserde Johnny B. Goode çalmamızı istemişti biri. Biz o tür parçaları çalmıyoruz, zaten çalıştığımız bir parça değildi. Setlist`imiz bilinmeyen parçalardan oluşunca tebrik edenler de oluyor. Blues`un sıkıcı bir müzik olduğu algısını konserlerde kırmayı başarıyoruz.

Türk Gitar: Konserlerde veya albümde eleştiri aldığınız konular genel olarak ne oluyor?

Engin Yavuz: Konser değil de, albüm parçalarına “böyle blues mu olur” diye yorum yapanlar oldu. Parçalardan birinde swing havası var mesela. Swing ile blues arasındaki mesafe çok kısa bence. Gitar tonuna eleştiri yapanlar oldu. 12 saat için kayıt yaptığımız için tonlarda problem olabilir. Kayıt yaparken o anda hoş gelen bir ton üzerinde karar kıldık. İleri de daha iyisini yapmaya, daha geniş vakitte kayıtları tamamlamaya çalışacağız.

Türk Gitar: Bas gitarist ve davulcuyla iletişimin nasıl oldu?

Engin Yavuz: Onur (davulcu) ile eskiden tanışıklığımız var. Birlikte çaldığımız günler oldu. Ona blues projemi anlattım, sıcak baktı. Atahan (bas gitarist) bize göre genç bir arkadaşımız. Eski ahbaplardan biriyle görüşmek için Galatasaray Üniversitesi`ne gitmiştim. Orada grupların çalışması için müzik odaları var. O zaman da bas gitarist arıyordum. O gün müzik yapan gruplar vardı. Onlara bas gitarist aradığımı, nasıl tarzı olması gerektiğini anlattım. Atahan`ın ismini verdiler ama ziyaret ettiğim gün orada yokmuş. Numarasını aldım, aradım. Sözleştik ve bir araya geldik. Engin Blues için uygun olduğuna karar verdim ve EP`ye yoğunlaştık. Kafamda zaten 3 kişilik bir grup vardı, böyle devam edecek gibi.

Türk Gitar: Grupla ilgili merak edilen birçok şeyi öğrenmiş olduk. Keyifli bir röportajdı. İkinci EP`yi bekliyoruz.

Engin Yavuz: Görüşmek üzere. Teşekkürler.