5Evet arkadaşlar. Korn’un son albümü The Paradigm Shift yayınlandı. Aslına bakarsanız albümün resmi çıkış tarihi 8 Ekim 2013 fakat son zamanlarda bir çok grubun yaptığı gibi Korn’un albümü de kutulu olarak satışa çıkacağı tarihten önce olarak internet üzerinden yayınlandı. Bu yayınlama şeklini stream olarak adlandrıyorlar. Kimi zaman Soundcloud üzerinden kimi zaman da herhangi başka bir yayıncı site bularak yapıyorlar bunu. Korn bu albümü Pandora.com üzerinden dinleyicilerin beğenisine sundu. O şekilde dinleme fırsatı buldum.

Albümle ilgili öncelikle bir kaç bilgi vermekte fayda var. Korn bildiğiniz üzere nu-metal türünün öncüsü olarak kabul edilen bir grup. Alışılagelmiş metal müzik kültürünün aksine, biraz daha popüler kültürün gereklerini yerine gererek müzik yapıyorlar. Bu bağlamda sürekli özellikle popüler kültürün elinde olan bazı kuruluşların (MTV gibi. Bizde Kral TV.) müzik ödüllerine aday gösteriliyor ya da kazanıyorlar. Bu inceleyeceğim albüm çok çok iyi bir albüm sayılmaz, önceden belirteyim fakat yine bir çok ödüle aday olarak gösterileceklerdir.

Korn 3 yıllık bir aranın ardından tekrar yeni bir albüm piyasaya sürüyor. Bu albüm ile birlikte bir çok değişim söz konusu. Bunların en başında tabi ki grubun 1993-2005 yılları arasında gitaristliğini yapmış olan Brian “Head” Welch’in gruba tekrar dahil olması geliyor. Bunun dışında diğer gitarist James “Munky” Shaffer’in şöyle bir açıklaması vardı: “Yeni albümümüzde (The Paradigm Shift’ten bahsediyor) Issues ve Untouchables albümlerinden esintiler olacak. Ayrıca biraz daha melodik ve agresif bir sound sizleri bekliyor“. Buradan anlayacağımız üzere geçmişte Korn’u bu denli popüler yapan iki albümün tarzına tekrar geri dönüş var. Ve bu tarza ek olarak ufak rötuşlar ve süslemeler var, yani melodik ve agresif sound…

Her neyse, The Paradigm Shift albümüne geçelim artık yavaş yavaş. Albümü 2 gündür gece gündüz dinliyorum. Tam olarak anlamak ve daha iyi yorumlayabilmek adına. Öncellikle vokallere değinmek istiyorum. Çoğunlukla nu-metal’in gereği olarak hip-hop’a kayan vokaller yer alıyor. Aralara bazen sıkıştırılan brutal vokaller oldukça hoşuma gitti. Tam yerli yerinde olmuş demek istiyorum. Onun haricinde düşüş kısımlarında da vokal iyi iş çıkartmış. Clean vokaller de brutal vokaller de çok başarılı olmuş. Gitarlara değinecek olursak, çok fazla konuşacak bir şey yok zaten. Sonuçta bu türde lead gitar diye bir tanım olmadığı için olsa gerek çok fazla konuşacak bir şey de yok gibi geliyor bana. Power akorlar hariç herhangi bir atraksiyonu olmuyor gitarın. Normal bir metal müzikte solo gitar ne kadar önplandaysa, bu albüm ve türde klavye önplana çıkıyor. İşin ilginç yanı ise Korn’un üyeleri arasında bir klavyecinin olmaması. Stüdyoda klavye ile yapılan altyapılar ve melodiler, konserlerde ekstra bir eleman tarafından çalınıyor (Zack Baird) fakat o kişi grubun bir üyesi olarak yer almıyor. Bas gitar ve davul altyapıyı gayet iyi doyuruyor. Bir sıkıntı yok.

Şarkıları tek tek ele almak istemediğim için bir üst paragrafta genel olarak enstrümanları ele almaya çalıştım. Fakat albümdeki bir kaç parçayı kesinlikle tek tek incelemekte fayda var. O yüzden kendi belirlediğim bir kaç parçaya değinmek istiyorum.

Öncelikle Never Never isimli parça ile başlayalım. Bu parça albümün ilk single parçasıydı. Gruba tekrar dahil olan Head’in açıklanması bu parça ile yapıldı. Never Never pek istenen ışıkta değildi fakat dediğim gibi popüler kültürün bir öğesi olmayı başaran Korn’un bu kimliği sayesinde Amerikan listelerinde 4. sıraya kadar yükselmeyi başardı. Akabinde Love and Meth isimli parça ufak bir ön single olarak piyasaya sürüldü. Parçanın adından da anlayabileceğiniz üzere biraz kirli bir parça. Meth’i Breaking Bad dizisini izleyen herkes biliyordur. Şarkının içeriğini de az çok kestirebilirsiniz. Bu parçanın adı ayrıca Head’in eski grubunun adı. Öyle de bir durum var. Albümün Wikipedia sayfasında bu parçanın yazarlarına baktığımızda 8 isim görüyoruz. 8 kişi tarafından yapılan bir parça var karşımızda, bayağı emek harcamış olmaları lazım. Diğer değineceğim parça Lullaby For A Sadist. Bu parçanın diğerlerinden farkı bir ballad olması. Albümün geneli agresif fakat bu parça soft.

Parçalar hakkında genel olarak söylenebilecek şeyler de var. Çoğunlukla sert riff + verse + sert riff/nakarat + verse + sert riff/nakarat + düşüş + sert riff nakarat şeklinde trafik yapılmış. Ve şarkıların hepsi 4 dakika civarında. Dediğim gibi, popüler kültürün bir öğesi olan Korn süreleri kısa tutmayı tercih ediyor. Bu durumun video kliplerin ve single’ların, televizyon ve radyolarda gösterilmesinde kolaylık sağlanması için yapıldığını bilmeyen kalmamıştır artık. Metallica’nın 9 dakikalık parçası neden yayınlanmıyor? Ya da Opeth’in Morningrise albümündeki parçaların neden hiç klibi yok? İşte bu yüzden.

Toparlamak gerekirse, albüm genel olarak orta ayar olmuş fakat bu beklentilerin altında olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kimisi çok seviyor, kimisi hiç sevmiyor. Öyle ki albümün yabancı sitelerdeki incelemelerini okuduğumda da bu durumu görüyorum. Artistdirect sitesi albüme 5 üzerinden 5 verirken, MetalSucks 5 üzerinden 1 veriyor. Öyle bir albüm işte…

Türk Gitar Puanı: