Rammstein’ın uzun süre ortada görünmemesinin ardından iyice umudunu kaybeden hayranlara grubun solisti Till Lindemann’dan bir sürpriz geldi. Till yanına Peter Tagtgren’i de alarak “LINDEMANN” isimle solo projesine adım attı. Hypocrisy ile Melodic Death Metal, Pain ile ise Industrial Metal yapan Peter’ın yanına Industrial Metal devi Rammstein’ın frontmani Till Lindemann eklenince sanıyorum ki ortaya ne tarz bir albüm çıkacağını kestirmek pek de güç olmuyor. Zira iki isim açıklandıktan sonra akıllara gelen ‘Industrial Metal yapmazlarsa çocuğumu keserim’ iddiaları birçok çocuğun canını kurtarmasıyla son buldu. Albüm sonuna kadar Industrial ve çok eğlenceli!

Albüm 11 adet şarkıdan oluşuyor ve Industrial Metal’in alışageldiğimiz 3-5 dakika aralığındaki uzunlukta şarkılar anlayışını bozmuyor. Albümü kısaca tarif etmek gerekirse Rammstein’ın o ilk dönemlerindeki daha eğlenceli, gothicleşmeyen tarzını, hatta Sehnsucht’u da bir kenara koyarak sadece Herzeleid’ı örnek verebileceğim şekilde eğlenceli yanını almış. Fakat Rammstein’ın o aşırı distortionlı, daha keskin rifflerini duymuyoruz. Till söylerken genellikle gitar duymadığımız Rammstein’a karşın gitar daha az sustuğu bir LINDEMANN albümü olmuş. Ayrıca klavyede de Carach Angren’den Clemens Wjens oldukça etkileyici çalışmış. Yer yer karanlık melodileri yer yer de eğlenceli melodileri albüme yedirmeyi iyi başarmış. Children Of The Sun isimli şarkının arka planında yaptıkları ile Praise Abort‘u bir kulüp müziğine çevirmesi albümün hem ne kadar çeşitli hem de eğlenceli ve atmosferik olabildiğinin iyi bir kanıtı.

Kişisel performanslara baktığımız zaman Till’in harika bir iş yaptığını düşünüyorum. Kaldı ki sürekli vurguladığım bir argüman var, sizinle de paylaşayım. Till Lindemann’ın kalitesiz bir iş yapabileceğini aklıma hayalime sığdıramıyorum bile. Kaldı ki yanında da metal dünyası için önemli bir isim Peter var. O da işi bilen bir adam olunca albüm teknik olarak çılgınlıklar yapmasa da Industrial Metal’in istediği her olguyu fazlasıyla veriyor. Kısacası eğlendiriyor, kendisini dinletiyor.

Albümde bahsedilenlere gelecek isek albüm kapağına bir +18 logosu basmak gerekebilir. Albümde şişko kadınlardan, travestilerden, hayata olan bıkkınlıktan, aldatmaktan, sevişmekten bahsediliyor. Till Lindemann işin içinde olduğu zaman bu ögelerin olmaması da şaşırtıcı olacaktı zaten. Rammstein’da daha az yaptığı şeyleri solo bir projede at koştururcasına kafasına göre takılmış ve iyi de yapmış. Çok güzel şarkılar çıkmış ortaya.

Dikkat çekmek istediğim bir diğer nokta da pazarlama stratejisi. Rammstein’ın klipleri hayatımda izlediğim en iyi video klipler konumunda. Fikirlerin oluşmasında Till’in etkisinin büyüklüğünü grubun son yayınladığı Praise Abort klibinde görmek sanırım mümkün çünkü klip bende bağımlılık yaptı. Hatta bir ara klibi o kadar çok izledim ki şarkıdan sıkıldım, sesi kısıp klibi izledim. Hakikaten eğlence sektöründe beklediğimiz her şeyi Till Lindemann’dan dibine kadar alabiliyoruz. Böylesi adamlar gerçekten zor gelir dünyaya.

İncelememi sonlandırırken Till, Peter ve Clemens’e Rammstein yoksunluğunda geçen bu yıllarda bize kıyak, hatta çok iyi bir kıyak yaptıkları için teşekkürü bir borç biliyorum. Son derece eğlenceli geçen 45 dakikanın sonunda insanın tekrar tekrar dinleyesi geliyor gerçekten.

Türk Gitar Puanı: 

TEILEN
Önceki İçerikGojira – Magma
Sonraki İçerikAborted – Retrogore