Metal Hammer, Temmuz 2016 sayısında 21. Yüzyılın En İyi 100 Albümü arasına Linkin Park`ın Hybrid Theory albümünü aldı. 2000`de yayımlanan albüm listede 10. sırada bulunuyor. Hybrid Theory`ye özel bir sayfa yapan ekip Chester ile albümü konuştu.

Chester Bennington öfkeliydi. NGR Recording`in lobisinde kelimenin tam anlamıyla stüdyo duvarlarını hüsran içinde yumrukluyor, ileri geri adımlayıp duruyordu. Yapımcı Don Gilmore, Linkin Park`ın şarkılarından birinin nakaratının yeterince güçlü olmadığına inanıyor ve Chester`ın denediği hiçbir şey işe yaramıyordu.

Sadece o herifin suratına bir yumruk indirmek istedim. Çok sinirlenmiştim. Yaptığım hiçbir şey onun için yeteri kadar iyi değildi. “Adamım, söylediğin her şey beni kenara bir adım daha yaklaştırıyor, patlamak üzereyim” dedim. Ve sonra aklıma bir şey geldi…

Chester bir yıl önce, grubu Grey Daze`in dağılmasından sonra Arizona`dan Los Angeles`a taşındı. Müzik endüstrisinden bir arkadaşı ona Xero olarak bilinen, vokalist arayan bir grubun demosunu gönderdi. 23 yaşındaki şarkıcı bunun onun için harika zamanlara altın bilet olduğuna ikna oldu.

Demoyu oynattığım an özel bir şey olduğunu anladım. Ne yazık ki müzik endüstrisi gruplarla aynı hevesi paylaşmıyordu ve onlarca şirket grupla anlaşma imzalama fırsatını kaçırdı.

Sanırım insanların kafasını karıştırdık. Kimse bizimle ne yapacağını bilmiyordu. “Bunu nasıl öne çıkaracağız? Radyoda nereye kadar gidecek?” gibi sorular soruluyordu. Bunun çok fazla çalışma gerektirdiğini anlayabiliyordum. Zorlu bir süreçti ancak bize grup olarak kim olduğumuzu fark etmemiz için Mike [Shinoda] ile bana birbirimize karşı daha rahat olmamız için vakit verdi.

Chester ve Mike arasındaki ilişki Linkin Park`ın gelişimi açısından temeli oluşturuyordu.  Sorunlu bir yetişme dönemi geçirmiş istekli, ciddi bir genç adam olan Chester gruba katıldığında ağır bir yükü vardı ve yeni arkadaşına uyuşturucuyla, alkolle, cinsel istismarla ve çocukken yaşadığı zorbalıktan ve sinir problemlerinden açıkça bahsetmişti. Birlikte, iki söz yazarı bu karanlık deneyimleri güçlü şarkılara yönlendirmenin yollarını aradı. “Farklı hikayelere sahip olan her bireyin kendiyle ilişkilendirebileceği şarkılar” diyor Chester.

Şarkıları kısa bir sürede yeniden yazardık. Bu çılgıncaydı. Ama kısa kesip gitmediğimiz için daha çok anlamlı oldu. Üzerinde çalıştığımız şeye çok inandık ve aynen şöyleydik: “Lanet olsun, neden başkaları da bunu görmesin ki?” Ama albüm çıktığında sanırım onlar da bunu gördü.

Hybrid Theory 24 Ekim 2000 tarihinde Amerika`da piyasaya sürüldü ve sonraki hafta Billboard listesine 16 numaradan giriş yaptı. Chester bir arkadaşıyla albümün Noel`e kadar 500 bin kopya satacağına dair iddiaya girdiğini hatırlıyor. Aslında albüm bu hedefe aynı yılın Şükran Günü`nde, kasım ayının sonunda ulaştı ve satılmaya devam etti.

Bunun çılgınca olduğunu, ama diğer grupların da bu başarıyı yakalayabileceğini düşünüyorsun. 18 ay sonra hala haftada 100 bin kopya satıyorduk ve “Vay anasını, bu Michael Jackson şeyleri gibi, ne olduğunu anlamıyorum” dedim. Öyle ki bu kayda harcadığımız tüm enerji ve çaba dünyaya ulaştı. İnsanlar bu enerjiyi aldı.

Ancak herkes bunu alamamıştı. Linkin Park metal topluluğu içinde alaycı bir şekilde sadece gitarları olan bir boyband ve “gerçek” metale bir hakaret olarak görüldü. Chester`a görevleri “metalin bütünlüğünü korumak olan” elitistler tarafından yapılan savunmayı hatırlayıp hatırlamadığı sorulduğunda gülmekten yerlere yatıyor.

Bence bu gerçekten çok eğlenceli. Şu kelimeler “metalin bütünlüğü’” (gülüyor). Benim görüşüme göre biz aslında metali hayatta tuttuk. Birkaç gün önce “Siz dinlediğim ilk rock grubusunuz” diyen bir çocukla tanıştım ve bunu her zaman duyuyorum. Birkaç yıl önce Vans Warped Tour`da sürpriz bir performans sergiledik (Ventura California, 22 Haziran 2014). A Day To Remember ve The Devil Wears Prada`nın üyeleri dahil birçok şarkıcı ortaya çıktı ve bizimle beraber şarkılarımızı söylediler. Onların her biri ya “İlk aldığım albüm sizinki” ya da “Grubunuz müzik yapıyor olmamın sebebi” gibi şeyler söyledi. Ben aynen böyleydim: “Vay anasını!” Bu belki de insanların grubumuza benim Deftones`a, Metallica`ya ve Stone Temple Pilots`a karşı hissettiğim gibi hissettiği ilk andı.

İnsanlar yıllarca metal dünyasını Black Sabbath, Metallica, Pantera ve Iron Maiden`ın etkisi olmadan düşünmenin imkansız olduğunu söyledi ki bu kaçınılamaz bir gerçek. Ama birinin 2000 sonrası metalin görünüşünü, sesini ve hissettirdiğini düşününce, 28 milyon kopya satan Hybrid Theory`ye bu yüzyılın en etkileyici albümü olarak bakmamak haksızlık olacaktır. Bring Me The Horizon`a, Of Mice and Men`e sorun, Bradford`dan Bangalore`a sanatını prova odalarında ve garajlarda öğrenen 1000 farklı gruba gidin. Hybrid Theory 2000`leri inşa eden albümlerden biri oldu.

Kesinlikle bizim için her şeyi değiştirdi. Geriye dönüp bakıyorum ve “bu şimdiye kadar yaptığımız en iyi kayıt olabilir mi?’ diye düşünüyorum. Büyük ihtimalle değil. Ama o zaman yapabildiğimizin en iyisiydi. Ve ben burada dünyanın en büyük müzik dergilerinden birine Hybrid Theory`nin ne kadar harika olduğu hakkında konuşuyorum; 1999`da asla hayal edemezdim. Albümün konuşulması, değer görmesi harika bir duygu. Bunu asla göz ardı etmeyeceğiz.