2014 yılının sonbahar aylarında ilgiyi kesinlikle hak ettiğini düşündüğüm bir albüm yayınlandı. Albüm bir debut yani başlangıç albümü statüsünde. LostPray grubu Ukrayna’nın o cennet topraklarından çıkmış ve grubun ilk albümünü teşbih edecek olursam Kiev’in hatunları ne kadar güzel ise That’s Why isimli albüm de o kadar güzel. Tek fark, Kiev’in kızları uluslararası iken LostPray o kadar underrated. Bu grubu birkaç ay geç keşfettim ve bu durum beni ziyadesiyle üzdü. Keşke bu albümü ilk çıktığı gün dinleyip bu yazıyı yazabilseydim. Fakat size bu grubu tanıtmak için bu yazıdan itibaren elimden geleni yapacağım. Gerek haftanın önerilerinde yer vererek, gerek farklı yazılarda söz ederek.

Gruba ve albüme dönecek olursa Ukrayna topraklarında can bulmuş bir grup fakat grubun vokalisti ve gitaristleri birer Türk. Gitar ve vokallerde Tufan Çiğdem, ki kendisi Ukrayna’da baya popüler, yine gitarlarda ve geri vokallerde Burak Gündoğdu yer alıyor. That’s Why albümünden bahsetmek gerekirse albümün girişi bize Pantera’nın Domination isimli eserinin o muazzam gaz riffini hatırlatıyor.

Lostpray 2014

Riff konusunda grup inanılmaz başarılı. Yeni nesil grupların yaptığı ”ne kadar karmaşık çalarsak o kadar iyidir, hadi abartalım, biraz daha riff” hatasına düşmeyip, ne yaptığını bilen bir müzik icra eden grup bu konuda ders vermese de keyif veriyor. Tür olarak Nevermorevari bir soundu olan, progressive/thrash metal‘e sokabileceğimiz bir müzik icra eden LostPray aralara serpiştirdiği akustik partisyonlarla da new-wave thrash metale selam çakıyor, modernizmi, soundun tabir-i caizse kaymaklığını kulaklarımızı bayram ettirerek güçlendiriyor.

Grup kesinlikle yeni bir şey yapmamış, bunun altını çizmek istiyorum fakat kuralları belirlenmiş, çizgileri çekilmiş olan, ciddiyeti olan bir müziği aynı ciddiyetle ve iştahla icra ettiği için, buna yaratıcılıklarını da dozunda kattıkları için ortaya dinlenmesi muazzam bir albüm çıkarmış. Hatta biraz ileri gidiyorum, albüm içinden 1-2 şarkı Metallica’dan çıksa kimse ‘bu ne?’ demez.

Tufan Çiğdem mükemmel bir ses. Albümün özellikle Zero to Hero isimli şarkısında üst düzeye çıkıyor sesi. Fakat Tufan’ın tarzını biraz değiştirmesi LostPray’in müziğini olumlu anlamda etkileyebilir. Şöyle ki şarkının slow yani akustik giden bölümlerinde sesi müziğe kusursuz otururken (örnek verecek olursak Zero to Hero’nun introsu, gerçekten üst düzey bir performans) müziğin daha hızlı, daha gaz olduğu noktalarda biraz ruhsuz kalıyor. Sesinin gücünü rifflerin hızına uygun şekilde güçlendirdiğinde dinleyiciyi kendisine kesinlikle daha da bağlayacağına inanıyorum.

Baslardan söz etmek gerekirse pek bir numarası olmadığını söyleyebilirim. Conquering Dystopia’daki bas gitar hayal kırıklığını hatırlayan arkadaşlara örnek olarak o olayı verebilirim. Zira riff takip eden baslar var albümde. LostPray’in yaptığı müzik bolca slow kısım içermesinden ötürü bass gitarı ön plana çıkarmaya müsait. Basit birkaç solo ya da farklı yazılmış bass riffleri albümün kalitesini kat kat artırabilirdi. LostPray’e bu konuda Ghost‘u örnek göstermeyi çok isterim. Ghost’un Prime Mover‘ında karşımıza çıkan sürprizler bence iyi bir rehber olabilir LostPray için.

Davullardan da söz etmek istiyorum. Oldukça iyi bir bateristi var grubun. Doğru ve etkileyici ataklar ile tekdüze olmayan ritimler birleşince şarkılara çok farklı tatlar katmış. Ne bir abartı, ne de bir eksiklik var. Kısacası harika!

LostPray’den temennim; basları daha etkin kullanmaları ve de belki biraz daha solo. Fakat bundan daha büyük bir temennim; bu yolda devam etmeleri. Bir debut albüme göre çok büyük bir iş bu.

Türk Gitar Puanı: