24 Mayıs’ta Küçükçiftlik Park’a giderken yolda Manowar tişörtlü metalci dostlarımızı görmek beni çok heyecanlandırdı. Tanımadığım insanlara uzaktan devil horns yapıp, aynı şekilde karşılığını almak festivalin güzel geçeceğinin ilk sinyalleriydi. Küçükçiftlik Park’ın önüne saat 14:15’te geldim. Yerde oturmuş bekleyen metalci kitlesi, sucuk ekmek satanlar, kolye satanlar ve su satanlar vardı. Dakikalar geçtikçe kalabalık artıyordu. 15 dakikalık sarkmayla 15:15’te içeriye alımlar başladı.

Konser alanında doğru ilerlerken Fallen çoktan sahneye çıkmıştı. Daha önce adını duymadığım gruptu ancak sağlam parçalar çaldılar, hoşuma gitti. Fallen’ın Megadeth’ten Dread and the Fugitive Mind coverı harikaydı. Fallen sahnedeyken ses kısıktı ancak ilerde açarlar diye düşündük ve geçiştirdik. Fallen sahnedeyken konser alanını dolaştım. Alkol satışlarını Tuborg yapıyordu. Hediyelik eşya almak isteyenler için stand açılmıştı. Yemek için de catering firmasıyla anlaşılmış. Ben buralara bakarken, Fallen’da sahneden inmek üzereydi.

Fallen’dan sonra Kırmızı’yı beklemeye başladık. Fallen gibi Kırmızı’yı da daha önce dinlememiştim. Festivalin en kötü grubu, en kötü performans sergileyen grubu bana göre Kırmızı’ydı. Kırmızı’dan daha kaliteli, daha dikkat çekici gruba şans verilebilirdi diye düşünüyorum. Sweet Dreams coverı çok kötüydü, ancak Overkill’den Necroshine coverının hakkını verdiler. Tabi bunlar olup biterken ses problemi de canımızı iyice sıkmaya başlamıştı..

Milli gururumuz Pentagram sahneye çıktığında ön taraflardaki yoğunluk hızlı bir şekilde arttı. Konser havasını yaşamaya başladık. Söz konusu Pentagram olunca güçlü ses beklememiz gayet doğal ancak seste en ufak artış yoktu. Arka taraflara ses cidden gitmiyordu. Haklı olarak ıslıklar çalındı, protesto edildi. Son iki parça çalınırken sesin arttırıldığını hissettik. Pentagram’ın son parçası Tigris+Bir’di. Bir çalınırken ses daha da arttırıldı ve herkes coştu. Güçlü ses olunca iyice havaya girdik, headbangler başladı, kendimize geldik. Fakat tam konser havasını yaşayacakken Pentagram yerini Arch Enemy’e bıraktı. Bana göre Pentagram sahnede biraz daha kalsaydı festivalden daha fazla tat alabilirdik. 

Arch Enemy’nin sahne hazırlıkları yarım saatten fazla sürdü. Davul kurulumu için çok uğraştılar. Bir’den sonra Arch Enemy’den de güçlü bir giriş bekliyorduk ancak ses ekibi yine sesi kısmış. Canımıza tak etmişti artık. Arch Enemy sahnede çalıyor fakat zevk alamıyorduk. Çok kötü bir durumdu. Arch Enemy’e karşı protestolar başladı ama onların yapabileceği bir şey yoktu elbette. Üçüncü şarkı sonunda Alissa White-Gluz sesi açtırmak için biriyle konuştu ve böylece ses arttırıldı. Eğer o konuşma yapılmasaydı, belki de kısık sesle devam edilecekti. Arch Enemy’de Pentagram gibi konser alanındaki herkesi Manowar için hazırladı.

Manowar’a kadarki süreçteki tek sıkıntı ses problemiydi. Festivalde çıkan bütün gruplar ellerinden geleni yaptılar ancak ses kısık olunca ne yapılırsa yapılsın, izleyiciyi havaya sokmak imkansız. Eğer ses, festivalin başından beri adam gibi açılsaydı eminim herkesin memnun kaldığı bir festival olacaktı. Organizatör ekibinden birinin, sesin kısık olmasının desibel yasağıyla ilgili olduğunu söylediği duydum. Ayrıca Manowar’un sesi fazla açtırmadığı da çıkan söylentiler arasındaydı. Her ne olursa olsun, ön gruplara büyük ayıp edildiğini düşünüyorum. Kırmızı’yı beğenmeyebilirim ancak yaptıkları işe saygı duyuyorum. Daha yüksek sesle konser verme şansları varken, buna izin verilmedi. Fallen çok güzel ve kaliteli coverlar yaptı, fazla duyulmadı. Efsane grubumuz Pentagram bizi iyice havaya sokacak derken, ancak son parçada headbang yapabildik. Arch Enemy’de ortam ısınır dediğimiz zaman, kısık ses moralimizi bozdu. Manowar’ın sahneye çıktığı zaman ortalığı kasıp kavuracağından şüphemiz yoktu, nitekim öyle de oldu.

Manowar için beklediğimiz dakikalar geçmek bilmedi. İlk defa Manowar’ı canlı izleyecektim, beklentim yüksekti. Manowar kendine ayrılan süre boyunca etkileyici bir performans sergiledi. Şarkı aralarında, ekrana yansıtılan görüntüler de seyirciyi havaya sokmada son derece başarılıydı. Joey, konseri Soma’ya adadıklarını söylediğinde büyük alkış aldı. Joey konuşmasında; metal kardeşliğine vurgu yaptı. Metalcileri sevmeyenlere ve Manowar’un gelmeyeceğine inananlara hep birlikte küfür ettik. Sizinle aynı düşünceyi paylaşan, aynı duyguları yaşayan, aynı hareketleri yapan büyük bir kitlenin içinde olmak insana büyük bir güç veriyor. Manowar öyle bir grup ki, konserde her şeyi yapabilecek gücünüz varmış gibi hissettiriyor. Çok parça çaldılar fakat içlerinden sadece Warriors of the World’ü biliyordum. Son parçanın Die for Metal olmasını bekledim fakat çalmadılar.

Metal Summer Festival’de herkesin ortak sıkıntısı sesti sanırım. Sesi; Manowar kıstırmış olabilir, desibel yasağı olabilir, headliner olduğu için organizatör firma kısmış olabilir fakat orada toplanan insanlara ve ön gruplara ayıp edildiğini düşünüyorum. Sonuç olarak İstanbul’da Manowar’u üçüncü kez ağırlamış olduk. Manowar’u izlemek, büyük bir metalci kitlesiyle hareket etmek büyük keyifti. 24 Mayıs’ta Metal Summer Festival’de güzel anılar topladık. Önümüzde Hi-Voltage, Metallica ve Rock Off var. Metal kardeşliğimizi bu konserlerde de gösterelim m/

Joey’nin bahsettiği metalci sevmeyen, metal müzikten hoşlanmayanlara soruyorum: Şeytan bunun neresinde?

,