Fotoğraf: Levan Uzbay

Heavy metal dinleyenlerin ortak noktada buluştuğu gruplardan biri Manowar. Müzik zevki tartışılabilir ancak öyle gruplar var ki, herkes hayranlıkla bakar. 1980’de kariyerine başlayan Manowar bu kategoriye giriyor. İlk albümden itibaren kılıç, büyü, mitoloji, kardeşlik gibi anahtar kelimelerden yola çıkılarak yazılan şarkı sözleri tüyleri diken diken etti. Joey DeMaio ile Ross the Boss, Manowar’un temellerini atmıştı. Altıncı albümden sonra Ross gruptan ayrıldığını açıkladı ve kendi yolunu çizdi.

Ross the Boss’lu dönemde Battle Hymns, Into Glory Ride, Hail to England, Sign of the Hammer, Fightning the World ve Kings of Metal albümleri yayımlandı. Her albümden birçok hit parça çıktı. Bununla beraber, her albüm hakkında sayfalarca inceleme yazılabilir, farklı açılardan yorumlanabilir. Derinliği belli olmayan albümler heavy metal var oldukça kendini hissettirecek. Dolayısıyla bu albümlerin temelini atan Ross the Boss’u görmenin heyecanı hepimizi sarmıştı.

Ross the Boss 24 Mayıs’ta İstanbul’a geldi. Beşiktaş ve çevresini hayranlarıyla dolaştı. Konser afişinin ve Beşiktaş Kartal Heykeli önündeki fotoğrafları paylaşmıştık. Bu küçük geziler sırasında Necati ve Saykolar’ın bas gitaristi Barış Şanlısoy da ekibe eşlik etti. Ertesi gün sıkı bir soundcheck’ten sonra Manowar’dan, metalcilikten konuştuk. Ross the Boss’un turne takviminin yoğunluğu nedeniyle konser erken başlamak durumundaydı. Saatler 19:00’u gösterdiğinde IF Beşiktaş’ın kapısı metalcilere açıldı.

19:30’da Athor konuk grup olarak sahnedeydi. Athor’u bilmeyenlerin grubu öğrendiği, bilenlerin de uzun zaman sonra özlem giderdiği bir performanstı. Konserlerde belirtilen sahne saati genelde sarkar. Hepimizin de bildiği bir durumdur. Ross the Boss Band ise belirtilen saatten daha önce sahneye çıktı. Bize de sürpriz oldu 🙂

Ross the Boss’lu dönemi yaşayanlar için bu konser daha anlamlıydı. Onca yıl sonra grubun ilk gitaristinden bu şarkıları dinlemek onlara zafer sarhoşluğu verdi, her şarkıya eşlik ettiler. Bu kesim genelde orta ve arka kısımdaydı. Ön taraf tabi ki gençlerin yoğunlukta olduğu bir bölgeydi. Epey hareketli ve dinamikti. Seyircinin metal aşkı sahneye de enerji veriyordu. Ross the Boss, Marc Lopes ve Mike Lepond baştan sona kadar seyirci ile iletişim kurdu. El sıkışmalar, göz teması gibi durumlar daha fazla heyecan yaratıyordu. Ross the Boss’un solo atarken en öne kadar gelmesi, Marc Lopes’in seyirciyi coşturması unutulmaz anlar doğurdu.

Ross the Boss Band, Ross’un adını taşısa da her müzisyen frontman olmaya aday. Bu konserde bas gitarın gücüne şahit olduk. Küçük solo kısımları harikaydı. Şarkı içindeki geçişlerde bas gitarın farkını anlayabiliyorduk. Manowar’da bir dönem çalan Rhino’nun davul kitiyle bir alıp veremediği olmalı. Davul solosunda durmak bilmedi. O durmadıkça seyirci verdi gazı, kendinden geçti. Dikkat kesildiğimiz davul solosu savaşa çağrısı niteliğindeydi. Çünkü solodan sonra “Fightning the World”e geçiş yapıldı. “Hail and Kill” performansını da ayrıca değinmek gerek. Ross, şarkıya vokal girmeden önce solo atıyor. Doğaçlama solo blues ve rock and roll tınılarında. Bana göre farklı bir tat ve dikkat çekiciydi. Son şarkıda herkes son nefesini metal için verircesine kükredi.

Sonuç olarak Manowar şarkılarını Ross the Boss Band’den dinlemek hepimize iyi geldi. Konser sonrası sosyal medyadan elde ettiğimiz verilere bakarsak hep birlikte güzel bir etkinlik gerçekleştirdik. Moodlive ve Türk Gitar konserde emeği geçen herkese teşekkür ediyor. Daha güçlü bir metal için bir sonraki konserde tekrar buluşalım \m/




  • Manowar

    O gün oralardaydık siz instagram hesabınızdan kartal heykelinde grubu attığınızda.Yazdık neredeler diye bir tane cevap atan olmadı.Keşke ilgilenseydiniz gelmek görmek belki de 1 defa hayatımızda yapabileceğimiz ”fotoğraf çekinme” olayını yapardık.Güzel konserdi ama o tişörtler o sweatler falan astronomik fiyatlarla satıldı genel olarak herkes eğlendi birasını içti umarım daha çok olur böyle etkinlikler