Yaklaşık yedi ay gibi bir süredir Pentagram dinlememenin verdiği özlemle ve de önümüzdeki senenin 30. yıl olması heyecanıyla Pentagram`ın iletişim kanallarını takip ediyordum. Önümüzdeki konserin tam da İstanbul`da olduğum zamana denk gelmesini görür görmez yolculuk ve konser planlarını yapmaya başladım. En son Ege Rock Festival`de headliner olarak çaldıkları gün dinleyebilmiştim ve o günden beri uzun uzun dinleme şansım olmadı. Sadece YavuzFest`te yarım saat civarı dinleme şansım olmuştu.

Bilenler bilir Pentagram benim en sevdiğim grup ve son iki buçuk senede defalarca kez canlı dinledim ama şu sıralar 30. yılın geliyor olması başka bir heyecan yaratıyor. Yanılmıyorsam Ağustos ayının ortalarında da grup, stüdyodan paylaştığı bir fotoğrafla heyecan yaratmıştı. 20. yılda çok güzel bir DVD ve konser albümü hazırlamışlardı ki benim grubu keşfetmem ve hayran kalmam o döneme denk geliyor. Bu konserin afişini sosyal medyada paylaşırken “29’uncu yılın son konseri” şeklinde bahsettikleri için benim düşüncem de bu konserde setlist sürprizi gibi bir şey olması üzerineydi. Ancak neredeyse herkesin sırasını ezberlediği parçalar çalındı.

Saat 22:45 olduğunda Pentagram`ın sahneye çıkacağını intro olarak çalınan “Entry to Mecca” müziğinden anlamıştık. Çağrı filmine ait bir soundtrack olan müzikten de anlaşılacağı üzere Pentagram konsere yine “1000 in the Eastland” ile başladı. Bağıra bağıra eşlik ederek başladık ve aylar sonra babaları tekrar karşımda görmenin mutluluğunu yaşıyordum. Hakan Utangaç yine görür görmez selamını esirgemedi. Zaten Pentagram konserlerini genelde Hakan Utangaç`ın olduğu taraftan izlemek gibi bir alışkanlığım vardır.

İlk parçanın bitimiyle büyük bir alkış ve tezahürat eşliğinde ikinci parça MMXII albümünden “Sand” isimli parça oldu. Gökalp Ergen bu şarkıda müthiş performansıyla dikkat çekti ki zaten albümde de kendisi olduğu için MMXII albümündeki şarkılardaki performansıyla ayrı bir dikkat çekiyor. Üçüncü sırada grubun efsanevi parçalarından “Unspoken” çalındı. Unspoken, konserde dinlemesi en keyifli parçalardan biri hatta kaç konserdir dikkat ediyorum özellikle Hakan Utangaç başta olmak üzere tüm grup üyeleri bu parçayı ayrı bir keyifle çalıyor gibi görünüyorlar. Tarkan Gözübüyük ve Metin Türkcan yine oldukça enerji doluydu. Sürekli sahneyi geziyorlar, seyirciyle iletişim kuruyorlardı, performansları zaten harikaydı. Cenk Ünnü ise aynı şekilde müthiş performansıyla parlıyordu. Yaklaşık 1,5 sene önce geçirdiği rahatsızlığıyla bizi biraz korkutmuştu ama o dönemden beri dinlediğim tüm konserlerde müthiş performansı ve enerjisinden ödün vermemeye devam ediyor.

Bir yandan konseri izlerken hem Türk Gitar için hem de diğer YouTube kanalım için çekimler yapıyordum. “Uzakta” çalındıktan sonra grubun tempolu parçalarından “Beyond Insanity” ile canlı dinlemeyi çok sevdiğim eseri “Ölümlü” çalındı. Tam da bu sırada Facebook sayfamızdan canlı yayınlar yapmaya çalışıyordum ama internet bağlantısının azizliğine uğruyordu yayınlar. Bağlantı sıkıntısına rağmen bazı parçaları canlı yayımlayabildik. Facebook sayfamızdan izleyebilirsiniz.

Ardı ardına “Disturbing The Peace”, “Şeytan Bunun Neresinde” ve “No One Wins The Fight” parçaları çalındıktan sonra benim için sürpriz bir an oldu ve Unspoken albümünden çok sevdiğim özellikle solosuna hayran olduğum “For The One Unchanging” parçası çalındı ve ilk defa canlı dinlemiş oldum. Darısı “In Esir Like an Eagle” ve “Puratu”nun başına! Bu güzel sürprizin ardından yine benim için özel bir parça çalındı. Festivaller haricinde bu sıralar pek setlist`e alınmayan “Kam” Hakan Utangaç`ın mikrofonun başına geçmesiyle başladı. Enstrümantal parçadan sonra sözleri Aşık Veysel`e ait olan ve Bir albümünde yer alan klasikleşmiş parça “Bu Alemi Gören Sensin”i dinledik. Bu şarkıdan sonra Gökalp Ergen yeniden sahneye döndü. Son albümün en popüler şarkılarından “Geçmişin Yükü” ile devam edildi ve ardından çok sevdiğim ve son zamanlarda aşırı derece dinlemekte olduğum “Give Me Something to Kill The Pain” çalındı. Bu şarkıda ve ardından gelen “Vita Es Morte” ve “Anatolia”da kendimizden geçtik.

Konser son albümden “Wasteland” ve Anatolia albümünden “Dark Is The Sunlight” ile devam ederken şarkı aralarında seyircilerden ısrarla gelen “Bir” isteği bir noktadan sonra Gökalp Ergen’i isyan ettirdi. Grubun başarılı vokalisti “Arkadaşlar Bir en son parça. Eğer onu çalarsak konser bitecek. Konser bitsin istiyor musunuz?” diye soru sorunca seyirci bu sefer hep bir ağızdan “Hayır!” cevabını verdi. Gökalp Ergen çok haklı. Arkadaşım, grubun bir sürü efsane şarkısı var tadını çıkarsanıza tek bir şarkı için mi geldiniz konsere!? Konserin devamında yine bir Aşık Veysel eseri olan ve Pentagram tarafından müthiş biçimde uyarlanmış olan “Gündüz Gece” parçasını dinledik. O kadar güzel ve özgün yorumlamışlar ki bazen bu türküyü kendisini çok sevmeme rağmen Aşık Veysel’in bestelediğini unutuyorum. Sanki söz-müzik Pentagram’mış gibi! “Lions In a Cage” ve son albümün son şarkısı “Apokalips” çalındıktan sonra “Tigris” introsuyla “Bir”e geçiş yapıldı. Parça bitiminden sonra banttan “Sonsuz” verildi ve Pentagram üyeleri seyirciye veda etti.

Genel olarak toparlayacak olursak Pentagram yine bildiğimiz gibiydi. Konser oldukça başarılıydı. Ses düzeni de oldukça temizdi. Pentagram`ın Dorock XL`da çaldığı ilk konserde en önde olmak biraz kulağa zararlıydı, ses aşırı yüksekti hatta sağ kulağım iki günlüğüne iptal olmuştu. Ama bu konser daha rahat ettiğimi söyleyebilirim. Şimdi sırada 30. yıl var ve mutlaka yeni haberler gelecektir. Pentagram hayranlarına tek tavsiyem, grubun bütün sosyal medya hesaplarına abone olup bildirimleri açması. Pentagram ekibine ve Dorock XL`dan Banu Koçak`a teşekkür ederiz. 30. yıl konserlerinde görüşmek üzere m/