2011 yılında çıkardıkları ilk albümleri Of Oceans And Raindrops ile yerli metal piyasasına mükemmel bir albüm sunan Thrown To The Sun, 2014 yılının artık son günlerinde uzun süre beklenen ikinci albümleriyle karşımıza çıkıyor. Progressive death metal severlerin oldukça hoşuna giden ve ülkemiz metal piyasasına baktığımız zaman hak ettiğini göremeyen fakat ortalamanın üzerinde bir popülaritesi olduğuna inandığım grubu anlatırken ilk albümlerine de değineceğim.

Bahsetmek istediğim ilk ve en önemli olduğuna inandığım şey grubun vokalist değişimi. İlk albümlerinde Enver Yılmaz ile çalışan Thrown To The Sun, Enver Yılmaz ile yollarını dostça ayırdığını belirtip bizlere konu hakkında fazla detay vermemişti. Canlı performansıyla da 2 kez dinlediğim Enver oldukça güçlü bir ses idi. Yerini doldurmak oldukça güç olacakken grup mükemmel bir hamle ile Başer Çelebi‘yi vokalist olarak gruba dahil etti. Furtherial ve de cover grubu Razor’ın gitarist ve vokalistliğini yapan Başer, albümde brutal vokaller yönünden Enver Yılmaz’ı aratmadığı gibi sıkça başvurduğu clean vokalleriyle de albüme farklı tatlar katmış. Grubun ilk albümünde clean vokaller son derece azınlıkta idi. Fakat Out Of Themselves Things Will Come’ın gerek soundu, gerek konsept yapısı Başer’in bu vokallerini kullanmasına ortam sağlıyor.

Single olarak yayınlanan Gnomon‘u ilk kez Dorock Bar Ghost Gecesi Konseri’nde ve de Hi-Voltage sahnesinde icra eden grup bu performansları Enver Yılmaz ile sergilemişti. O iki konserden herhangi birisini izleyen birisi iseniz stüdyo kaydındaki Başer’in vokalleriyle güzel bir kıyas yapabilirsiniz. Bahsetmek istediğim ikinci önemli nokta ise albümün masteringi ile alakalı. Grubun gitaristi Bahadır Sarp ile Saints & Sinners gitaristi Deniz Tuncer beraber çalışmışlar. Deniz Tuncer aynı zamanda geçtiğimiz aylarda yayınlanan Vortex of Clutter albümünün de masteringini yapmıştı. En beğendiğim gitaristlerin başında gelen Deniz Tuncer’in ismini de görünce albümü daha bir heyecanla dinledim. Ve de yanılmadım. Muazzam bir albüm çıkarmış Thrown To The Sun. Gitaristler Ahmet Saraçoğlu ve Bahadır Sarp’ın hem riff yazma hem de yazdığını en iyi şekilde icra edebilme becerisi Deniz Tuncer gibi bir adamla bir araya gelince melodi ve riff anlamında mükemmel bir albüm duyuyor kulaklarımız.

İlk albümlerine kıyas yapacak olursa kesinlikle daha oturmuş bir sound, ne yaptığını daha da bilen, kendisine daha da güvenen bir Thrown To The Sun var. Vokalist değişikliği grubu hiç ama hiç etkilememiş. Enver gibi güçlü bir ses yerine Başer gibi bir başka güçlü ses gelmiş. İlk albümdeki uzun yıllar öncesinde yazılmış şarkıların yanına kısa sürede yazılan şarkılar hadisesi bu sefer gerçekleşmemiş, grup daha planlı bir şekilde hareket etmiş. Gerçek bir grup havasında çalışmış.

Grubun genel performansından söz edecek olursak sözlerin tümünü yazan baterist Batuhan Bekmen 3 senede inanılmaz gelişmiş. İlk albüm ile davullar arasında ciddi bir kalite farkı olduğu ortada. Gitarlarda Ahmet ve Bahadır ilk albümdeki gibi mükemmeller. Pasifagresif kurucusu Ahmet Saraçoğlu’nun metal müzik hakkındaki uçsuz bucaksız bilgisine şahit birisi olarak bu kadar yaratıcı melodiler yazmasını yadırgayamıyorum. Bahadır’ın da bir The Faceless – The Ancient Covenant cover videosunu koyuyorum aşağıya, onun hakkındaki yorumu da size bırakıyorum.

Baslarda Onur Altınay’a ayrı bir parantez açacağım. Grubun en sessiz sakin üyesi olduğunu düşündüğüm, kendi halinde gitarını çalan, inanılmaz yetenekli bir adam. Grubun ilk albümündeki basları dinledikçe ‘kim bu adam?’ diye sordurtan Onur Altınay bu albümde de yine harikalar yaratıyor. Buradan beni okuyorsa Onur’u tebrik ediyorum, umarım kendisini taze tutmayı başarır ve de çizgisini asla bozmaz.

Yazıyı sonlandırırken buraya tıklayarak albümü dinleyebileceğiniz ya da satın alabileceğiniz sayfaya ulaşabilirsiniz. The Concrete Bodies ve de The Tail Eater’ı da en sevdiklerim ilan ediyorum. Thrown To The Sun’a böylesine mükemmel bir albüm için teşekkür ediyorum.

Türk Gitar Puanı: