Maslak Arena’nın önüne kapı açılış saatinde geldim fakat kapılar geç açıldı. Saat 15:00’da ilk ön grup sahne alacaktı, onlar da ufak bir gecikmeyle sahneye çıktılar. Kapıda beklerken bir olay yaşandı, bunu anlatmam lazım. Bilet alamayan iki metalci kardeşimiz alanda toplananlardan para topluyordu. Normal bilet almak istiyorlardı. Arkadaşlarımda fazladan bir adet sahne önü bileti vardı. Bileti onlara verdik. Sonra sahne önü biletiyle normal bilet takasına girmeye çalıştılar. Kapıların açılmasını bekleyenlerin tüm dikkatlerini üstlerine çekmeyi başardılar. Sonunda sahne önünü normal biletle değiştirmeyi başardılar ve içeri girdiler 🙂

Maslak Arena’ya ilk gelişimdi. Konser alanını beğendim, kapasitesi oldukça yüksek ve ferah bir ortamı var. Sigara ve alkol satışı yapılıyordu. Sahne önü kısmını daha büyük bekliyordum fakat tahmin ettiğimden küçüktü. Sahne önü bileti alanlarla normal bilet alanlar arasında pek bir fark yoktu. Aramızda sadece demir bariyerler vardı. İlk ön grup Furtherial sahneye çıktı ve konsere hızlı bir giriş yaptık. Thrash metal yapan grup bizi havaya sokmaya çalıştı. Furtherial headbang yapmak için uygun ritimde çalıyor. Zannediyorum ilk grup olmanın verdiği dezavantajla kendilerine pek eşlik eden olmadı. Ayrıca Furtherial albüm hazırlığındaymış. Albüm dijital olarak paylaşacaklarmış. Furtherial’i takip edin derim.

İkinci grup Ivory kendine özgü soundu olan bir grup. Furtherial’dan sonra thrash-heavy metal ile devam ederiz diye düşündük fakat öyle olmadı. Ivory, Furtherial’dan sonra hızımızı kesti desem yeridir. Ivory çalarken yerde oturanlar, sahne önünü terk edenler vardı. Fakat bir de şu açıdan bakalım. Eğer Ivory daha sert müzik yapsaydı veya Ivory yerine daha gaza getirici parçalar çalan bir grup olsaydı, Trivium’un sonlarına kadar dayanabilir miydik bilemiyorum. Dolayısıyla, Ivory doğru bir tercih olabilir. Hem grubu sahnede izledik hem de dinlenmiş olduk.

Thrown To The Sun internetten dinlediğim kadarıyla bildiğim bir grup. Grubun yaptığı müzik bana hitap etmiyor. Death metal dinleyen birisi değilim. Hi-Voltage’taki performanları gayet iyiydi. Özellikle vokalin sesini çok beğendim. Fakat bir şeyler ters gitti, ses sisteminde cızırtı oldu. Ara ara ses gidip geldi. Ghost ve Trivium’da da aynı şey olmaz umarım diye içimden geçirdim. Thrown To The Sun sahneden inene kadar cızırtılar devam etti. Konser alanında büyük bir Thrown To The Sun hayranı bir kitle vardı.

Konserde yaşananlardan bazılarını zaman içinde unutacağız. Sadece fotoğraflara baktığımızda birkaç şey hatırlayabileceğiz. Fakat Black Tooth’un bizde yarattığı etki sanırım unutulacak gibi değil. Konsere gelen ve Black Tooth’un yaptıklarını unutan insan olamaz. Ankara’dan gelen Black Tooth çok manyak bir grup. 🙂 Bu grubun enerjisi o kadar yüksek ki… Enerjilerini seyirciye harika bir şekilde aktarıyorlar. Black Tooth’un vokali Tuna Vural festival alanını gaza getirici sözleriyle hareketlendirdi. Tuna; seyirciye bira attı, sahne önündeki seyircilerin üstüne atladı, bazı seyircileri sahneye davet etti. Black Tooth iyi ki festival gelmiş. Eğer Black Tooth’u görmemişseniz, mutlaka izleyin. Black Tooth anlatılacak bir grup değil, yaşamak lazım 🙂

Avustralya’dan gelen Karnivool, Black Tooth’un bıraktığı yerden devam etti. Karnivool’un gitaristinin çalarken yüz ifadesi çok değişik olabiliyor, dikkatimi çekti. Bas gitarist ise grubun en hareketlisi. Karnivool’un vokalisti; seyirciden memnun kaldığını, ortamı beğendiğini ve İstanbul’da iyi karşılandıklarını söyledi. Karnivool’u İstanbul’da tekrar görebiliriz.

Karnivool’dan sonra heyecanlı bekleyiş başladı. Ghost’un sahne hazırlıkları yapılıyordu. Ghost yazan devasa bayrak yukarı çıkarıldığında heyecanımız daha da arttı. Infestissumam introsu ile birlikte Ghost (Papa hariç) sahneye çıktı. Bu arada ışık ve sis daha da arttı. Intro’dan sonra Per Aspera Ad Inferi’ye geçiş oldu. Geçiş esnasında Papa sahneye geldi ve kıyamet koptu. Papa’nın gelmesiyle herkes ön taraflara akın etti. Papa’nın sahnedeki hareketleriyle (ellerini havaya kaldırma, gitaristi işaret etme vs.) seyircinin dikkatini çekiyordu. Nameless Ghoul’lar oldukça da hareketliydi. Ghost ilk kez İstanbul’a gelmişti. Papa, İstanbul’daki seyirciyi sevdiğini söyledi. Böyle bir hayran kitlesi ile karşılaşacağını tahmin etmemiştir herhalde. Konserin başından sonuna kadar susmayan, şarkılara eşlik eden, Papa’nın söylediklerine anında tepki veren bir kitle vardı. Ghost’un Youtube’tan canlı performanslarını izlemiştim fakat Nameless Ghoul’ların İstanbul’daki kadar hareketli olduğunu görmedim. Seyircinin enerjisini hissetmiş olacaklar ki onlar da yerlerinde duramadılar, değişik hareketler yaptılar. Şarkıya ara verilince Papa, her defasında seyirciyi sevdiklerini anlatan işaretler yaptı. Papa hem seyirciyi hem de grubu harika yönetti. Bence Ghost, İstanbul’daki enerjiyi çok sevdi. Türkiye’ye tekrar geleceklerini düşünüyorum. Ghost sahneden inince bir grup seyirci; ”Tekbir ! Allahüekber !” diye bağırmaya başladı. Onlara katılanlarda oldu. Eğlenceli anlardı 🙂

Günün son grubu Trivium bizi öldürdü desem yeridir. Papa’nın yönettiği kitleyi, Trivium kendinden geçirdi. Trivium’u hiç dinlememiş birisi olarak ‘Neden bu adamları dinlememişim lan’ dedim. Her parçada headbang yaptık, sağa sola koşturduk, yerimizde zıpladık. Matt, Türkçe nasılsınız dedi ve baya alkış aldı. Matt ayrıca şunu söyledi; ”Burada gördüğüm kitle, dünya üzerinde Trivium konserinde en fazla gürültüyü yapan kitle. Harikasınız. Sonraki gelişimizde metal dinlesin dinlemesin arkadaşlarınızı toplayın ve buraya getirin. Daha kalabalık olalım”. Görülüyor ki Matt konserden oldukça memnun kalmış ve tekrar geleceklerine söz verdiler.

Hi-Voltage çok güzel bir organizasyondu fakat beni mutlu eden bir olay daha var. Konser alanında bir baba ve oğlu dikkatimi çekti. Oğlunun görme engelli olduğunu anladım. Yanlarına gidip selam vermek istedim. O an sahnede Karnivool vardı ve ortam gürültülüydü. İsimlerimizi sormadan direk konuya girdik. Babaya bu yaptığının çok güzel hareket olduğunu ve arada sırada bunu yapmasını söyledim. Baba da bana; mümkün olduğunca her konsere gittiklerini söyledi. Benden önce gidip selam verenler de olmuş. Selam verenlerden bazıları kendilerine katılmalarını istemişler. Bunu duyunca daha çok sevindim. Baba ve oğlu, bu güzel hareketten dolayı çok mutlu olmuşlar.

Hi-Voltage konserlerinin her birinin tadı farklıydı. Güzel bir gün geçirdik. Ghost’u ve Trivium’u coşkulu, istekli bir şekilde ağırladık. Yaptığımız tezahüratlarla, onları tekrar görmek istediğimizi belli ettik. Bir sonraki gelişlerinde daha uzun süre sahnede kalmalarını isterim.

Yaptıkları başarılı organizasyondan dolayı Charm Music’e, Dorock’a ve etkinliği destekleyen herkese teşekkürler.