Yaz sezonunun son festivali Headbangers Weekend, 29,30,31 Ağustos tarihlerinde KüçükÇiftlik Park’ta düzenlendi. Bu festival sezonun son konserlerini içerse de, duyuruları rakip festivallere göre erken yapıldı. Bu nedenle metal müzik severleri kendi tarafına doğru çekti diyebiliriz. Festival kadrosu ve bilet fiyatlarının açıklanmasının ardından olumsuz bir yorumla pek karşılaşmadık.

Festivalin kadrosuna baktığımızda adından sıkça söz ettiren, ne yaptıkları yakından takip edilen yabancı gruplar vardı. Yerli gruplar da tatmin edici düzeydeydi. İlk bakışta Rock Off`a giden biri olarak mekandan yana sıkıntılar çektim. Rock Off, Life Park`ta düzenlenmişti. Ağaçlar, hamaklar, bir sürü oturma yerleri, gölgelik alanlar vardı. Konser izlemek istemeyen bile Life Park`ta güzel vakit geçirebilirdi. 3 gün boyunca LifePark`ın ortamını özledik. Sanırım bundan sonra, LifePark`ı gördüğüm için KüçükÇiftlik`te düzenlenen festivaller eskisi kadar beni tatmin etmeyecek 🙂 Solo konserler bu konunun dışında. Gruplarla ilgili yazının sonunda Setlist FM`den aldığım şarkılar yer alıyor. Setlist FM güncellendikçe şarkıları buraya ekleyeceğim. Şarkıların hepsini bilmediğim için yanlışlık payı var. Yavaş yavaş ilk konserlere geçelim;

29 Ağustos:

Festivalin ilk gününde Chaosnerve, Soul Sacrifice, Septicflesh, Ensiferum, Moonspell, At the Gates ve Katatonia bizi bekliyordu. Kapıların açılmasına yakın bir saatte kuyrukta sıraya girdim. İçeri girmeyi beklerken, arada sırada gişeye bakıyordum. Gişenin davetli kısmına gidenler eli boş dönüyordu, bu durum dikkatimi çekti, o tarafa yöneldim. Kapıların vaktinde açılmayacağını bildiğim için gişenin önünde en az yarım saat boyunca neler olup bittiğine baktım. Davetliler biletlerini alamıyordu çünkü liste gönderilmemiş. Katatonia ekibinden biri (fotoğrafçı olabilir) giriş kartı almaya geldi. Dil bilmeyenler gişeye baktığı için zor da olsa anlaştılar. Çekilişten bilet kazananlar, grupların davetlileri, fotoğrafçılar ve daha bir sürü kişi liste ulaştırılmadığı için uzun bir süre bekledi.

Saat 13:00`te açılacağı söylenen kapılar, 20 dakikalık gecikmenin ardından açıldı. İlk günün heyecanıyla havanın sıcak olmasına rağmen en önde yerimi aldım. Chaosnerve`in EP`sini (Endolight) dinlemiştim. Şarkılarını sevdiğim için festival konserlerini kaçırmak istemedim. Chaosnerve yerli gruplara destek için gelen kitleye çaldı. İlk EP`den sonra büyük bir festivalde süre alan grubu tebrik etmek lazım. Festivalin açılışını yapan Chaosnerve güzel bir performans sergiledi. Böyle devam ederlerse daha fazla kitle önünde konser vermelerini bekliyorum. Bazen solo gitarı duyamasak da günün ilerleyen saatlerinde düzelir umuduyla üstüne düşmedik. Hazır ses konusuna değinmişken aklımdayken yazayım; bazı konserlerde bas çok açıktı, gitarı duymakta zorlandık. Bazı konserlerde de solo gitarın sesi gelmiyordu. Tonmayster’den yana büyük sıkıntılar çektik.

Günün ikinci ismi Soul Sacrifice tam bir festival grubu. Rock Off ve Alive Open Air Festival`de hayranlarıyla buluşan grup, Headbangers Weekend`i de boş geçmedi. Soul Sacrifice`a konserlerde dinleye dinleye alıştım. Şarkılarını bilmiyorum ama her konserde ritim tutar, gruba tezahürat yaparım 🙂 Özgür Özkan, konserin bitimine yakın sahne önündeki seyircinin yanına indi. Son şarkıyı burada söyledi. Bir şarkı arasında da, gerçek festivalcilerin akşam sekizde değil, bu saatte buraya gelenler olduğunu söyledi. Yerli gruplarda kafa sallayan, kendini şarkıya kaptıran az olsa da Soul Sacrifice, alanı hareketlendiren nadir gruplardandı.

Festivalin ilk yabancı grubu Septicflesh, Yunanistan`dan geldi. Symphonic death metal yapan komşularımız, son albümleri Titan`dan sıkı şarkılar çaldı. Eski albümlerden headbang`e uygun olan şarkılarla bizimle birlikte keyifli dakikalar geçirdiler. Seth Siro Anton (vokalist) ilgiyi kendinde toplayan isimdi. Ben, Sotiris Vayenas`ın tam önünde olduğum için, O`nu daha çok izledim. Seth Siro vokaliyle, Sotiris ise sert gitar riffleriyle ve kafa sallayarak seyirciyi coşturdu. İlk konser için fena sayılmazlardı. Septicflesh sahnedeyken, en önden davulcunun görülmediğini fark ettim. Sahne düzeni en önden izleyenler için gözden geçirilse daha iyi olmaz mı?

Birinci gün en çok merak ettiğim grup Ensiferum`du. Konserden önce, setlist`lerine bakmıştım ve pek bana göre değiller yorumunu yapmıştım. Ensiferum hayranı arkadaşlarım bir de canlı dinle sonra karar verirsin dedi. Dediklerinde haklı çıktılar. Folk metalin öncü kuvvetleri, belki de günün en renkli grubuydu. Grup üyeleri sahnede çok hareketliydi. Seyirciyle güzel temaslarda bulundular. Ensiferum ekibinden herkesin yüzü konserin başından sonuna kadar gülüyordu. Sahne önünde circle pit oluştu. Ses sıkıntısı ve teknik problemlerle karşılaşmadık. Ensiferum seyircisi grubu ne kadar özlediğini açık bir şekilde gösterdi. Ben de Ensiferum hayranı olarak konseri bitirdim. Setlist:

  • March of War
  • Axe of Judgement
  • Heathen Horde
  • Twilight Tavern
  • Treacherous Gods
  • Warrior Without a War
  • Ahti
  • Lai Lai Hei
  • Burning Leaves
  • Into Battle
  • From Afar
  • Token of Time
  • Two of Spades

Moonspell`in bendeki yeri ayrıdır. Küçüklüğümden beri dinlediğim grup. Rahmetli teyzemin de dinlediği tek metal grubu olduğu için duygusal bir yanı da var. Festival kadrosu açıklandığında Moonspell`i görür görmez gitmeye karar vermiştim. Moonspell, Headbangers Weekend şovu için Özlem İdilsu (dansöz) ile anlaştı. Bazı şarkılarda Özlem İdilsu sahneye geldi ve metal ile dansın buluşmasını izledik. Moonspell`in sahne performansından yana bir korkum yoktu. Setlist konusu beni düşündürüyordu. Bana göre son albümleri gerçek Moonspell`i aratıyordu. Son albüme ağırlık verirlerse gruba eşlik edemem ve sadece izlemekle yetinirdim. Neyse ki Memorial, Wolfheart ve Irreligious albümlerinden en güzel şarkıları setlist`e eklemişler. Bu albümlerden çalınan bütün şarkılara eşlik ettim, headbang yaptım. Benim için günün en önemli konseriydi. Moonspell de İstanbul`da olmaktan dolayı çok mutluydu. Bunu hem sahnede hem sosyal medyadan belli ettiler.

Moonspell`den sonra At the Gates`in çıkması beni üzdü. Hem dinlemediğim (death ile pek aram yok) grup, hem de Moonspell`deki yorgunluğun üzerine At the Gates dinleyeceğime pek ihtimal vermiyordum. Katatonia da ilgimi çeken bir grup değildi. Bir de ulaşım sorunum olduğu için 2-3 şarkı dinleyip festivalden ayrıldım. At the Gates ülkenizde sevilen bir grup. Garajistanbul konseri dolu geçmişti. At the Gates hakkında yapılan yorumlar arasında kapalı mekanda daha iyiler diyenler var. Bu festivalde performanslarından yana bir şikayet görmedim. 19 şarkılık setlist şöyleydi:

  • El Altar del Dios Desconocido
  • Death and the Labyrinth
  • Slaughter of the Soul
  • Cold
  • Raped by the Light of Christ
  • Terminal Sprit Disease
  • At War With Reality
  • Heroes and Tombs
  • Suicide Nation
  • Eater of Gods
  • The Circular Ruins
  • Windows
  • Under a Serpent Sun
  • World of Lies
  • The Book of Sand
  • Nausea
  • Blinde by Fear
  • Kingdom Gone
  • The Night Eternal

30 Ağustos:

Festivalin ilk gününe erken gittiğim ve Moonspell`de kendimi çok yorduğum için ikinci güne Metalium ile giriş yapmayı düşünüyordum ama zamanı ayarlayamadım. Athor`un sonlarına doğru, gölgelik bir alana geçip grubu dinledim. Düne göre daha az bir kitle vardı. Öğle saatleri çok bunaltıcı olduğu için ilk günkü gibi bir yoğunluk yoktu. Athor ile Pitch Black Process`te yine tonmayster`ın kötüsüne denk geldik. Pitch Black Process`te bas çok öndeydi. Sahnedeyken bunlar fark edilmiyor mu acaba diye düşünmedik değil. İki grup da benim ilgi alanımın dışında müzik yapıyor. Bu yüzden söyleyecek fazla bir sözüm yok. Daha iyi ses alabilecekleri bir konserde tekrar izleyip yorum yapmak sağlıklı olacaktır.

Son grup büyük bir heyecanla beklenir ama benim kalbim Metalium için çarpıyordu. Grubun iki albümü eskiden sadece kaset formatında bulunuyordu. Koleksiyon değeri olduğu için bulmak zor. Bu yüzden kayıtlar iyileştirilerek CD formatında basıldı. İlk kez Takas Pazarı`nda satışa çıkan albümlere ilgi büyük. Metal tarihimizin unutulmaz gruplarından Metalium`un albümlerini dinledim ve bu grubu kesinlikle izlemeyelim dedim. Eski konser kayıtlarına baktım, şarkıları ezberledim. Metalium, Suffer`ın 20. yıl dönümü nedeniyle albümü baştan sona çaldı. Albümün her şarkısı ayrı bir güzel. Metalium sık sık konser veren bir grup değil ama performanslarından bir şey kaybetmemişler. Metalium`un güzel sürprizleri de oldu. Cenk Turanlı bir şarkıda gruba eşlik etti. Metalium`un Amerika`daki üyesi Kaan Süersan, sadece bu konser için uzun bir yoldan geldi. Mazhar Şiringöz`ün vokal performansına hayran kaldım. İlk kez canlı dinlememe rağmen, stüdyo kayıtlarını aratmadı. Sahneyi kullanmak da önemli bir iş. Metalium sahneyi çok iyi kullanan gruplardan biriydi. Konser sonunda bol bol pena dağıttılar. Mazhar Şiringöz sahne önünün bariyerlerine geldi, fotoğraf çektirdi, el sıkıştı. Metalium`un akşam saatlerinde daha fazla kitle önünde çalmasını gönülden istiyoruz.

Yunanistan gelen diğer misafirimiz Rotting Christ sahneye astığı bayrakla dikkat çekti. Rotting Christ dinlerim ama son albümlerini nedense takip etmedim. Eski albümlerindeki şarkıları çalmaları umuduysa gitmiştim ama sanırım yenilere ağırlık vermişler. Daha sonra öğrendim ki, artık eski şarkıları kolay kolay çalmıyorlarmış, ne derece doğru bilemiyorum. Rotting Christ`ı bekleyenler grupla bütünleşti, konser alanını dağıttı. Sahne önünde bir circle pit oluştu. Tahmin ediyorum normal kısımda da aksiyonlara girişilmiştir. Headbang`in bol olduğu performanslardan biriydi. Ben izlemekle yetindim, çok da eğlendim.

  • 666
  • P`unchaw kachun-Tuta kachun
  • Athanati Este
  • Kata ton Demona Eautou
  • Nemecic
  • The Sign of Evil Existence
  • Transform All Suffering Into Plagues
  • Societas Satanas
  • In Yumen-Xibalba
  • Grandis Spiritus Diavolos
  • Chaos Geneto
  • Noctis Era

Garip gelebilir ama festivalin bilmediğim grupları arasında Carcass da vardı. İlk günün Moonspell yorgunluğu Metalium ile birleşince daha bir fena oldu. Carcass`dan birkaç görüntü alıp sahne önünün bariyerlerine yaslanarak grubu ve seyirciyi izledim. Carcass için çıldıranlar çok fazlaydı. Jeff Walker konuşmayı sevmeyen biri. Süreyi mümkün olduğunca şarkılara ayırdılar.

  • Edge of Darkness / Unfit for Human Consuption
  • Buried Dreams
  • Incarnated Solvent Abuse
  • The Granulating Dark Satanic Mills
  • Captive Bolt Pistol
  • Black Star / Keep On Rotting in the Free World
  • No Love Lost
  • This Mortal Coil
  • Corporal Jigsore Quandary
  • A Congealed Clot of Blood / Cadaver Pouch Conveyor System
  • Heartwork

Therion sık sık dinlediğim grup. Bu festivalde sahne alması beni çok mutlu etti. Rotting Christ ve Carcass`dan sonra çıkmaları ilaç gibi geldi. Bazıları Carcass ve Kreator arasına Therion`un girmesine bozulsa da benden yana sorun yok. Therion`un yeni bir üyesi var: Chiara Malvestiti. Kadın vokalist, ilk konserini İstanbul`da verdi. O`nun adına büyük bir gündü. Böğürtülü metalden sonra huzur veren bir vokal duymak iyi oldu. Therion`un sahne kostümleri görsel zevki artırıyordu. Cults of the Shadow, The Rise of Sodom and Gomorrah ve To Mega Therion performansları seyirciyi hareketlendiren şarkıların başında geliyor. Alman panzerlerinin konserine kalmadan ikinci günü Therion ile sonlandırdım.

  • Sitra Ahra
  • Asgard
  • Son of the Sun
  • The Perennial Sophia
  • Lemuria
  • Abraxas
  • Cults of the Shadow
  • The Rise of Sodom and Gomorrah
  • Flesh of the Gods
  • Son of the Staves of Time
  • Ginnungagap
  • To Mega Therion

31 Ağustos:

Festivalin son gününe gittiğim vakit, Thrown to the Sun son şarkılarını çalıyordu. Vortex of Clutter, Svengali ve KES`i dinlemedim. İki günün yorgunluğunu üzerimden iyice atıp Murder King ve Arch Enemy için KüçükÇiftlik`e gittim. Fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla ilk üç grup çok az bir kitleye çalmış. Septicflesh ve Metalium ile aynı saatte sahneye çıkan KES`in benzer bir kalabalığı toplayacağını düşünmüştüm.

Thrown to the Sun`ın sahnesinde grubun isminin olduğu bayrak (veya ona benzer şey, adı her ne ise) yoktu. Günün ilk gruplarının isimleri sahneye asılırken, Thrown to the Sun`da neden böyle oldu şaşırdım. Ahmet Saraçoğlu`nun eksikliği kesinlikle hissediliyordu. Alp Tanza güzel sololar attı gibi ama hiçbirini duyamadık. Şikayet üzerine sesin kısıldığı söyleniyor. Yeni albüm öncesi sahne alan gruptan daha etkili bir performans bekliyordum. Ayrıca grup üyelerinin yüzleri asık gibi geldi. Umarım yakında toparlanırlar.

Festivalin son yerli grubu Murder King, sıkı bir performans sergiledi. Bir konser klibi çekileceğini haber aldım ve klipte ben de görev aldım. O yüzden olayların tam merkezindeydim. Gruba konser alanında tam destek verdik. Murder King`in harflerinin yazılı olduğu kartonları belli aralıklarla havaya kaldırdık. Boykot şarkısına özel bir yapılanma da vardı. Eminim sahneden harika görünüyordu. Ses konusuna gelecek olursak, Thrown to the Sun`da kısık olan ses devam ediyordu. Seyirci buna daha fazla katlanmak istemedi. Müthiş bir sahiplenme duygusu oluştu. Bariyerler tekmelendi, sloganlar atıldı. Sesi seyirci açtırmayı başardı, gerçekten harika bir olaydı. Sadece Murder King`te böyle bir olay olmuştu. Ses açıldıktan sonra wall of death yapılmaya başlandı. Normal kısım epey karışmış, arkadaşım anlattı. Sahne önünde şarkılara eşlik ettik, headbang`den geri durmadık. Murder King üyeleri kendilerine gösterilen ilgiden çok memnundular. Yeni albümden bir şarkı da çaldılar. Yakında yeni albüm yayımlanacak.

Geçen sene Manowar yüzünden düzgün konser veremeyen Arch Enemy arayı düzeltmek için Headbangers Weekend sahnesindeydi. Jeff Loomis`li Arch Enemy her şarkısında vitesi yükseltti. Ateş ve sis şovları görsel zevki daha da tırmandırdı. Amott ve Loomis`in sırt sırta verip solo atmaları görülmeye değer anlardandı. Alissa`nın mikrofonu havaya kaldırıp sahnede koşması seyirciyi coşturmaya yetiyordu. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Geçen seneyi telafi ettikleri kesin. Türkiye`yi de çok sevdiklerini biliyoruz. Fırsat olursa tekrar geleceklerine hiç şüphem yok. Arch Enemy`de her enstrümanı rahatlıkla duyduk. Bu yüzden kusursuz bir konseri arkamızda bıraktık.

  • Yesterday Is Dead and Gone
  • Burning Angel
  • War Eternal
  • Under Black Flags We March
  • Ravenous
  • Stolen Life
  • My Apocalypse
  • You Will Know My Name
  • Bloodstained Cross
  • As the Pages Burn
  • Dead Eyes See No Future
  • Avalanche
  • No Gods, No Masters
  • We Will Rise
  • Snow Bound
  • Nemesis
  • Field of Desolation (Outro)

Festivalin kapanışını Helloween ile yaptık. Bence, Murder King ve Arch Enemy`nin hareketlendirdiği kitle Helloween`de duraksadı. Belki de gözler Mastodon`u aradı. Helloween kötü bir konser vermedi. Seyirciyle uyumluydu, şarkılarını bağıra bağıra söyleyenler vardı. Eve dönerken Arch Enemy, Helloween ile yer değiştirse nasıl olurdu diye düşündüm. Benim senaryoma göre daha heyecanlı bir kapanış olabilirdi. Helloween`in süresi çok olduğu için, seyirciyle bol bol oyunlar oynadılar. Güzel bir davul solosu da dinledik. Dr. Stein ve Are You Metal`in grubun en iyi şarkılarından olduğunu düşünüyorum. Canlı çalmaları beni mutlu etti. Konserin son iki şarkısını dinleyemedim, alandan ayrıldım. Gördüğüm kadarıyla dev bir kalabalık yoktu. Normal kısımda büyük boşluklar göze çarpıyordu. Konserin başından sonuna kadar duran arkadaşlarım da beni doğruladı.

  • Eagle Fly Free
  • Dr. Stein
  • My God-Given Right
  • Steel Tormentor
  • Mr. Torture
  • Waiting for the Thunder
  • Straight Out of Hell
  • Heroes
  • Drum Solo
  • Lost in America
  • If I Could Fly
  • Power
  • Halloween / Sole Survivor / I Can / Are You Metal? / Keeper of the Seven Keys
  • Future World
  • I Want Out

Headbangers Weekend`de 9 yerli, 12 yabancı grup vardı. Fiyat – performans açısından hakkını veren bir festivaldi. Geçen yıl ki organizasyona gitmemiştim. Bu benim ilk Headbangers Weekend deneyimim oldu. Dinlediğim, sevdiğim grupları yakından izledim. Headbangers Weekend, 2016 organizasyonunda bakalım hangi gruplarla karşımızda olacak.

m/