Geçen sene yeniden düzenlenmeye başlanan Zeytinli Rock Festivali yoğun ilgi görmüştü. Bu sene de aynı derece de ilgi görmesi bekleniyordu fakat giriş kuyruğu caddeye kadar uzanıyordu. Neler mi oldu ? Buyrun…

19 Ağustos 2015 – Giriş ve Açılış Partisi

Gece sıkılıp saat 3 gibi kapıya gittim. İyi ki de gitmişim festival alanının etrafında çadırlar vardı. Bazıları yere mat, örtü gibi şeyler serip üzerinde oturup bekliyordu. Zaman geçtikçe kalabalık artmaya başladı. Kapı açılış saati 12:00 olmasına rağmen her etkinlikte olduğu gibi bu etkinlikte de açılış saati gecikti. Güvenlik ve içerideki kalabalığın her hareketinde heyecan yapıp sıraya geçmeye başladık. En son dip dibe bitişik bir sıra olmuştu. Festival kapısından caddeye kadar uzanıyordu kuyruk. Hatta cadde üzerinde de bir kuyruk vardı. Sıcaktan bunalıp su savaşı yapmaya başladık doğal olarak. En sonunda evlerin balkonlarından hortumlar çıktı, serinledik. Açılmak bilmeyen kapıların üzerine en önde bariyerleri yıkma planları yapıldı. 15:30 civarı kapıları açtılar, Bilekliklerimizi taktılar. İlk defa bir konser bilekliğinde barkod görüyordum. Turnikelere barkodu okutup giriş yapılıyordu. İçeri girdik çadır alanına geçtik. Çadırı istediğimiz yere kuramayacağımız söylendi. Ekip yer gösterecekmiş. Bekledim, yer gösterdiler. Yeri de şöyle açıklayayım; tuğla kırılmış ateş yakılmış yamuk bir zemin. Tabii ki çadırımı oraya kurmayıp istediğim yere kurdum. O sırada kapıdan bağırış sesleri geliyordu. İnsanlar bariyerlere yüklenip içeri geçmeye çalışıyorlardı. Dışarı çıkmak ise yasaktı. Dışarı çıkış için de barkod sistemi koyacaklardı fakat başaramadılar. Şimdi hava sıcak, dışarı çıkamıyoruz ne yapalım ne edelim falan derken en son denize girmeye karar verdik. O sıcakta sanırım tek iyi gelen şeydi deniz. Üzerine bira almazsak olmazdı. Bira standına gittik. Fıçı ve Tuborg Gold 8 TL`den satılıyordu. Kırmızı ise 12 TL`den satışa sunulmuştu. İlk günden çok para harcamayalım dedik, dışarı çıktık. Her festival olmazsa olmazlarından sokaklar yine eğlenceliydi. Özlemiştim burayı. O sokakları bir görseniz, oradaki ruhu hissetseniz emin olun hiç bitmesin istersiniz. Yeni insanlarla tanıştık, beraber içtik, muhabbet ettik. İstanbul Arabesque Project`i merak ettiğim için içeri girdim. Bir baktım sahnede Moğollar var. Büyük sürpriz oldu bizim için. Moğollar`ın sahne performansını ben size hiç açıklamasam daha iyi olur, gidip izleyin derim. O gece bayağı eğlenceliydi. Moğollardan sonra çıkan İstanbul Arabesque Project pek ilgimi çekmedi. Konser alanından çıkıp dışarıda içmeye devam ettim. Yine bir festival geleneği olarak sabahlayıp 06:00 gibi dağıldık. Uyuyabilen uyudu tabi…

20 Ağustos 2015 – İlk Gün

Sabah yine o güneşin sıcağıyla uyandık. Kapıya baktım, sanki sıra hiç bitmemişti. Açılıştaki kalabalığın aynısı duruyordu kapıda. Kamp alanı doldu taştı. Hala içeri insanları alıp bilet satıyorlardı. Denize girmeye gittim. Denize 5-10m yakınlıkta çadırlar vardı. Ne diyeceğimi şaşırdım. Kamp alanını genişlettiler sonunda. Daha sonra bilet satışını durdurma kararı alındı. Müthiş bir kalabalık rock festivaline gelmişti. Ana sahnenin yakınlarında ufak bir ağaç vardı. Merak ettiğim şey ise o geceden sonra o ağaca ne olacağıydı. İçerideki kalabalık giderek arttığı için çareyi sokakta bulduk. Her tekelde sıra vardı, biz Migros`a gittik. Migros`taki kuyruk ise giriş kapısından başlıyordu. Tekellerden birine geri dönüp biramızı alıp taksi durağına yerleştik. Giderek artan bir kalabalık vardı. Gelip bizi su tabancasıyla ıslatan gruba karşı taksi durağındaki hortumu çıkartıp savaşı kazandık. Hava sıcak olduğundan dolayı festival alanına hava kararmadan gitmek istemedim. Akşam içeri girdiğimde Pinhani`nin son şarkılarına yetişmeyi başarmıştım. Cidden kaçırdığıma üzüldüm. İçerideki alternatif sahne olayı ise şöyle işliyordu. Ana sahnedeki grup indikten sonra alternatif sahnedeki grup sahneye çıkıyordu. O sırada ana sahnedeki sıradaki grup hazırlanıyordu. Ana sahne başlayınca, alternatif sahne sonlandırılıyordu. Feridun Düzağaç, sahne performansını cidden merak ettiğim bir isimdi. İzleyiciler her şarkıya eşlik edip müthiş bir konser atmosferi oluşturmayı başardı. Önlerde olup daha yakından izlemek isterdim. Hemen ardından sahneye çıkan Teoman izleyiciyi şaşırttı. Sahneye akustik gitarı ve mızıkasıyla çıkan Teoman tek başına 3 parça söyledi. Bu üç şarkıdan sonra tüm grup sahneye çıkıp seyirciyi coşturdu. Uzun, eğlenceli ve gitar sololarıyla dolu bir performans oldu. Saat 01:30 civarında konser bitti. Ve o ağaç hala orada sabah ki gibi duruyordu. Hiç zarar gelmemişti.

21 Ağustos 2015 – İkinci Gün

Sabah kavurucu sıcakta erkenden uyanıp kahvaltı etmeye Altınkum`a gittik. Oturduğumuz kafede Emre Nalbantoğlu ile karşılaştım. Cidden çok samimi biri, herkesin dediği gibi egosu yoktu. Kahvaltı alanı serin olduğundan dolayı festival alanına dönmeye üşendim açık konuşmak gerekirse. Şimdi serin serin orada oturmak varken niye oraya gideyim değil mi? Bu gece çıkacak olan çoğu grubu dinlediğim için de fazla kasıntı yapmadım. Akşam üzerine doğru festival alanına gittim. Sanki alan daha da kalabalıklaşmıştı. Bir kez gördüğüm insanı bir daha göremiyordum. Gidip denize girmeye karar verdim. 1 saat falan denizde yüzdükten sonra çıkıp duş aldım. Bulutsuzluk Özlemi sahneye çıkmak üzereydi. Festival alanına gidip en öne nasıl geçerim diye planlamaya başladım. Bizim ekibi topladım. Beni omuzlarına aldılar. 6 kişi arka arkaya en öne doğru delip geçtik. Eğlenceli ve başarılı bir operasyondu. İnsanların o bakışlarını asla unutamayacağım sanırım 🙂 En önde konseri dinlemeye başladım tabi. Deniz Demiröz ve ve bitmek bilmeyen gitar soloları kesinlikle efsaneydi. Gencay bateri ile bütünleşmişti her zaman ki gibi. Bulutsuzluk Özlemi çalmaktan yorulmadı biz de dinlemekten. Son parçalarını çalmadan önce sesleri kapatıldı. Alternatif sahnede Yüzyüzeyken Konuşuruz vardı. Bulutsuzluk Özlemi`ne sürelerinin dolduğu söylendi ve zorla sahneden indirildiler. Şahsen Bulutsuzluk Özlemi gibi efsanevi bir yerli rock grubunun yerine yeni yetme bir grubu sahneye almak cidden büyük saygısızlık. Seyirci ıslıklayarak, bağırarak gerekli tepkiyi verdi. Duman sahneye çıkana kadar başka şeylere odaklandım. Duman sahneye çıktığında adım atacak yer yoktu. Grubun enerjisi müthişti. Hele seyircinin ki… O gecenin kesinlike bir tarifi yok. Saat 02:00`ye kadar aralıksız çaldılar. Sonra kendi aralarında doğaçlama takılmaya başladılar. Yaklaşık 30-45 dakika doğaçlamadan sonra tekrar kendi şarkılarına döndüler. Doğaçlamada seyirci önden arkalara geçiyordu. Ben de fırsat bilip çıktım. Yorulmuştum, çadırıma gidip uzandım. Saat 03:30 gibi sahneden indi Duman. Güzel ve yorucu bir geceydi.

22 Ağustos 2015 – Üçüncü Gün 

Nasıl uyudum bilmiyorum ama ilk defa saat 11`de kalktım festival alanında. Etrafta “Hektooor!” diye bağıranlara rastlamak mümkündü (Hektor olayını merak ediyorsanız tıklayınız). Soğuk bir duş aldım ve benden rahatı yoktu sanırım. Dün gece ne kadar yorulduğumu sabah daha iyi anlıyordum. Her zaman ki gibi düzeni bozmadım. Gidip sokakta gölge bir köşeye oturup muhabbete ortak oldum. Bugün sokakta bir hareketlilik vardı. Biri arabasından müzik açmış kalabalık bir grup headbang yapıyordu. Durur muyum? Koştum girdim aralarına. Bir baktım pogo dönmeye başladı. Headbang yapıp şarkılara eşlik edip eğlenirken polis geldi. Trafiği kapattığımızı söyleyip dağılmamızı ve arabayı çekmemizi istedi. Uzunca tartıştıktan sonra müzik kapandı, araba gitti. Biz de festival alanına girdik. İçeri girdiğimde Sattas sahnedeydi. Kesinlikle güne damgasını vurdu diyebilirim. Gerek sahnedeki dansları, gerek seyirciye seslenişiyle harika bir performans sergilediler. Festival alanında dans etmeyen yoktu neredeyse. Ana sahnede sıra İskender Paydaş`taydı. Ferman Akgül, Şebnem Keskin ve Aslı Gökyokuş İskender Paydaş ile aynı sahneyi paylaştı. Seyirci için güzel bir sürpriz oldu. Hemen arkasından sahneye çıkan Demir Demirkan seyirciyi bir kez daha kendine hayran bıraktı. Arka arkaya Kahpe, Gitti Gider ve Zaferlerim çalan Demir Demirkan kesinlikle o alanı tıklım tıklım doldurdu. İstemsizce önlere gelmiştim. Nasıl çıkacağımı bilemiyordum. Bir şekilde çıkmayı başarıp bira kuyruğuna girdim. Redd ben bira kuyruğundayken sahnede yerini aldı. Biramı alıp sakin bir yere geçip izlemeye başladım. Redd sahnedeyken bazı teknik sıkıntılar çıktı. Her şeye rağmen moralleri bozmadan çalmaya devam ettiler. Daha sonra günün son ismi Şebnem Ferah`ı heyecanla beklemeye başladık. Şebnem Ferah herkesi, kesinlikle bir kez daha kendine aşık etmiştir. Sahneye çıkmasının ardından çok geçmemişti ki aşırı alkol almış bir kız ayağıma kustu. Konser alanını hızlıca terk edip ayaklarımı, ayakkabılarımı güzelce yıkadım. Sonra bir baktım ki konser bitmiş.

23 Ağustos 2015 – Headbanger’s Day 

Bu güne özel ayrı bir başlık altında yazı yazabilirim resmen. Her grup için ayrı ayrı incelemeler yapabilirim. Kesinlikle en dolu gündü. Festivalin sonu dolayısıyla insanlar yavaş yavaş festival alanını terk etmeye başlamıştı. Gidip hemen bir kahvaltı ettim. Dışarıda biraz takıldıktan sonra içeri girdim. Saat 14:30 civarından en önden yer tuttum. Büyük bir heyecanla Fallen`ı bekledim. Nightmare ile açılışı yapan grup dikkati üzerine çekmeyi başardı. Efsane sololarıyla Barış Benice cidden müthiş bir enerji verdi. Fallen kesinlikle festivaldeki en iyi gruplardan biriydi. Hemen ardından çıkan Nemrud pek sahne şovu olmamasına rağmen yaptıkları müzikle ilgi görmeyi başardı. Fallen`ın topladığı kalabalığa kalabalık ekleyen Nemrud Yerini Black Tooth`a bıraktı. İşte şimdi başlıyoruz! Herkes Black Tooth diye bağırıyordu. Seyirci çılgına dönmüştü, çok güzel bir kitle vardı. Tuna Vural her zaman ki gibi viski ve bira dağıtıyordu. Şansıma ikisini de almayı başardım. Arkamı dönüp baktığımda Wall of Death için hazırlıklar yapılıyordu. Koştum hemen girdim aralarına. Her şeyden sonra şortumun, telefon ekranımın ve cüzdanımın rahmetli olduğu görmek üzmedi değil ama güzel eğlendik itiraf etmek gerekirse. İşte ufak bir fotoğraf, Video ise yazının sonunda.

Kesinlikle unutulmaz bir performans sergilediler. Her şey için Black Tooth`a teşekkür ediyoruz. Gerçekten festival alanını yıkıp geçtiler. Hemen ardından çıkan Kurtalan Ekspres; Barış Manço, Cem Karaca, Yavuz Çetin gibi isimleri unutmadı. Cem Karaca`dan Tamirci Çırağı, Yavuz Çetin`den Yaşamak İstemem, Barış Manço`dan Gülpembe çalan grup kesinlikle nostaljik anlar yaşattı. Gerek sahne şovuyla gerek çaldıkları parçalarla cidden 7`den 70`e herkesi oraya topladı. Abartma demeyin cidden orada bir teyze gördüğüme yemin edebilirim. Hemen arkasından çıkan Pilli Bebek pek dikkatimi çekmediği için oturdum. Uyuya kalmışım, arkadaşlarım uyandırdı. Hayko Cepkin`in sahneye çıkmasını bekledik. Çaldığı çoğu şarkılar yeni albümdendi. Sahnenin sağından ve solundan fırlayan alevler içimizi ısıtmadı değil. Birden patlayan konfetiler ve havai fişekler ise cidden çok güzeldi. Harika bir sahne şovu sergiledi diyebiliriz Hayko için. Her sene olduğu gibi maymunları da unutmadı. Hayko Cepkin, bütün fakirlere ışıklı top atmayı da ihmal etmedi 🙂

Hayko Cepkin`den sonra sanmayın ki bağırışlar bitti. Pentagram için tezahüratlar hemen başladı. Grup sahneye vaktinde çıktı. Klasik olarak 1000 in the Eastland ile açılışı yapan Pentagram festivalin en büyük kalabalığını yakalamıştı şüphesiz. Başarılı bir konserdi. Sahne şovları her zamanki gibi büyüleyiciydi. Yorgunluk vurduğu için yan taraftan çıkıp yemek yemeye gittim. Konser bittikten sonra kulise girdim ve sanatçılarla fotoğraf çekildim. Sabah 4 gibi de uyudum. Acısıyla tatlısıyla güzel bir organizasyondu. Emeği geçen herkese teşekkürler. Seneye daha iyisini bekliyoruz!

Black Tooth: 

Hayko Cepkin:

Binlerce kişiye rağmen zarar görmeyen fidan: