2008’den beri Children of Bodom dinleyen ve 2011 konserine de gitmiş ve Epica’yı son derece seven biri olarak oldukça fazla tatmin olduğum bir konser oldu. Katılımcı sayısı çok yüksek değildi ama atmosfer ve sahne çok güzeldi. Ayrıca performans aralarında Sadi Tırak ve Ensiferum grubundan Markus Toivonen harika bir DJ’lik sergiledi.

Bana konseri hatırlattığı için deli gibi ağrıyan boynumun ve belimin ağrısının geçmemesini isteyen ve konser sırasında tuvalete bile headbang yaparak giden biri olarak, konserde son  derece eğlendiğimi ve beklediğimden fazlasını aldığımı söylemeliyim. 18 nisan 2011 tarihindeki Children of Bodom konserinden beri bu kadar eğlenmemiştim. Umarım yakın zamanda bir daha gelirler.

Kapıdan içeri girdiğimde Dream Ocean sahnedeydi, senfonik metal gibi aşırı kaliteli ve icra etmesi zor bir müzik tarzını son derece başarılı ve güzel bir şekilde icra eden ve 2007’de kurulmuş olmasına rağmen ilk defa duymanın utancıyla baştan sona kadar kendilerini sahne önünden hiç ayrılmadan dinledim. Gerçekten çok başarılı ve yaptığı müziğe son derece hakimdiler. Başta solist Başak Ceber ve tüm grup üyelerini haddim olmayarak çok tebrik ediyorum. Harikaydılar, solistin sahneden indikten sonra sahne önüne gelip Myrath ve Suidakra şarkılarına profesyonelce eşlik etmesi de hoşuma giden ayrı küçük bir ayrıntı oldu.

Dream Ocean sahneden indikten sonra Alman folk metal grubu olan Suidakra sahneye çıktı. Soundcheck biraz uzun sürdü ve tahminimce noise gate ya da benzer görevi gören bir alet yüzünden bir kaç solo sırasında solo’nun bir ya da iki saniye kesilmesi gibi aksaklıklar yaşandı. Fakat 1994 yılınca kurulan ve gerçekten inanılmaz bir enerji yüksekliğine sahip olan bu grup seyirci ile olan aşırı sıcak kanlı diyaloğuyla herkesi kendine bağlamayı başardı. Solist Arkadius Antonik öğrendiği Türkçe argo sözü söyleyerek herkesi kahkahaya boğdu. Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 4-5 şarkı çalıp coşku ile ve tatmin olmuş bir şekilde sahneden indiler. Daha sonra bira standının önünde bira içerek herkese güler yüzlü olmaları ve izleyiciler ile arkadaşçasına muhabbet etmeleri de çok hoşuma gitti. Gerçekten çok sıcak kanlıydılar ve canlı performansları da teknik aksaklıklara rağmen çok iyiydi.

Sahne sırası Tunus’lu ve pek alışık olunmayan oryantal-progressive metal tarzı ile Myrath grubuna geldi. Canlı performansları gerçekten iyi ve uyumlu olan grup bir çok kişinin de yeni duyduğuna inandığım ve 2009’dan beri icra ettikleri bu tarza gerçekten hakim ve severek yaptıkları belli bir şekilde şarkılarını çaldılar.

Mikrofon sırası 2002’de kurulan Türk metal grubu Murder King’deydi. Giydiği tişörtlerle ve şarkılarının giriş, çıkış, introları ve sözleri  ile psikolojik ve siyasal konuları işleyen grup, son derece yüksek enerji ve coşku ile baştan sona adrenalini azaltmadan sahnede başarılı bir şekilde 2010 yılında çıkardıkları Makine isimli albümden parçalar çaldılar. Son derece tatmin olmuş bir şekilde, seyirciye iltifatlar ederek sahneden inip seyircinin arasına karışıp herkes gibi Epica ve Children of Bodom’u beklemeye koyuldular.

Herkesin beklediği ve olayların ciddileştiği saatler yaklaştığında, yaklaşık 20 dakika süren soundcheck ve ayarlamalar sonrasında beyaz sahne ışıkları ve dumanlar eşliğinde adeta bir melek gibi sahneye çıkan Simone Simons canlı performansta hiçbir şekilde kalite kaybetmeyen, büyüleyen soprano vokali ve orkestranın mükemmel progresif senfonik uyumu ile 2002’den beri harikalar yaratan  Epica’ya yakışır bir şekilde son derece mükemmel olan canlı performansı ile herkesi büyülemeyi başardı. 2 gün önce çıkardıkları The Quantum Enigma albümünden ve eski şarkılarındanda bir kaç tane çalan grup, büyük alkışlar ve çığlıklar eşliğinde sahneyi Children of Bodom’a bıraktı.

Beklenen an geldiğinde gün boyu çığlıklar ile yankılanan Küçükçiftlik Park sessizliğe büründü.  Soundcheck ve düzenlemelerin bittiğini gören seyirci sessizliği bozdu ve grubun ismini bağırarak tekrar etmeye başladı. Bolca duman ve bolca çığlık ile aniden sahneye atlayan grup, direkt olarak 2003 tarihli Hate Crew Deathroll albümlerinden Sixpounder ile giriş yaparak herkesi kendinden geçirdi. Ardından aralarında Towards Dead End, Lake Bodom, Bodom Beach Terror, Are you dead yet, Eveytime I die , Hate Me , Downfall , Scream For Silence, Blooddrunk ve Halo Of Blood bulunan beklenmedik ve mükemmel şarkılar içeren “oldschool Bodom” ağırlıklı playlisti ile ben dahil tüm kalabalığı kendinden geçirdi. Her şarkıda pogo ve çığlıklar eksik olmadı. Şarkı aralarında Britney Spears çalarak herkesi güldüren ve mükemmel bir frontmanlik sergileyen Alexi Laiho tüm şarkıları hatasız ve Bodom’dan alışık olunduğu şekilde tertemiz söyledi ve çaldı. Aşağı yukarı iki saat sahnede kalmalarına rağmen iki dakika gibi hissettiren zamanı hızlandıran grup sahneden indikten sonra bir kere daha sahneye dönüp In Your Face ile kapanışı yaptı.