O Ses Türkiye’deki başarılı metal performansları ile hem metal camiasının hem de tüm Türkiye’nin büyük takdirini toplayan Onur Çobanoğlu, röportaj köşemizin konuğu oldu.

– Feyyaz: Merhaba Onur. Tüm metal severler olarak, O Ses Türkiye’deki performanslarını büyük bir keyifle izledik.

– Onur: Çok teşekkür ederim. Bizleri düzgün şekilde temsil edebildiysem ne mutlu.

– Feyyaz: Öncelikle klasik bir soru ile başlayalım. O Ses Türkiye’ye katılma fikri nereden çıktı? Ve bu fikir çıktığı zaman hep kafanda metal söylemek mi vardı yoksa zaman zaman piyasanın sevebileceği farklı türleri aklından geçirdin mi?

– Onur: Bu zamana kadar çok farklı tarzlardan beslendim ve farklı şan tekniklerini öğrenmekten kaçınmadım. Bir rock solisti olmadan önce mevcut tarzımın dışından beslendiğim temellerimin de olmasından mutluyum. Ancak yarışmaya giderkenki amacım, sürekli kulağımıza çalınan ve aynılaşmış müzik türlerinden farklı çok sesli bir müzik tarzı olan metal müziği insanlara ulaştırabilmek ve bu müziğin dinleyici kitlesini genişletmekti. Bunu yapmak için de kararlı olmak gerek. Yarışmaya katılırken de fark yaratacağımı düşündüğüm tarzlarda örnekler vermeyi ve o tarzlarla ilgili duyguları hissettirmeyi kendime görev edinmiştim.

Seçtiğim parçalara bakınca, vermeye çalıştığım hisler ve mesajlar kendini belli ediyor. Piyasaya oynamak ya da yarışma kazanmak isteyen birinin halk oylaması turunda Pentagram’dan “Bir” parçasını söylemesini beklemezsiniz. Benim derdim hep dinleyenleri kazanmak oldu. Yarışmada renk olması adına yine popüler olmayan çok sesli tarzlardan bir renk katılabilirdi. Belki bir müzik tiyatrosu eseri, bir aria söylenebilirdi ama benim temsil etmem gereken tarza sadık kalmamın daha anlamlı olduğunu düşündüm.

– Feyyaz: Sanırım bu son O Ses Türkiye serüvenine başlamanda önemli etkenlerden biri Acun Ilıcalı’nın seni davet etmesi oldu. O olayın perde arkasını anlatır mısın?

– Onur: Geçen sene yarışmaya katıldığımda, ilk turda Soldier of Fortune parçasını seslendirmiştim ve hiçbir jüriyi döndürmeyi başaramadan elendim. Oysa bu seneki ilk performansımdan çok daha iyiydi. O sene Gökhan, parçanın içeride kaldığını söylemiş ve “ses bir gitti geldi” gibi bir ifade kullanmıştı. Performans sırasında ses hiç gidip gelmediği için teknik bir sorun olduğunu düşündüm ve kendisinden bir örnek vermesini istedim.

Sonrasında kendisi benden başka bir parça daha söylememi istedi ve ben de ufak bir Holy Diver bölümünü orkestra olmadan seslendirdim. Acun Ilıcalı da sesimi beğendiğini söyleyip bu sene için tekrar davet etti. Bu sene yarışmaya gittiğimde de geçen sene seçilmememin hata olduğunu yetkin bazı kişilerden duyunca, en azından ilgili performansın hakkı da teslim edilmiş oldu.

– Feyyaz: Rock ve metal tarzında şarkılar söyleyen yarışmacıların büyük çoğunluğu Gökhan’ın takımını seçiyor. Sen de bunlardan birisin. Onu seçmendeki temel etken neydi?

– Onur: Gökhan samimi biri ve birlikte çalışması kolay bir insan. Sadece rock tarzı için değil farklı tarzlardan da kendine güvenen müzisyenlerin öncelikli seçimi olduğunu gördüm. Kendisi de zamanında, ülkede var olmayan bir müzik türünü getirmeye çalışmış biri. Zamanında metal müzikten de beslenmiş biri olduğu için karar verirken çok düşünmedim.

– Feyyaz: Gökhan Özoğuz ile çalışmak nasıl bir duygu?

– Onur: 7 sezon boyunca yarışmada jüri olmanın ona farklı tarzlarda ve Türkiye dinleyici kitlesi hakkında çok şey katmış olduğunu düşünüyorum. Dışarıdan çok rahat görünmesine rağmen provalarda müzikal anlamda yerinde müdahaleler de yapıyor.

– Feyyaz: O Ses Türkiye’den erken elendiğini düşünüyor musun? Eğer düşünüyorsan bunun sebebini ne olarak görüyorsun?

– Onur: Bu soruyu başka bir ülkenin “The Voice” yarışması için sorsaydın evet derdim ama yaşadığımız coğrafyanın gerçeğini de görmemiz gerekiyor. Benden 2 tur önce elenen müzisyen bir arkadaşımın Türkçe performansı 2 milyondan fazla izlenmişti. Gökhan her eşleşmede beni seçerek ve yarışmaya katılan en iyi rock ses olduğumu söyleyerek bence gerekeni yaptı. Ancak yarışmayı izleyen büyük çoğunluğun dinlediği tarzları ve beklentilerini göz ardı edemeyiz. Elendiğime inanamadığını söyleyen o kadar çok mesaj geldi ki, kendilerine de aşağıdaki şekilde bir açıklama yaptım.

“Arkadaşlar yorumlarınız ve desteğiniz için hepinize çok teşekkür ederim. Ancak ne teknik konulara takılıp çıkan sonuca, ne de elenmeme lütfen üzülmeyin. Programın da izleyici kitlesinin büyüklüğüne göre finale taşıması muhtemel olan tarzlar var. Aksine sizlerle tanışma ve kaynaşma imkanı verecek kadar uzun süre programda ilerleyebilmiş olmamdan dolayı hem şahsım hem de rock & metal kültürümüz adına çok mutluyum.

Bundan sonra One More Page grubum ile konserlerde ve YouTube kanalımdan solo projelerimle sizlerle birlikte olmaya devam edeceğim.

Daha sık biraraya gelelim. Yapacak ayinlerimiz var \m/”

– Feyyaz: O Ses Türkiye’den önce ve sonra metal dinlemeyen kitlenin sana karşı yaklaşımında bir değişim oldu mu? Veya genel olarak metale uzak olan kitlenin, bu türe karşı bakış açısını değiştirdiğini düşünüyor musun?

– Onur: Bu yarışmadan sonra yoluma nasıl devam etmem gerektiğini gösterecek olan en önemli kriter, hem mevcut rock & metal camiasından hem de programda bu tarzlarla yeni tanışan kitleden gelen tepkiler oldu. Metal camiasının daha da bir araya gelmesini canı gönülden istiyorum. Çok fazla yaşanmışlık buna engel olabiliyor. İyi temeller üzerine kurmak adına bazen yeni başlangıçlara vesile olmak gerekiyor. Bunun bir parçası olmayı çok isterim.

Ayrıca, yaşam tarzı çok farklı insanlardan gözlerimi yaşartacak kadar güzel geri dönüşler aldım. Hayatında rock & metal dinlememiş insanların bile çok etkilendiğini hatta araştırmaya ve dinlemeye başladığını öğrendim. Bunlar benim için gurur verici kazanımlar.

Dio’yu ilk dinlediğimde ben de bir metal dinleyicisi değildim ve duyduğum şey tüylerimi diken diken etmişti. Sonrasında bazı tanınmış müzisyenin sadece müzik yapmadığını, hatta kelimelerin ötesinde bir iletişim yolu bulduğunu düşünmeme neden olmuştu. Bu insanlar sanatlarıyla yaşadıkları dönemden çok daha sonra bile var olabiliyor yani dönemlerinden bağımsız arkadaşlar edinebiliyorlardı. Benim amacım da o duyguyu ve iletişimi kendi dönemimdeki insanlara yaşatmak. Örneğin, böylesine sert bir tarz ile 72 yaşındaki teyzeyi duygulandırabilmiş olmak duyguyu doğru şekilde aktardığımı hissettirdi.

– Feyyaz: Bir yandan One More Page isimli grubun ile çalışmalara devam ediyorsun. Hatta yarışmada Yıldız Tilbe’den grubunla ilgili ortak bir çalışma teklifi aldın. Sanırım sizin içi söz yazacak. Neler düşünüyorsun bu konu hakkında?

– Onur: Evet, One More Page ile “Illusion of Duality” albümü sonrası yeni çalışmalarımız devam ediyor. Yıldız Tilbe’nin, tam da kültürler arası bağ kurma konusuna değinirken böyle bir teklifle gelmiş olması, ne demek istediğimi anladığını gösteriyor ve bu mutluluk verici. İlgi çekici bir proje olacağına eminim ve farklı tarzları dinleyen kitleleri daha da kaynaştıracağını düşünüyorum. Yıldız hanım, orada neden bulunduğumu anlayıp bu düşünceye katkı sağlamak istedi. Görüyorum ki samimi iletişim, hepimiz için daha iyi sonuçlar getirecek.

– Feyyaz: Seni yakalamışken One More Page’in gelecek dönemki planlarını da sormadan geçmeyelim. Neler bekliyor bizi?

– Onur: Önümüzde ilk olarak OMP’nin hem organizasyon hem de grup olarak yer alacağı ve belki de şimdiye kadar eşi benzeri olmayan dünya çapında bir etkinlik var. 5 Mayıs 2018 tarihinde tüm dünyada aynı gün yapılacak olan konserlerin Türkiye ayağını temsilen bize ulaşıldı. Dahası, Wacken Open Air tarafından desteklenen Metal United World Wide adındaki bu proje, Türkiye’de yapılan Metal müziğin varlığını dünyaya da gösterecek bir organizasyon olma niteliğinde.

Ayrıca yine Türkiye adına gurur verici olan bir başka nokta da etkinliğin dünya çapında her ülkede kendi dilinde kullanılan “United We Stand, Divided We Fall” sloganı da bizim tarafımızdan belirlendi. Konserde Türkiye’de metal müziğe yön vermiş çok değerli gruplar sahne alacak ve bu gruplar birkaç gün içinde aşağıdaki etkinlik sayfasında duyurulacak. –Buraya tıklayarak etkinlik sayfasına ulaşabilirsiniz.-

Ondan önce ve sonra İzmir’de konserlerimiz olacak ve organizatörler isterlerse farklı illerde de konserler vermeyi çok isteriz.

– Feyyaz: Solo albüm projesi düşünüyor musun?

– Onur: Bütün bir albüm olarak henüz bir proje düşüncem yok. Grubum ile daha yapacak çok projemiz var. Arada ufak tefek solo işler alıyorum. Örneğin, İzmir’den müzisyen bir arkadaşımın yakın zamanda çıkacak solo albüm projesinde bir parçaya söz ve vokal melodisi yazdım ve kayıtlarını da tamamladık. Bu sürpriz projede pek çok iyi tanınmış müzisyen yer alıyor ve gerçekten çok kaliteli bir prodüksiyon olacak.

– Feyyaz: Son olarak bu yarışma sana ne kattı?

– Onur: Bu yarışma insanların yapılan samimi işlere verdiği tepkileri görmem açısından bir nevi turnusol kağıdı görevi gördü. Şahsım ve grubum adına güçlü bir fan kitlesi oluşturmasının yanında, gelen mesajlardan ve yorumlardan anlaşılacağı üzere genel anlamda alt kültürümüze de daha sıcak bir bakış kazandırdığını düşünüyorum.

– Feyyaz: Cevapladığın için teşekkürler. O Ses Türkiye’de seni izlemek büyük bir keyifti. Gelecek dönem için metal müzikle ilgilenen kişilere bir ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum. Müzik yaşantında başarılar diliyorum.