Dünyada bazı olaylar vardır ki çığır açarlar. Bulundukları yerin çehresi sonsuza kadar değişir. Asla hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Marilyn Monroe mesela; o bir dünya yıldızı olduğunda erkekler bir daha her kadına “güzel” sıfatını layık görmeye çalışmadılar. Bir gören bir daha bakmak istiyor, O’nu şiddetlice arzuluyorlardı. Sizlere gitar dünyasının Monroe’sunu tanıtmaktan büyük şeref duyuyorum: Fender Standard Telecaster!

Evet, gerçekten de hala daha bir çok gitarist için hayatlarındaki tek kadın gibidir Telecaster’lar. Hatta bu öyle bir duruma gelmiştir ki gitar kolleksiyonerlerinin en nadide parçası haline gelmiş tam bir efsanedir. Kendisine has sesi, görünüşüyle hala milyonlarca gitarist ve gitarist adaylarını büyülemekte, kendi ekseninde yörüngesine oturtmaktadır. İşte öyle güzel bir sanat eseridir Telecaster.

Bu kadar övgüden sonra gitarımızın çıkış hikayesini anlatmadan da olmaz. Broadcaster ve Nocaster… Pek çoklarımız için hiçbir şey ifade etmeyen bu iki isim, aslında çok önemlidirler. Zira Tele’ler -gitaristler kendi aralarında Tele derler (: – çıkmadan hemen önce iki kere isimi değiştirilmiştir bazı nedenlerden ötürü. 1949 yılında Broadcaster, 1950 yılında ise Nocaster olarak planlanmış, ancak piyasaya sürülürken Telecaster adıyla çıkmıştır (sene 1950’lerin sonu). Yapılan ilk seri üretim elektro gitardır. 

Evet, sene 1950’leri gösterirken Leo Fender, kendi ismini taşıyan firmasıyla bir çığır açmıştı. Hemen hemen aynı zamanda çıkan Gibson Les Paul model gitarlara göre hem sesindeki farklılıktan hem de Les Paul modellere göre daha hafif olmasından ötürü tercih sebebi olmuştur. İlk çıktığı andaki ses tonunu günümüze kadar taşıyabilen nadir gitarlardır. Stratocaster’lar ve Les Paul modeller günümüze kadar bir çok değişik geçirerek gelmiştir. Ancak Telecaster’lar günümüze neredeyse bazı farklar dışında değişmeden gelmiş, ancak zaten sesinde büyük değişiklikler meydana gelmemiştir. Özellikle de twang diye litaratüre geçen sesi herhangi başka bir köprülü gitarda almak imkansıza yakındır. Twang sesi daha bir akustik gitar sesine yakın, ancak hafif overdrive ile birleştiğinde ortaya çıkan ses olarak da tanımlayabiliriz. Özellikle Fender tweed + twang kombosu can alıcı olmaktadır. Hatta Syd Barret dönemi Pink Floyd ile oldukça meşhur olmuştur Telecaster gitarlar.

Gel gelelim gitarın teknik özelliklerine. Başta diğer gitarlardan ayrılan en önemli unsur elbette bahsettiğimiz gibi köprüsü. Özellikle basitliği ve twang sound’u vermesi açısından eşsiz bir köprüdür. Bunun yanında gövde geleneksel olarak 2 veya 3 parçadan oluşmaktadır. Her ne kadar kızılağaç(alder) kullanılsa da bu gitarda geleneksel olarak kullanılan dişbudak(Ash) ağacı da çokça kullanılmaktadır. Hatta ilk Fender gitarlarda genellikle Dişbudak ağacı kullanılmaktaydı. Aynı dönemde piyasaya çıkan Gibson Les Paul gitarlardan ayrılan en önemli noktalardan birisi de gitarın Skala(sap) uzunluğudur. Gibson Les Paul’ler 24.75″ skalaya sahipken, Telecaster’lar 25.5 skalaya sahiptirler. Bu çok büyük farklar yaratmaktadır ses açısından. Buna daha sonraki yazılarda değineceğimiz için es geçiyoruz.

Kısa sözün özü her gitaristin gönlünde yatan veya bir gün mutlaka gönlüne bir ateş olarak düşecek bir modeldir, Telecaster’lar.