Haftanın grubu, her hafta bir grubu ana hatlarıyla konuk ettiğimiz, yeri geldiğinde bilinmeyeni öne çıkardığımız, yeri geldiğinde çok bilinene saygı sunduğumuz, bir kez daha hatırladığımız yeni köşemizdir.

Bu hafta 5. konuğumuz ile sizlerleyiz: THE FACELESS

Grup Adı: The Faceless

Janra: Technical Death Metal / Progressive Death Metal

Üyeler: Michael Keene (Solo Gitar / Clean Vokaller / Klavyeler / Bass / ve daha birçok stüdyo işi) / Justin McKinney (Ritim Gitar) / Ken Sorceron (Vokaller)

Kuruluş: 2004

İlk albümlerini 2006 yılında yayımladıktan sonra sürekli olarak çalkantılı dönemler geçiren, uzun aralar vermek zorunda kalan, Michael Keene’in müzikal olarak harikalar yarattığı ancak insan ilişkileri konusunda pek de başarılı olamadığı bir grup The Faceless.

The Faceless ile tanışmam 2012 yılında yayımlanan Autotheism isimli albümleri ve bu albümün Autotheist Movement: Pt. 1,2,3 (Create, Emancipate, Deconsecrate) isimli 17 dakikalık açılışı ile olmuştu. Dinlediğim şey oldukça mükemmeldi. Gitarlar, atmosfer, vokaller, sözler tam anlamıyla günah adı altındaki dogmalarla birlikte gerçeklik ihtimali olan her fikri mükemmel müzikal işçilikle birleştiriyordu. Teknik death metalin sıkı bir dinleyicisi olmayan beni de aslında progresif yapısıyla içine çekmişti grup. Sonrasında yarınlar yokmuşçasına grubun 3 albümlük diskografisini tüketivermiştim.

Grup daha dün yayımladığı In Becoming A Ghost albümü ile beraber toplamda 4. stüdyo albümünü yayınlamış durumda şu an. Yakın zamanda birçok ayrılık haberinin ardından Michael Keene grupta tek başına kalıvermişti. O arada ise birkaç single ile adını andırmasını başarmıştı. Geri döndüğü albümle de benim gönlümü kazanmış durumda. Kendi adıma bir Autotheism olmasa da oldukça yaratıcı işler barındıran, senfonik ögelerden yer yer beslenen, oldukça teknik bir gitar kullanımına sahip ve grubun son zamanlarda yöneldiği progresif yapıdan da geri dönmeyen bir albüm olmuş. Hatta ve hatta adıyla münhasır, horror metale yaraşır ürkütücü klavye melodileriyle de süslenen anlar bulunuyor albümde.

Birkaç değişik bilgi;

13 yılda 4 albüm üreten bir gruba toplamda girip çıkmış ya da kalmış üye sayısı tam tamına 21. Michael Keene’in Chuck Schuldiner gibi aynı müzisyenlerle uzun süre çalışamaması ve önüne gelene tekmeyi basması yüreklerimizi acıtmakta. Umuyorum ki daha fazla bu denyoluğu sürdürmezsin. Zaten tek başına albümü de yaptın. Şu iki adamla aranı iyi tut da bir albüm için 5 sene daha beklemeyelim be kral.

Gelenekselleşmeye başlayan anketimizle bu haftayı sonlandıralım:

Grubu en yakın arkadaşıma önerir miyim? Kesinlikle evet

Grubu dinlerken annemle babama yakalansam evde bana kötü gözle bakarlar mı? 76% ihtimalle evet. Oranı özel yöntemlerle ölçtüm.

Gruba 10 üzerinden kaç puan veririm? 9.1/10

Grubun en sevdiğim albümü hangi albümdür? Autotheism

Grubu dinlerken duygulanır mıyım? Duygulanmam. Ama çok güzel hisler yaşarım.

Grup kavgaya gitmeden önce dinlenir mi? İlk iki albüm önerilebilir. Ancak kavga önerilmez.

Grubun en sevdiğim 5 şarkısı nelerdir? Autoheist Movement Pt. 1,2,3, Accelerated Evolution, The Ancient Covenant, Xenochrist, Legion of the Serpent