Kuşkusuz aile, O`nun yaşantısında en önemli şey. Çünkü karşılıksız sevgi faktörü var. Bazı aileler çocuklarını kurallar ve yasaklarla sınırlayıp boğarken, bazı aileler ise hiç umursamazlar. İşte bu ikisinin ortasında, ona sevgisini gösterip değer verme ama sıkmamaya çalışma gibi bir durumda kalan Hetfield, sözlerine şöyle devam etti.

Ellinci yaşıma girdiğimde, hayatımda birdenbire değişik bir yol ayrımı oldu. Bir yandan “ben bir rockstarım, sanatçıyım, daha çok çalışmalıyım, ve hayranlarım onların benim için çok değerli olduklarını bilmesi gerekir” diye düşünürken bir şeyi atlamıştım: Ailemi.Ailem her şeyden önce gelir çünkü onlar benim hayatım. Bazı ebeveynler var ki çocuklarını hiç umursamıyorlar. Tabii ki bu onları sevmediği veya nasıl seveceğini bilmedikleri anlamına gelmiyor.

Tanrım, ebeveyn olmak çok zor! Ya çocuğu çok sıkı kontrol edeceğim, ya da ellerimi çaresizce kaldırıp ‘ne yaparsan yap, bilmek istemiyorum’ diyen bir baba olacağım. Bu iki durumun ortasında kalmak çok zor. O`na, O`nu önemsediğini göstermek çok zor. Ama ne yaparsam yapayım, iyi bir şey bile yapsam genelde sevilmiyorum.

Hetfield ayrıca rehabilitasyon zamanlarından da bahsetti:

Hayatımın en korkunç zamanıydı. O zamanlar sorunum ailemdi. Paramparça olmuştuk diyebilirim. Sürekli deprem yaşıyor gibiydim, ciddi anlamda dünya beni sarsıyordu. Sabit bir yaşamım yoktu, ne yaptığım ve nerede olduğuma dair hiçbir fikrim yoktu.