Rock müziğin duayen isimlerinden Lemmy Kilmister, bu sabah hayata gözlerini yumdu. Lemmy Kilmister`ı ve yaşam tarzını hayat felsefesi olarak benimsemiş olan Halvet vokalisti ve bas gitaristi Mert Ceylan, idolüm dediği büyük sanatçı için son derece duygusal bir açık mektup yazdı. Aşağıdan okuyabilirsiniz.

İdolüm, ilahım, güç kaynağım, Ian Fraser Lemmy Kilmister… Bu açık mektubu sana Türkiye’den, senin ve grubunun yolundan ilerleyen ve büyük ihtimal adını hiç duymadığın, şarkılarını hiç dinlemediğin bir grubun bas gitaristi ve vokalisti olan Mert Ceylan, yani ben yazıyorum.

Bir fotoğrafta görmüştüm ilk defa seni, fotoğrafta yanında Nikki Sixx vardı, senin için “Kim olabilir lan bu adam?” deyişimden belliydi zaten sana olan merakımın başlangıcı. Motörhead’le tanışmam da bu şekilde oldu tabi. Motörhead’i dinlemeye başladıktan sonra “ben buyum sanırım, bu tarz müzik yapmalıyım.” demiştim ve artık grubun ve sen, grubum ve benim için uygunluk ölçütüydünüz. Sahnedeki duruşun, söz yazış şeklin, hiç değişmeyen tarzın, röportajların, hayata bakış açın, ve kişiliğin… Kimileri buna özentilik dedi, ama bu kendiliğinden olan bir durumdu. Kendimden bi parça görmek, ister istemez esinlenmekti benim için. Ben bas gitara seninle başladım, senin konser videolarını izledim, distortion pedalı basıma eklemeyi de yine aklıma sen soktun. Ve bana, sahnede de normal hayatta da aynı adam olmayı, dinlemeyi sevdiğimiz şarkılar gibi şarkılar yazmayı ve bizim gibi olan insanlardan kurulu bi kitle yaratmayı sen öğrettin. Kendimi her kaybettiğimde, moralimin bozuk olduğu anlarda, motivasyonumun ve inancımın kaybolduğu zamanlarda ben açıp senin biyografini okudum/izledim. Sen benim içimdeki güçtün.

Dün hayata veda ettin ve belki güleceksin ama ilk defa sesini duyduğumda hüzünleniyorum. Ama endişelenme, hüzün yerini tekrar güce bırakacaktır. Çünkü kaybetmek için doğmak ve kazanmak için yaşamak sağ kolumun üstünde kanıma işledi bile. Bebekken babası tarafından terk edilen, 13 yaşında sigaraya başlayan bir adam olarak buna rağmen İngiltere’nin ücra semtlerinin ortamlarından kendini kaybetmeyip kendi felsefesini yaratıp sıyrılan, müzikle varolan ve bunu 50 yıl boyunca “Neden bırakayım lan müziği?” Bakış açısıyla sürdüren bir adamdın sen. Seni örnek almayacaktım da kimi alacaktım? Rock’n Roll’un vücut bulmuş haliydin ve biraz klasik olacak ama seninle birlikte Rock’n Roll’un da bir parçası ölmüş oldu. Ama sen yine de “Hah, sizi yine kandırdım piçler!” diyorsundur yukarıdan bizlere o kendine has kahkahanı atarak. Çünkü yaptığın hiçbir şeyden pişman değildin, hayatın yaşanılabilir ve üzülmeye imkan veremeyecek kadar kısa olduğunu biliyordun. Ağlamayı bile sevmezdin, blues hüznünü severdin. Zaten seninle ayrıldığımız tek nokta buydu. Ben yeri geldiğinde ağlamayı da severdim. Ama sayende bu gibi şeyleri biraz daha anlamamız kolaylaşıyor ve anı yaşayıp ileriye bakıyoruz hep hayatta. Hep dik duruyoruz, yanlış olana orta parmak kaldırıp, içkimizi içip seni dinliyoruz. Kısacası senin gibi hayattan zevk alıyoruz. Hayatı seviyoruz. Biliyor musun bir keresinde rüyamda Rainbow’da o her zaman oturduğun köşende oturuyorduk, sen jack-kola bense bira içiyordum ve gelene geçene benden ve grubum Halvet’ten bahsediyordun. Bizim gibi çalıyorlar diyordun. Rüya gibi rüyaydı. Benim gibi binlerce adamın görmek istediği belki de gördüğü rüya. Ama benim için en üzücüsü seni canlı izleyememek oldu. O da artık benim için güzel bir rüya haline geldi. Ama olsun, ben senden alacağımı aldığım, şimdi sıranın bende olduğunu düşünüyorum. Artık ben olma vakti. Senin yaptığın yolu bir de biz yapacağız. Patır patır, Motörhead gibi gürültülü ve kirli. Arada molalar olsa bile biz hep o yolda olacağız, benzinimiz bitene kadar…

Sana ve dünyaya bıraktıklarına sonsuz teşekkür ediyorum. Seni çok seviyorum. Her ne kadar senin kadar uzun ve görkemli bir yol yapamayacak olsam da, yolunda olduğum için mutluyum. Işıklar içinde yat, idolüm, ilahım, güç kaynağım Lemmy.