Bu yazıda film ile ilgili fazlaca spoiler bulunmaktadır.

Her ne kadar Lars pişman olduğunu söylese de, Some Kind of Monster oldukça iyi bir belgesel-filmdi. Grubun en kötü dönemlerini, kendi içlerinde yaşadıkları sorunları ve grup elemanlarının en doğal hallerini gösteren samimi bir belgesel olarak çeşitli film festivellerinden ödüller de almıştı.

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor:  “Some Kind Of Monster” gibi bir şey beklemeyin. Metallica’nın yeni filmi “Through the Never”, bazı tanıtımlarda yazdığı gibi bir belgesel değil, açıkça bir konser kaydı! World Magnetic Tour kapsamında ülke ülke turlayan grubun, Edmonton ve Vancouver (Canada)’da 2012’de verdiği konserlerin 25 kamerayla çekilerek hazırlanmış hali. Zamanında Edminton konseri video paylaşım sitelerine “Metallica’nın sahne kazası” diye düşmüştü ve biz de olayı gerçek sanıyorduk. Ta ki “Through the Never”ı izleyene kadar. Sahne kazasının tamamen filme atraksiyon katması için ayarlanmış bir mizansen olduğu (ne gerek varsa?) anlaşılıyor. O ana dek her şarkıyı sahnede güzel efektler ve hareketli dekorlarla süsleyen Metallica, bu kazadan sonra biz bize yeteriz mesajı verip şarkılarına devam ediyor.

Peki, fragmanlarda gözüken  Dane DeHaan’a ne oldu? Dediğim gibi film aslında bir konser kaydı. Dane abimizin oynadığı sahneler ise, Metallica’nın ticari kafasının ürünü. Sadece bir konser kaydının izleyiciyi sıkabileceğini düşünmüş olmalılar ki araya şarkılarla ilgili sahneler eklemişler. Bu sahnelere bir kılıf uydurmaya çalışıp sürrealist çekimler desem, boş bir çaba olacak çünkü bir Metal grubunun konser kaydından bahsediyoruz. 3 boyut teknolojisinin nimetlerinden faydalanarak, şarkıları destekleyici, ilgi uyandırmaya yönelik yapılmış çekimler. Film, bir yandan Metallica’nın klasikleriyle sürerken ara ara yeni yetme Trip’in (Dane DeHaan), maceralarını izliyoruz.

Finalde ise yine “kafada soru işareti kalsın, insanlar sadece konser kaydı olarak bakmasın” denilerek veya belki bir devam filmi için koyulmuş “Pulp Fiction” göndermeli bir bölüm var. Filmin bitimiyle beraber babalar, bir yandan  “Orion”ın yeni kaydını çalıyor, bir yandan da final jeneriği akıyor. İlginç bulduğum bir nokta da James gibi seyirciyi avucunun içine alan bir vokal ve üstelik bir film çekimi olmasına rağmen seyirci çok durağan. 

Aslında ortada bir film olmadığı için değerlendirmek de biraz garip duruyor. Metallica’ya bok atma tarikatının bir üyesi değilim fakat çok iyi efektlerle süslü ve 3 boyutlu da olsa bir konser kaydını sinema salonunda izlemek ne kadar mantıklı düşünmek lazım. Metallica klasiklerini oturarak dinlemek bünyeye zararlı.  Kısacası Metallica, şarkılarımızı her türlü formata çevirip pazarlarız diyor. 90 dakikalık bir klip.