Merhabalar! Eylül`den bu zamana kadar İstanbul`da 5 kez Pentagram konserine gitmiş bir Pentagram hayranı olarak bu sefer Pentagram`ı farklı şehirde, farklı arkadaşlarımla dinlemenin heyecanını yaşadım. Konserin tarihinin tam da sınavlarımın bittiği güne denk gelmesi de ayrı bir güzel noktaydı. Şimdi konser hakkında bahsetmeye başlayabilirim.

Konser akşamı saat 21.00 gibi kapılar açılacaktı fakat ben, saat 22.00 sularında Ooze Venue`ye gittim. İçeri girdiğimizde ön sıralarda genellikle 18 yaş civarı genç bir kitle bulunuyordu ve mekan henüz dolmamış olduğu için biz de en ön sıralardan yerimizi kaptık. Kısa bir bekleyişten sonra konserin açılış grubu Metaroth sahneye çıktı. Metaroth’u daha önce de Rock Off Festival’de dinlemiştim ama bu sefer daha küçük bir mekan olmasının da etkisiyle sohbet muhabbet anlamında da müzik anlamında da eğlenceli dakikalar yaşattılar. Hem kendi albümlerinden çalan hem de cover parçalar çalan Metaroth, ayrıca İzmir’e en son geldikleri tarihi sordular ve cevabı doğru yanıtlayan bir arkadaşa albüm hediye ettiler. Şu ana dek wall of death’e hiçbir konserde katılmamıştım ama bu sefer yanımdaki arkadaşlarımın gaz vermesiyle katılmış bulundum. Güzel ve eğlenceli bir performasın ardından Metaroth, bizleri selamlayarak sahneden ayrıldı ve Pentagram için bekleyiş başladı.

Cenk Ünnü ile röportajımızı yaptığımız gün setlist’te değişiklikler olacağını öğrendiğim için biraz da merak içindeydim. En önde olmadığım için sahnedeki setlist’i görme olanağım da yoktu. Giriş parçası için tartıştığımız sıralarda Pentagram “1000 in the Eastland” ile konsere güzel bir giriş yaptı. İlk şarkı itibariyle Hakan Utangaç’ın beni gördükten sonra tanıyıp şaşırarak gülmesi ve selamlamasıyla beraber iyice keyiflendim. Bunlar olağan şeyler ama bir müzik grubunu bu kadar yakından takip edince daha sevindirici oluyor. Ayrıca “1000 in the Eastland” ve bir kaç Pentagram parçasını yakın zamanda bir arkadaşıma önermiştim ve o arkadaşım metal müzik dinlememesine rağmen Pentagram dinlemek için benimle beraber gelmişti. O da “1000 in the Eastland” girişiyle beraber konsere kendini kaptırmıştı. Konser “Sand” ve “Unspoken” ile devam etti. Sand’in ilk kıtasının nakaratında mikrofonda ufak bir problem olmuştu ve Gökalp Ergen, yeni mikrofonu beklerken seyirci nakaratı daha güçlü bir şekilde söyleyerek gruba eşlik etti. Gökalp Ergen de seyirci korosuna katıldı. Ayrıca Gökalp Ergen, her konserde olduğu gibi, sağolsun, yine susuzluğumuzu gidermek için sahnedeki su şişelerini sürekli seyirciye gönderiyordu. Dördüncü parça olarak “Uzakta”yı çalan Pentagram, beşinci şarkıda setlist’teki ilk değişikliğin ne olduğunu belli etmişti. Farklı olan ilk parça “No One Wins The Fight” çalındı. Pentagram’ı neredeyse 7 senedir dinlerim fakat konserlere geçen sene itibariyle gitmeye başladığım için bu parçayı ilk kez dinlemenin verdiği mutluluğu yaşadım.

Konser Aşık Dertli’nin eserinden uyarlanan “Şeytan Bunun Neresinde” ile devam etti. Şarkı sonunda geleneksel olarak seyirci korosunun eşlik ettiği kısım yine çok güzel oldu. Konseri Tarkan Gözübüyük’ün önünde izliyordum ve performans olarak yine tempolu bir konser olmaya devam ediyordu. Yakın zamanda sağlık problemleri yaşamış olan Cenk Ünnü iyi görünüyordu ve buradan tekrardan kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Konserin devamında son albümden iki parçayla devam edildi: “Disturbing the Peace” ve “Doğmadan Önce”. Ardından eski albümlere geri dönüldü. “Vita Es Morte” ve “Anatolia”‘dan sonra setlist’in yarısı tamamlanmıştı. Gökalp Ergen sahneden kısa bir süreliğine ayrıldı. Hakan Utangaç, mikrofonun başına geçti.

Hakan Utangaç, ufak bir hatırlatmada bulundu: “Bu şarkıyı belki bir çoğunuz biliyorsunuz fakat bazılarınız Aşık Veysel’in şiiri olduğunu bilmiyor olabilir bu yüzden belirtmek istedim.” ve ardından “Bu Alemi Gören Sensin” dedi. Bu şarkı ilk dinlediğim zamanlardan beri gönlümde yeri ayrı olan şarkılardan biri. Parça çalındıktan sonra Gökalp Ergen, sahneye geri döndü ve uzun süredir çalınmayan “This Too Will Pass” çalındı. Bu şarkıyı çok seviyorum ve ilk kez canlı dinlediğim için büyük bir coşkuyla eşlik ettim. Setlist’teki ikinci sürpriz de bu oldu. Geçen aylardaki konserlerde daha erken çalınan, yeni setlist’te ikinci bölüme alınan “Ölümlü” ile devam eden konserde artık sesim kısılmaya başlamıştı. Geçen konserlerde setlist’in ikinci kısım başlarında “Now And Nevermore” parçası vardı. Bu konserde çalınmadı. Son albümden en sevdiğim parça olduğu için çalınmasını isterdim fakat onun yerine gelen “This Too Will Pass” nedeniyle yaşadığım sevinçten dolayı, fazla hayal kırıklığı yaşamadım. Son albümün ağırlığının kaldırılıp daha dengeli bir setlist olacağını öğrenmiştik. Konser “G.S.T.K.P” ve “Geçmişin Yükü” ile devam etti. “Geçmişin Yükü”nde seyircinin coşkusu oldukça yükseldi. Daha önceki konserlerde “Wasteland”, “Geçmişin Yükü”nden daha erken çalındığı için açıkçası bir an “Wasteland çalınmayacakmı acaba?” diyerek bir endişe yaşadık. Kısa bir süre sonra “Wasteland” ile devam edilince mutlu olduk.

İzmir’deki arkadaşlarımla birlikte ilk Pentagram konserimiz olduğu için fazlasıyla eğleniyorduk. Pentagram’ı son zamanlarda yeni dinlemeye başlayan arkadaşım sürekli farklı yerlere geçip video ve fotoğraf çekip hatıra olarak saklamak istiyordu. Konsere yine bir Aşık Veysel eseriyle devam edildi, “Gündüz Gece” çalındı. İşin açıkçası en sevdiğim grubun konserinde olmama rağmen sınav haftasının ve uykusuzluğun yorgunluğunu yaşamaya başlamıştım ama sonlara yaklaşmıştık ve tadını çıkarıp coşkuyla eşlik etmeye devam ettim. Ayrıca geçen İzmir konserine gidememiştim ve bu konsere gelmem konusunda Cenk Ünnü’ye söz vermiştim. Kendimi affettirmiştim. Onun verdiği mutluluk da vardı. Ardından konser en çok sevdiğim şarkılardan biri olan “Lions in a Cage”  ile devam etti. Parça çalındıktan sonra daha önce aldığım bir duyumdan dolayı sonlara doğru bir sürpriz beklentim daha vardı ama sürpriz olmadı. “Apokalips” ile geceye devam edildi. Ardından konserin sonuna geldiğimizi işaret eden “Tigris” ve “Bir” çalındı ve konser sona erdi. Konser sonunda hepimizi selamladıktan sonra sahneden ayrıldılar.

Konser çıkışı arkadaşlarımla birlikte kulise girmek için sırada bekledik. İçeri girip bütün üyelerle sohbet ettik ve fotoğraf çekildik. Ayrıca içerde de beni garajistanbul konserlerinden hatırlamaları çok hoşuma gitti, çok samimi karşıladılar. Ayrıca Tarkan Gözübüyük’ün Türk Gitar’daki yazılarımı takip ettiğini öğrendiğimde ayrıca mutlu oldum. Cenk Ünnü’nün sağlığıyla ilgili halini hatırını sorduktan sonra hepsine teşekkür edip mekandan ayrıldık. Gelecek konserlerde yeniden görüşmek üzere. Teşekkürler Pentagram!

m/