2009’da ölen ve grubun kurucu üyelerinden olan James Sullivan’ın yerine, 2010’da çıkardıkları Nightmare albümü için Mike Portnoy ile idare eden (!) Avenged Sevenfold, gruba dahil ettiği genç baterist Arin Ilejay ile yeni albümleri Hail to the King’i piyasaya sürdü.

Avenged Sevenfold ile tanışıklığım, 90’ların çocuklarının mutlaka hatırlayacağı Need for Speed serisine dayanıyor. Ki bu oyun serisine verdiği birkaç şarkı vardı grubun. Daha liseli rocker’lar iken 2001’de çıkardıkları Sounding the Seventh Trumpet’dan iki yıl sonra asıl çıkışı yaptıkları Waking the Fallen gelmişti. Ardından 2005 te gelen City of Evil ile iyice yerlerini sağlamlaştırdılar. Ve 2010 çıkışlı Nightmare’e kadar kalburüstü albümlerine devam ettikleri söylenebilir. Zaten belli bir piyasaya ulaşmak için artarda üç dört albümünüzde üst düzey performanslar sergilemeniz gerekiyor ki kabul göresiniz. Şu an Avenged Sevenfold, yeni neslin en iyi heavy metal gruplarından biri.

Fakat “Hail to the King”, grubun çizgisinde bir albüm olmamış. Bir saate yakın albüm kaydını tamamen dinleyip bitirdiğimde pek de akılda kalıcı bir riff ya da solo olmadığını fark ettim. Belki klişe olacak ama bence çok bariz: Nightmare’da dinlediğimiz üstat Mike Portnoy ile 25 yaşındaki Arin Ilejay arasındaki fark çok fazla. Koca albümde kulakların pasını silen bir davul atağı, ilginç bir davul ritmi duyamadım. Zor ve hızlı sololarıyla bildiğimiz Synyster Gates albümde kendini tekrar etmiş gibi duruyor. Vokal Matt Shadows’un “buğulu” ses tonunu her zaman çok beğenmişimdir. Ve Metal müzik içerisindeki ilginç vokallerden biri olduğunu düşünürüm. Fakat 11 şarkı içerisinde arada scream vokali, yeri geldiğinde brutal vokali deneyebilirdi diye düşünmeden de edemedim.

Biraz şarkılardan bahsedersek; albümle aynı isme sahip ve video klip çekilen Hail to the King, Planets ve albümün iki ballad’ı Acid Rain ve Crimson Day albümü biraz öne taşıyan parçalar ve hit adayları. Matt’in ses tonu ballad’lara yakışıyor. Yalnız fazla bir şey de beklememek lazım. Bir Nightmare ya da Almost Easy yok bu albümde. Requiem’in sözlerinin ilginç olduğunu da söylemeliyim. Heretic ve Coming Home klasik Avenged Sevenfold parçaları. This Means War fena halde Sad But True’ya benziyor. Albümün bonus track’i St. James ise ölen bateristleri The Rev’e yazılmış bir ağıt.

Özetle, bu albüm yeni bir grubun çıkış albümü olsaydı kesinlikle umut vaad edecekti. Ama yıllardan beri gelen Avenged Sevenfold seviyesinin aşağısında kaldığı bir gerçek. Vasat üstü. 

Türk Gitar Puanı: