Elektro gitaristlerin yıllar yılı peşinde koştuğu, kafa yorduğu bu soru ile ilgili, sizlerden gelen yoğun talep üzerine konuya biraz değinmek istedim. Çocukluğumuzdan bir örnek vererek başlamak istiyorum; arkadaşlar arasında bir oyun moda olurdu ve herkes o oyunun oyuncağı neyse ona sahip olmak isterdi ve olurdu da, ama bir süre sonra herkes içten içe karşısındakinin oyuncağına sahip olmak istemeye başlardı, sizdeki hepsininkinden güzel olsa bile, keşke ondaki ben de olsa duygusu olurdu hep.

İşte bu meselenin özü de en başta buraya dayanmaktadır. İstediğiniz tonu almak için kendinize göre olan oyuncağı kendiniz araştırmalısınız. Bunun için öncelikle işe sevdiğiniz ünlü gitaristlerin ekipmanlarını inceleyerek başlayın; pedal dizilimlerini, hangi pedalı “ne amaçla” kullandığını öğrenin… Örneğin overdrive hatta drive pedallarının çoğu gitarist tarafından boost pedalı olarak kullanıldığını bilin. Bunun için internet ortamı engin bilgilerle, videolarla dolu, bol bol dinleyin ve izleyin. Ancak videolardaki tonların 100’de 100 referans almamanız gerektiğini unutmayın.

Zakk Wylde'ın Setup'ı

Üzerine basa basa söylüyorum, forum ortamlarından uzak durun! Herhangi bir foruma girip “şunu almalı mıyım” şeklinde sorular sormayın. Unutmayın ki bir ürünü 10 kişiden 10’unun da sevmesi mümkün değildir. Elbet biri ya da o foruma üye bir mağaza çalışanı çıkıp çok kötü diyecek ve aklınızı karıştıracaktır. Ben marka adı kullanmadan oldukça objektif ve gerçekçi olmaya çalışacağım.

Yıllarca kullandığım onca ekipman, pedal, prosesörden sonra şunu anladım ki; elektro gitardan en sağlıklı sesi, iyi bir “lambalı amfi” aracılığı ile alabilirsiniz. Pedallar tonun ufak tefek renklendirmesinde kullanılmalıdır.

Şimdi ilk soru şu; hangi amfi? Lambalı amfi çok eski bir teknoloji olmasına rağmen, en doğal tınıyı verdiğinden günümüzde hala tercih edilmekte. Ancak bazı firmalar bu işe uyanmış olacak ki minik 5 Watt’lık amfilerin içine 1-2 tane lamba koyup alıcıyı cezbetmeye çalışmaktadırlar. Burda püf noktası şu; lambalı amfi alıcaksanız full lambalı olmasına dikkat edeceksiniz ve unutmayın ki lambalı amfiden en sağlıklı tonu almak için sesi olabildiğince açmak gerekmekte. Bunu ev ortamında hatta ufak bir sahnede bile yapamayacağımız için, ayrıca bir watt düşürücü almayı ya da üstünde watt düşürücü olan bir amfi almayı tercih edin.

Paragrafın başında dediğim gibi lambalı amfiler eski teknoloji dolayısıyla da biraz “hassaslar“, alacağınız amfinin kutusunun açılmamış olmasına ve çok tozlu olmamış olmasına mutlaka özen gösterin, yoksa kısa süre sonra arızalar kaçınılmazdır.

Tabi ki her lambalı amfiden aynı ses çıkmıyor, burada seçim yaparken sizin müzik zevkiniz devreye giriyor. Sert bir müzik yapıyorsanız “hi-gain modern” bir amfi tercih etmeniz gerekiyor. Blues vb. gibi müziklerden hoşlanıyorsanız “low gain vintage” bir amfi tercih etmelisiniz. Cebinizde binlerce dolar olsa bile seçim yapmak çok zor çünkü çok çeşit var, bu da karar vermeyi zorlaştırıyor. Bu noktada tavsiyem biriktirebildiğiniz kadar para biriktirip, yanınızda bilen “tarafsız” birinden yardım isteyip “alabildiğinizen yüksek meblağlı cihazı almanızdır. Kulağa hoş gelmiyor biliyorum ama maalesef gerçek böyle. Beni yakından takip edenler az çok hangi ekipmanları kullandığımı bilirler, kablosundan pedalına ucuz mal bulundurmamaya çalışıyorum. Bunu sakın lüks merakı ya da mükemmeliyetçilik olarak algılamayın, kalitesiz prizden kalitesiz kablodan tutunda, tüm ekipman içinde bir dandik pedalın neleri değiştirdiğine karşılaştırmalı test kayıtları yaparak şoklar içinde şahit oldum. Kaliteli bir ürünle kaliteli sonuç alırsınız, bunu unutmayın.

Bu arada Combo ve Kafa-kabin şeklinde iki türlü amfi olayı, eğer stüdyo ya da evde sabit duracaksa kafa-kabin alın derim; amfi sürekli taşınacaksa combo amfi tercih edilebilir. Kafa-kabinin artısı, çeşitli tonlar almak için kabininizi değiştirebilirsiniz, bir de benimde katıldığım bir headroom hadisesi var tabi, yani aynı marka ve model amfinin kafa-kabin ve combosu birbirinden farklı tınlayabiliyor. 

Amfiyi alırken kesinlikle üzerinde “send/return” dediğimiz efekt pedallarımızı bağlamak için kullandığımız giriş-çıkışların olmasına dikkat edin, bunlar olmazsa delay, reverb, flanger, chorus gibi efektleri direk amfinin input’undan bağlamak zorunda kalırsınız, bu da tonunuzu mahveder. Bu tarz efektler send/return girişinden takılmak zorundadır. “Ben sadece amfiye gitarımı takıp çalacağım, efekt lazım değil” diyorsanız sorun yok, ki diyeceğinizi sanmıyorum. 

Sıra geldi pedallara. Renk renk, desen desen, ayakla açıp kapaması bize haz veren pedallara… 🙂 Burada hemen şunu söylemek istiyorum, “amfi yokken, sadece pedallardan çıkacak tondan sakın medet ummayın“. Tabi lambalı bir amfiden daha pahalı modelleyicileri saymıyorum. 🙂 Çalmak istediğiniz türe uygun olan amfiyi edindikten sonra, sıra pedallara geldi… Öncelikle bir mağazaya gittiğinizde elinizde naçizane paranız varsa, açık büfe psikozu oluşur ve birden 50 tane pedal birikebilir elinizde, buna dikkat edin. Bunun için hangi pedal ne amaçla kullanılır başta da dediğim gibi iyice araştırın. Amfiniz 2 veya 3 kanaldan oluşur, clean-crunch-drive. Amfinizin drive tonu size yetiyorsa ekstradan bir drive pedalına ihtiyacınız yok, ama bu drive tonunu biraz daha şekillendirmek adına boost olayına girilebilir. Bunun için yine marka önermiyorum, boost için sevdiğiniz gitaristlerin kullandıkları pedalları inceleyin, ama incelerken geçmişlerine de bakın, zira onlarda bu işten para kazandıkları için sürekli değişim halindeler. Vazgeçmedikleri pedalları gözlemleyin. Bunun dışında delay, reverb gibi efektler kullanmak isteyebilirsiniz. İşte burada send/return girişleri önem kazanıyor, amfinin karakterini bozmadan üstüne reverb veya delay eklemek için bu girişleri kullanacağız. Bu arada üzerinde efekt olan (reverb hariç) lambalı amfileri tercih etmeyin, lambalı amfi lambalı amfi olarak işini yapmalı. Bütün işleri yapan bir cihaz hiçbir görevi tam yerine getiremez. 

Bu cihazları edindikten sonra ayarlamak kalıyor. Bunun için öncelikle söylemem gerekiyor ki mutlaka kaliteli kablolar kullanın. Ara jacklarınız gitar, kablolarınız, her şey çok iyi olsun. Olsun ki sinyaliniz kaybolmasın ve deforme olmasın. Bunun dışında adaptör kalitesi de çok önemli. Bir pedal aldığınızda çoğunda yanında adaptörle gelmez, maalesef Türkiye’de durum böyle. Bu yüzden pedala uygun adaptör kullanmak gerekiyor. Düşük amperli adaptörler ya da regülesiz adaptörler dip gürültüsü yaparlar, tabi topraklamaya da dikkat etmek lazım çoğu evde yok…

Bundan sonrasında deneye deneye, kurcalaya kurcalaya istediğiniz tona yaklaşacaksınız. Kullandığınız gitarın manyetikleri ve ağaç karakteri de tonunuzu etkiler, bunu da unutmayalım. Alder gövde daha tiz, basswood daha bass bir sound verecektir, bunu da benim en çok önem verdiğim parametre olan eq ile dengeleyebilirsiniz. Lambalı amfide iyi ton almak için lambaları şöyle bir yarım saat ısıtmak gerekir derler, doğrudur ama esas önemli olan volume’e yüklenmektir. Yoksa lambaları mangalda da ısıtsanız düşük volume de ton alamazsınız. Kullanım bittikten sonra lambaların soğumasını beklemek gerekir ve amfi aşırı sarsıntıya maruz kalmamalıdır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: bu iş marketten toptan alışveriş yapmaya benzer, bir kere paranıza kıyın ve kalitelisini alın. Eğer her gün bakkaldan almaya kalkarsanız az para verir ama uzun vadede zarar edersiniz. İstediğiniz tonu alana kadar bırakmak yok, gitarla kalın, sevgiler…