2-3-4 Ağustos tarihlerinde Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşen Rock Off Festival, dünyanın çeşitli yerlerinden gelen rock ve metal dinleyicisine ev sahipliği yaptı. Festivale gidenler için, 3 gün boyunca Küçükçiftlik Park ikinci evi oldu diyebiliriz. Ev, insanın kendini rahat, huzuzrlu, mutlu ve güvende hissettiği yerse, Küçükçiftlik Park’ta hep birlikte büyük bir aile ortamı oluşturduk. Yazının içindeki fotoğraflar kronolojik olarak sıralanmıştır.

2 Ağustos’ta sahneye çıkan gruplar; Above Us The Waves, Ayşe Saran, Haggard, Stratovarius ve HIM’di. Knight Errant 2 Ağustos kadrosunda vardı ancak süre iyi kullanılmadığı için 3 Ağustos’ta sahne çıktı. Aynı gün Haggard ile imza seansı da vardı. Kapıların saat 13:00’da açılması gerekirken 1 saat sarkma oldu ve 14:00’da seyirciler içeri girmeye başladı. Dışarda beklerken sahneden sound check sesleri geliyordu fakat Above Us The Waves kendi çıkması gereken saatten çok sonra sahneye çıktı. Böylece Knight Errant’ın süresinden yemiş oldular.

Ayşe Saran verdiği konseri Gazze’de ölenlere ve Soma’da hayatını kaybeden maden işçilerine adadı. Ayşe Saran’ın giydiği elbisenin arkasında 301 yazıyordu. Ayşe Saran bu davranışıyla seyirciden büyük bir alkış aldı. Haggard ve Stratovarius’un performansı da göz doldurdu. İki grupta seyirciyle uyum içindeydi. Buraya kadar her şey yolundaydı ancak yağmurun başlamasıyla işler tersine döndü.

Stratovarius sahnedeyken yağmur çiselemeye başlamıştı. Belli ki yağmur yağacaktı. Hava durumu tahminleri de gün içinde yağmur olacağını belirtiyordu. Stratovarius’un son şarkısından (Black Diamond) sonra yağmur etkisini arttırdı. Şiddetli yağan yağmur sahne önünde ve normal kısımda su birikintilerine neden oldu. Yağmurluk alıp HIM’i beklesek te sırılsıklam olduk. Yağmur altında bekleyenlerden büyük bir kesim HIM’in çıkmayacağını düşündüğü için konser alanından ayrıldı. Bekleyenler sabırsızlıkla HIM’i bekliyordu ve çok geç te olsa HIM sahneye çıktı. Alandan ayrılan büyük bir kesim olsa da seyirci baya gürültü yaptı. HIM 18 parçalık setlist’inden sadece 7-8 tane çalıp gitmesi HIM hayranlarının tepkisine neden oldu. Ben love metal/HIM hayranı değilim fakat yağmurun altında en az 1 saat bekleyen insanlara ayıp edildiğini düşünüyorum. HIM’in sahnedeki duruşunu da pek beğenmedim. Sanki bir an önce çalsak ta gitsek havası vardı. Ville Valo’nun seyirciyle konuşmasını bekliyordum fakat öyle olmadı. HIM takip etmediğim bir grup olduğu için Facebook ve Twitter’dan hayranların mesajlarına baktım. Eski yıllara ait yağmur altında verdikleri onlarca konser varmış. Grubun eski havasını kaybettiği düşünülüyor. Freebird ve Küçükçiftlik yönetiminin HIM’in sahneden erken inmesi ve yağmur hakkında açıklama yapmaması beni çok şaşırtti. Haggard’ın imza seansını anons ediyorlar fakat büyük bir kriz anında kimseden açıklama gelmiyor. HIM’in sahneye çıkacağı bildirilseydi belki de alandan ayrılan olmayacaktı. Demek ki, dünyanın önde gelen metal gruplarını Türkiye’ye getirmeyle organizatör olunmuyormuş. Gün içinde yağmur beklenildiği için sahneyi o şartlara hazırlamak gerekirdi. Konser alanında yüzü asık, mutsuz, hayranı olduğu gruba küfür ederek eve giden insanlar varsa sen işini iyi yapamamışsındır.

3 Ağustos günü önceki güne göre daha iyi ve heyecanlı geçti. Ses sistemindeki aksaklıklar biraz daha düzelmiş gibiydi. Bugün Milk Hunter, Eversin, Knight Errant, Murat İlkan, Turisas, Jorn ve Amon Amarth konser verdi. Bugün aynı zamanda Turisas’ın imza seansı da vardı. İmza seansının başlayacağı anons edildi fakat bittiği anons edilmedi. Dolayısıyla Dragon’s Den çadırının önünde imza seansı bittikten sonra bile kuyruk vardı. Seansın bittiğini 15 dakika sonra öğrendik. Murat İlkan’a kadar sahne alan gruplar seyirciyi iyice ısındırdı. Eversin konserin ortamından memnun kaldı.

Murat İlkan’ı dinç ve enerjik görmek harikaydı. Kendi albümünden (Fanus) ve Pentagram’dan parçalar söyledi. Seyircinin ısrarla istediği “Bir”i söylemedi. Murat İlkan, Pentagram’dayken canlı dinleyememiştim. “Ölümlü”yü Murat İlkan’dan dinlemek ayrı bir keyifti.

Turisas ve Jorn ilk kez İstanbul’da konser verdi. Turisas İstanbul’daki enerjiyi çok sevdi ve albüm turnelerine, konser turnelerine İstanbul’u eklemedikleri için özür diledi. “Stand Up And Fight” parçasını çalmadan önce politik gönderme yaptılar. Anladığım kadarıyla şunlar söylendi: “Son yıllarda ülkenizde olan durumları biliyorum. Mücadeleden vazgeçmeyin. Savaşmaya devam!”. Turisas’ın bütün şarkılarına eşlik ettik, hopladık zıpladık. Turisas seyirciyle nasıl bütünleşileceğini herkese gösterdi. Türkiye’ye tekrar geleceklerine söz verdiler. Turisas’tan sonra Jorn’a enerji kalmadığı için seyirci durgundu. Hatta Jorn sahnedeyken sahne önünde oturanlar bile oldu.

Günün headliner’ı Amon Amarth Turisas ve Jorn’dan sonra bizi resmen bitirdi. Viking metali İstanbul’da Amon Amarth ile yaşadık. Amon Amarth’ın bası ilk başta çok açıktı. Yanımda duran birkaç kişi sesten rahatsız oldukları için kulaklarını kapadılar. Sonra basın sesini ya dengelediler yada kulaklarımız zamanla alıştı. Amon Amarth bir önceki İstanbul konserinde çılgın seyirciyi unutmamış. Kendilerine aynı enerjinin kat kat fazlasını yansıtmışızdır. Bir buçuk saatin tamamı dolu dolu geçti diyebilirim. Konserin kapanışı “The Pursuit Of Vikings” ile yapıldı ve herkes konsere headbang ile noktayı koydu.

Festivalin son günü 3 Türk grubun arka arkaya sahne alması açısından önemliydi. Festivalin son gününde sadece bütün grupların ilk parçalarını çalarken ses problemi yaşandı. İlk şarkıdan sonra her şey rayına oturdu. Metaroth, Mekanik ve Murder King ülkemizdeki metalin ne durumda olduğunu, hangi aşamaya geldiğini bize gösterdi.

Günün ilk sahne alan grubu Metaroth, diğer iki günde sahneye çıkan ilk gruplardan daha fazla coşku yarattı. Günün ilk grubu olmak zordur. Kitle azdır ve az olan bu kitleyi hareketlendirmek epey zaman ister. Metaroth müziğiyle özellikle sahne önündeki seyirciyi gaza getirmeyi başardı. 2 ve 3 Ağustos günlerinde ilk grup sahnedeyken headbang yapanlar çok azdı fakat Metaroth bize enerji patlaması yaşattı, kafalar öne arkaya sallandı. Slipknot’tan Psychosocial cover’ı büyük beğeni topladı. Metaroth’un kendi bestelediği şarkıların güzelliği de gözlerden kaçmadı.

Mekanik konsere başlamadan önce Soma’yı unutmadığını dile getirdi. Cem Ceyhan sahneye işçi kaskıyla çıkmıştı. Mekanik iki albümünden de süre el verdiğince çaldı. Yeni albümü evde dinleyince headbang yapasım geliyor. Albümün canlı versiyonunda kendimden geçtim. Bence bu albüm Mekanik’in baş yapıtı olacak. Nasıl ki Metallica “Black” ile Megadeth “Rust In Peace” ile anılıyorsa Mekanik’te “Diktatör” ile anılacak. Mekanik’in son parçası “Cehennem Gibi” oldu. Bu parçada sahne önünde wall of death yapıldı. Mekanik’e ayrılan yarım saat bizlere yetmedi. Yeni albümden duymak istediğimiz parçaları duyamadık.

Murder King festivalde en çok konuşulan Türk grup olma özelliğine sahip. Konserden önce sosyal ağlar üzerinden yaptığı açıklamalarla herkesin ilgi odağı oldu. Buna yazının sonlarında değineceğim. Murder King intro olarak RTE’nin söylediği cümleleri kullanmış. Böyle bir şeye herkes cesaret edemez. Intro’dan sonra sahnenin sağına, soluna ve orta kısmına siyah tişört konumlandırıldı. Ben sahnenin solunda olduğum için sağ taraftaki ve ortadaki tişörtleri okuyamadım. Sol taraftaki tişörtün üzerinde Ethem Sarısülük yazıyordu. “Demokrasi”den sonra Küçükçiftlik Park’ta “Her yer Taksim, her yer direniş!” sesleri yankılanmaya başladı.  “Gürültü Kirliliği” albümünün hepsini canlı dinledik ve çok eğlenceli geçti.

Türkiye ilk konserini veren Gojira bizde boyun bırakmadı. Gürültülü geçen Murder King sonrasında Gojira öldürücü hamleyi yaptı. Gojira kendilerine bu kadar yoğun ilgi olacağını düşünmediğini sanıyorum çünkü, ilk parçada biraz durgunlardı. Daha sonra seyirciden enerjiyi aldılar ve onlarda muazzam bir şov sergilediler. Özellikle bas gitarist en hareketli olandı. Gojira çalarken sahne önünde ve normal kısımda mosh pit’ler oluşmaya başladı. Bunu fark eden vokalist büyük bir mosh pit organize etti. Fransız mutfağını bilmem ama metali enfesti, tadı damağımızda kaldı.

Metal dinlemeye, gitar ve davul çalmaya Metallica ve Black Sabbath ile başlasamda Megadeth beni en çok etkileyen ve heyecanlandıran grup olmuştur. CD arşivi yapmaya da Megadeth albümleriyle başladım. 4 Ağustos 2014 akşamı benim için çok özel olacaktı. Megadeth’i ilk defa canlı izleme fırsatım olmuştu hem de sahne önünün en önünden. Megadeth intro olarak “Prince Of Darkness”i kullandı. Sonrasında “Hangar 18” ile konsere hızlı bir giriş yaptı. Ses sistemiyle kim ilgileniyorsa işini yeterince düzgün yapmadığı için “Hangar 18″de Chris Broderick’in sololarını duyamadık. Duymakta zorlandık diyemiyorum çünkü gitardan ses çıkmıyordu. Şarkı bittikten sonra gitarın sesini yükselttiler ve geriye kalan parçalarda sıkıntı yaşamadık. Megadeth adına yakışır bir konser verdi. Çatır çatır çaldılar ve kendilerine bir kez daha hayran bıraktılar. Dakikaların nasıl geçtiğini anlamadık. Dave Mustaine Türkiye’ye yakın zamanda tekrar geleceklerini söyledi.

Şimdi gelelim kritiğin can alıcı kısmına;
Festivalin tek kötü yanı Freebird olabilir. Festivalin her gününde eğlendik, yeni arkadaşlıklar kurduk, tanımadığımız kişilerin omuzlarına tutunarak zıpladık. Fakat bu, festivalin müzik kısmını ilgilendiriyor. Festival kadrosundaki gruplar iyi olduğu için bu festival güzel geçti. Freebird’in ciddi bir iletişim kurma sıkıntısı var. Konserden önce kapıların 13:00’da açılacağı bildirildi fakat en az 1 saat sonra içeriye alımlar başladı. Olan öğlen güneşinin altında bekleyenlere oldu. Madem seyirciler içeriye söylenen saatten geç alınacak bunu duyurabilirdi. Freebird, Facebook üzerinden küfür içermeyen eleştirilere yanıt vereceğini söyledi fakat bazı eleştiriler yayından kaldırıldı. Freebird bazen “samimi olmaya çalışıyoruz” dese de seyirci gözünden hiç öyle görünmüyorlar.

İlk gün sahneye çıkmayan Knight Errant’ın, sahneye neden çıkmadığı açıklanmadı. Ertesi gün sürpriz bir şekilde sahneye çıktılar. Knight Errant hayranları, Freebird’ün neden bir yazı yazıp haber vermediğini sosyal medya üzerinden sorguladı fakat kimse cevap alamadı.

Küçükçiftlik Park’taki bira fiyatları da bir hayli can sıkıcı. 33’lük bira içerde 10 lira iken dışarda bazı seyyar satıcılar iki 50’lik birayı 10 liraya veriyodu. Zaten içeride en çok satılan içecek RedBull olmuş. Tuborg standında duran biriyle sohbetim olmuştu. Bira satışlarının beklenenden çok düşük olduğunu söyledi. Bir tane 33’lük biraya 10 lira vereceğime 2 bardak buzlu RedBull’a 10 lira verip serinlerim daha iyi.

Festival tişörtlerinde Türk grupların isimlerine yer verilmemesi de can sıkıcı durum. İsmi Pentagram ile özdeşleşen Murat İlkan’ın, yeni albüm ile patlama yapan Mekanik’in, politik olaylara korkusuzca girebilen Murder King’in ismi de olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Rock Off tişörtlerinin hepsi satılmış. Rock Off 2014 tişörtleri tekrar basılacakmış ve bu baskılarda belki Türk gruplarında ismi geçecek. Festivale giderken tişörtümün arkasında Mekanik, Murder King, Ayşe Saran yazmadıktan sonra neyleyim öyle tişörtü. Murder King, organizatörlerin yerli gruplara yeteri kadar özen göstermemesini Twitter üzerinden dile getirdi. Kulisin kapısına asılan bir kağıtta gruplar ve çıkacakları saatler belirtilmiş. Bu kağıtta Murder King’in ismi “Murger King” olarak yazılmış. Freebird gerekli ilgi ve alakalıyı göstermemiş ama seyirci olarak biz Murder King’i bağrımıza bastık.

2-3 Ağustos’ta imza seansları oldu. İmza seansları başlamadan önce anons edildi fakat seansların bittiği anons edilmedi. Anons edilmeyince Dragon’s Den çadırının önünde kuyruklar oluşmaya başladı. Çünkü kimse imza seansının bittiğini bilmiyordu. Kuyruk ilerlemeyince fark ettik ki seans bitmiş ve grup oradan 20 dakika önce ayrılmış.

Güvenlik görevlileriyle hararetli tartışmalara girdik. Konser sonunda seyirciye atılan penaların bir kısmı sahne ile bariyer arasında kaldı. Bu kısıma düşen penalara güvenlik görevlileri el koydu ve seyirciye vermedi. Durum böyle olunca çok sinirlendim ve küfür etmeye başladım. Benim küfür ettiğimi gören bir kaç kişi de bana katıldı. Önümüze gelen görevli, küfür etmeye devam edersek alandan çıkartılacağımızı söyledi. Megadeth sahne almak üzere olduğu için devam etmedik. Daha sonra penalara el koyan görevli para karşılığı penaları bize satmaya kalkıştı. Güvenlik görevlileriyle tartışma beleş tepede de yaşandı. 4-5 kişi ağacın dalında oturmuş konser izliyor ve oradan ayrılmaya zorlanıyor. 4-5 kişinin orada olması veya olmaması neyi değiştirecek anlamadık. Tartışmalara rağmen beleş tepede olanlar yerlerini terk etmediler.

Rock Off, 2015’te tekrar düzenlenirse ve Freebird, seyircilerin yorumlarını dikkate alarak hareket ederse daha iyi bir etkinlik olabilir.

Vaktini ayırıp festivale gelenlere, gelemeyip dışardan destek olanlara, türlü aksaklıklara rağmen bunları bize yansıtmayan yerli gruplara teşekkürler. Yerli gruplar seyirciyi oyalamak için değil, ülkemizdeki metal müziğin ne seviyede olduğunu göstermek için konserlere çıktığını unutmayalım. Yazıdaki fotoğraflar, Barış Benice’den ve Sevan Özbülbül Photography’den alınmıştır. Kendileri bizimle koordineli şekilde çalıştıkları bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Metal ile kalın. m/