Osepsis’in İlk Single Parçası “Kapılar” Yayımlandı

0
Basın Bülteni

Osepsis 2014 yılında gitar ve vokalde Oğuzhan Şahin, davulda  Fatih Çakır ve bas gitarda Hüseyin Küçükkeçeci olmak üzere kuruldu. Doğrudan beste çalışmalarına odaklanan grup, daha sonra bas gitarda  Davut Karabey’i ve ritim gitarda  Emre Mert’i bünyesine katarak son şeklini aldı.

Megadeth, Lamb of God, Iron Maiden gibi rock ve metal müziğin önde gelen oluşumlarından etkilenen grup; bu yeni oluşumun sadece beste çalışmalarına ve bu çalışmaların oluşturacağı kendi iç dinamiklerine yönelmesini tercih etti.

Grubun ismi Oğuzhan Şahin tarafından üyelere sunuldu. Bu ismin seçilmesinde: Yurt dışına çıktığında ismini değiştirmek zorunda kalan Türk Grupları, bulunan Türkçe isimlerin amatör de olsa kullanılıyor olması, yabancı bir isim istenmemesi gibi faktörler etkili oldu.

Osepsis, ilk teklisi olan Kapılar’ı Ayhan Orhuntaş’ın sponsorluğunda tüm dijital platformlardan yayımladı.

Spotify: https://open.spotify.com/album/6fhgx5dFgIJ7jVT69oJlf0

iTunes: https://itunes.apple.com/tr/album/kapılar-single/id1257736955

Buztaht İlk Stüdyo Albümü “A Siege From Beyond”un Detaylarını Açıkladı

0

Türk metal grubu Buztaht bir süredir “A Siege From Beyond” adını verdikleri ilk stüdyo albümlerinin kaydı üzerinde çalışıyordu. İlk albümün hazırlık süreci ile beraber extreme ve deathcore türlerini harmanlayıp kendi özgün tarzımızı oluşturmaya çalışıyorlar.

Grup önümüzdeki dönemde albümden bir single yayınlamayı planlıyor. Albüme adını veren “A Siege From Beyond” isimli parçanın yayımlanması düşünülüyor.

A Siege From Beyond şarkı listesi:

1-Matter
2-A Siege From Beyond
3-Chronokinesis
4-Necrosis
5-Tidemaster
6-Apocalypse Seller
7-Existance

Serdar Seçme İlk Single’ını Video Kliple Birlikte Yayımladı: “Uyandığında”

0

Uzun yıllar aranjör ve ses mühendisi olarak müzik sektöründe yüzlerce isimle çalışan Serdar Seçme, bu defa ilk single çalışmasıyla karşımızda.

Sözü, müziği ve aranjesi kendisine ait olan ‘Uyandığında’ adlı eserine Buğra Küçük yönetmenliğinde klip çeken Serdar Seçme’ye, bu çalışmasında ünlü yapımcı Şahin Özer’den de çok büyük destek geldi.

Sanatçıya ilk klibinde genç ve yetenekli oyuncu Cemre Öktem eşlik etti. Türkçe sözlü rock müziğe yeni bir soluk getirmek için kolları sıvayan Serdar Seçme, bütün tecrübesini ve bilgi birikimini yeni eserler yaratmak için harcamaya devam ediyor.

Buckethead Korkuttu: “Ölümcül Bir Kalp Rahatsızlığım Var”

0

Bir gitar efsanesi ve eski bir Guns N’ Roses üyesi olan Buckethead, Coming Alive Podcast tarafından yapılan röportajda ölümcül bir kalp hastalığına sahip olduğunu açıkladı.

Röportajda yer alan ifadeler gerçekten çok üzücü. Doktorlar tarafından yapılan incelemeler sonucunda, kalbinde ölümcül bir ritim bozukluğu tespit edilmiş. Yine doktorlar tarafından söylenen göre, Buckethead’in vücudunun her an felç geçirme ihtimali bulunuyor.

Geçtiğimiz 2 yılda anne ve babasını kaybettiğini söyleyen Buckethead, bu zor zamanların üzerine şimdi de kendi yaşamının tehlikede olduğunu belirtmiş. Şu an bu anları atlatmak için gitara ve müziğe yöneldiğini söylüyor.

Röportajın sonunda ise yarını görüp görememek konusunda edişeli olduğundan bahsetmiş. Umarız eski sağlığına bir an önce kavuşur.

Yılın En İyi Sanat Aktivitesi Olabilir: Dream Theater Türkiye Konserinde Neler Yaşandı?

0

Gün geçmiyor ki ülke metalcisi ‘ulan bu sene de hiç düzgün konser peydahlanmıyor’ naraları atmasın, isyanını ısıtıp ısıtıp önümüze sunulan ve artık bizden biri olmuş olan grupların konserlerinde coşarak yaşamasın. Nitekim sonunda birileri çıktı ve bu insanlara acıdı, ‘insanlar Megadeth, Gojira ve türevlerinden kusacak artık’ diye düşündü. Hem janra olarak ülkemizde ekstrem metal türlerine göre daha az izlediğimiz türde müzik yapan gruplardan birisine yöneldiler, hem de madem bu işi yapıyoruz, getirmişken en yeteneklilerini, en efsanelerini getirelim, ülke gençleri de bir efsaneyi izledik desinler demişler. Çok da iyi demişler.

Ülkemizin içerisinde bulunduğu pek de iç açıcı olmayan durumlardan mütevellit Dream Theater gibi bir grubu getirmek çok büyük bir başarıdır. Hem organizatör firmaya hem de Volkswagen Arena’yı dolduran ve LaBrie’ye <büyük ihtimal standart sahne yalanı ama olsun> ‘şu turda gördüğüm en iyi seyirci, bu başka bir şey’ minvalinde cümleler kurdurtan progresif metal sevdalısı adam gibi adamlara ve kadın gibi kadınlara sevgilerimi, teşekkürlerimi sunuyorum. (Bu arada ilk kez bu kadar olaysız, bu kadar iyi ve gruba kanalize olmuş, müziğe verdiği değeri belli eden, hır gür çıkarmaya gelmemiş bir seyirci gördüm, sanırım progresif metal dinleyicisinin farkı bu.)

Ön konuşmam ve teşekkürüm bittiğine göre hemen konser öncesine dönüyorum. Liseden beri konserlere gittiğim arkadaşım Onur ile sözleştik yine. Konser bizim ritüelimiz. Seneler evvel birlikte keşfedip dinlediğimiz grupları da her zaman birlikte izleriz. Kendisini iş yerime davet ettim ve mesaim bitince tuvalete dalarak beyaz tişörte siyah baskılı Candlemass yazılı tişörtümü üzerime geçirdim ve Onur’un yanına indim. (Candlemass – Candlemass albümü kapağının tişörtü, çok güzel albümdür, dinleyin derim.) Onur ile uzun süredir görüşmüyorduk ve Dream Theater heyecanı bizi bir araya getirmişti.

Metroya atlayıp İTÜ Ayazağa’da indikten sonra 3 kişilik bir grup ile beraber yanlış yöne saparak karşıdan karşıya geçmemizi gerektirecek bir duruma düşürdük kendimizi. Karşıdan karşıya dediğim ise 6 şeritli (3 gidiş 3 dönüş) otoban. Üst geçit vb. yok. Neyse ki hayatımda gördüğüm en kral adamlardan birisi bu grubun içindeydi ve tek başına akan trafiği durdurarak bize yol yarattı. Koşa koşa geçtik, yolumuzu bulduk.

Şimdi bunları niye anlattım, birincisi beyaz tişört detayı. Voleybol takımında farklı giyinen oyuncu gibi bütün salonda sanırım herkes siyah bir ben beyaz giyinmiştim. Progresif de olsa metalcim siyah alışkanlığından asla ve kat’a vazgeçmiyor, geçemiyor. Yol macerası ise sanırım Volkswagen Arena’nın yerinin tek handikapı olması sebebiyle anlattığım bir durumdu. Mükemmel bir konser alanına dönmüş, tribünleriyle olsun, sahnesiyle olsun gayet geniş, hava durumu iyi (terden bulut oluşup yağmur falan yağmıyor, ayrıca tişörtle de durabiliyorsunuz içeride üşümeden) güvenliğinden tutun da sahnedeki ışıklandırmaya kadar çok memnun olduğum bir mekan oldu. Tek sorun vokal girdiğinde (özellikle ilk şarkılarda hissedildi) sesin çok patlaması idi. Sonradan o da düzeldi.

https://www.youtube.com/watch?v=7-rA-OKUZ6M

Tribündeki izleyici bütün konseri oturarak takip etti. Bundan önce stadyum konseri olarak en son 2013’teki Iron Maiden konserine gitmiştim ve tribünler hep ayaktaydı. Bu sefer sanırım sanat eseri izlemeye gelmiş izleyici. Yadırgamasam da grup sahneye çıktığında tribünlere baktığımda ayaklanmış bir kalabalık görmeyi beklemedim de değil.

Gruba yazabileceğim bir eksi var, o da grubun dev ekran tercih etmemesi. Çünkü yer yer görüş çok düştü. Önde çocuğuyla gelen aileler (kesinlikle yadırgamıyorum, yanlış anlaşılmasın, ufaktan götürmek lazım çocuklarımızı böyle etkinliklere) görüşü kaybeden çocuklarını doğal olarak sırtlarına aldılar kimi zaman. Yine uzun boylu ve önleri kapmış izleyiciler de kimi zaman boylarını unutup bir de telefonlarla video çekmek için kolları kaldırınca görüş kaybı da arttı. Bunun önüne grup dev ekran kurdurarak geçebilirdi. Benim de konsere dair tek pişmanlığım bu oldu. Tribün ya da sahne önü bileti almamak. Çünkü Petrucci (cc)’yi ve Hz. Myung’u çok daha net görmeliydim.

https://www.youtube.com/watch?v=P94ZQnMcQmk

Grubun performansına gelecek olursak…

Arkadaşlar yıllarımı bu işe vermiş değilim, 2012 yılından beri aktif olarak konserlere katılım gösteriyorum. Ghost, At The Gates, Opeth, Carcass, Iron Maiden, Therion, Arch Enemy (Loomis ile), Kreator ve daha aklıma gelmeyen bir çok grubu izledim. Abartısız söylüyorum ki ilk kez ağzım bu kadar açık kaldı. Nefret ettiğim LaBrie’ye bile hayranlık besledim be konser bitince. Petrucci, Myung, Rudess, Mangibi falan apayrı boyutlar zaten. Anlatmaya kelimelerim yetmez. Ancak Rudess konusunda parantez açmam gereken bir nokta mevcut.

İnternette çok sayıda yorum okudum bugüne kadar. Rudess’ın Dream Theater müziğini günden güne bozduğuna (albüm bazında kabul edilebilir) konserlerde bile sürekli ciyak ciyak klavye sololar ile şarkıları bozduğuna dair çok sayıda yorum gördüm bugüne dek. Ancak insanların yanıldığını gözlemledim. Dream Theater’a dair bildiğimiz ne varsa sahnede o vardı. Ek olarak sunulanlar Rudess’ın yaptığı enteresan sololar değil, Mangini’nin davul solosu, Myung’un As I Am’den önce çaldığı kısa bass solosu, Petrucci’nin sanırım Take The Time’ın arasında kişisel solosu ve Rudess’ın Wait For Sleep’den önce çalmış olduğu kısa piyano solosu idi. Heh bir de Metallica’ya çaktıkları selam vardı As I Am’in outrosunda. Enter Sandman’den kısa bir bölüm ile seyirciyi güzel şaşırttılar.

Konsere dair detay yorumlarım bunlarla sınırlı. Genel anlamda inceleyecek olursak progresif metal tarihinin kesinlikle en yetenekli insanlarından(!) oluşan topluluğu Dream Theater, zira bir sağa bir ortaya bir sola bakmaktan boynum hala ağrıyor. Kimi izleyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Grubun gerçek birer sanatçı gibi A Change of Seasons’dan sonra bir araya gelip seyirci karşısında eğilmesi için benim bugün bu konsere harcadığım paranın sonuna kadar değdiğini gösteriyordu çünkü benim adamların karşısında eğilesim gelmişken adamlar benim karşımda eğiliyorsa, karşımda mütevazi, işini doğru yapan ve iyi bir sanatçı topluluğu var demektir.

https://www.youtube.com/watch?v=MEBJQEW5ZCk&feature=share

Arada bahsetmem gereken ve canımı sıkan bir olay da mevcut. Sağda solda çok fazla bedava bilet dağıtıldığını gören duyan olmuş. Benim karşıma bir örneği çıkmasa da halkın sesini duymamazlıktan gelmek yakışık almaz. Ben parasını vererek biletimi aldım ve konsere gittim. Çünkü Dream Theater benim hayatımın en önemli gruplarından birisi. Learning To Live dinlerken bulutların üzerinde zıplayan, Blind Faith dinlerken mutluluktan gülümsemeler saçan, Space Dye-Vest ve Hollow Years’da gözlerinden yaş akıtan, The Glass Prison’da headbang yapmaktan boynu ağrıyan birisi olarak grubun çok daha fazlasını hak ettiği ücrete bir nebze de olsa katkıda bulunmuş olabilmek beni mutlu etti. Bırakın grubu sevmeyen kişiler hatır gönül ile içeri girsinler. Günün sonunda farklı anlamlar yaşayanlar siz olacaksınız, onlar değil.

Diyeceğim odur ki, lise günlerinden beri sürekli olarak müziklerini dinlediğim ekibin (2014 konserinde şehir dışındaydım maalesef, kaçırmıştım konseri) nihayet karşımda olması ve bu denli ustalıkla işlerini yapıp böylesine mütevazilik ile sahnelerini bitirmesi benim Dream Theater’a olan bakış açımı da değiştirmiştir. Artık progresif metal yapan bir müzik grubu olarak değil, bir araya gelip sanat eseri ortaya çıkartan sanatçı topluluğu olarak görüyorum ben bu grubu.

Tekrar tekrar bu organizasyonda emeği geçen her kim varsa teşekkürlerimi sunuyorum.

Çok yaşa Petrucci,

Çok yaşa Myung,

Çok yaşa Rudess,

Çok yaşa Mangini,

Eh hadi sen de çok yaşa ve LaBrie!

Pilgrim’s Paradox İlk EP’si “Sunset Odyssey”i Yayımladı

0

Pilgrim’s Paradox 2014 yılında gitarist “Yıldırım Kıratlıoğlu” ve klavyeci “Umutcan Güney” tarafından kuruldu. Vokalde “Murat Özgen Özkan”, bas gitarda “Erkin Aydin” ve davulda “Oguz Dindar” ile 2014 yılının sonlarına doğru son şeklini alan grup “Grumpy” adı altında Ankara bar çevresinde konserlere ve programlara başladı.

Özellikle 60’lar sonu ve 70’ler başının Blues tabanlı rock gruplarının parçalarının enerjik yorumlarıyla tanındılar. 2015 yılında grup ismini “Flash and the Gang” olarak değiştirip beste çalışmalarına yöneldi. Bu sırada grup bu ismin de kendilerini pek yansıtmadığını düşünerek “Pilgrim’s Paradox” ismini aldı. Uzun provalardan sonra Kasim 2016’da Mirage Stüdyolari’nda 4 şarkıdan oluşan ilk EP’lerinin kayıtlarına başladılar.

Ayhan Aydın, Uğur Karaman ve Bulut Gör’ün değerli katkılarıyla kayıt ve miks aşamasını sonlandıran grup, 2017 yazına doğru Bruce Springsteen, Miles Davis gibi isimlerle çalışmış olan “Scott Hull” ile de mastering aşamasını tamamladı. Gruba bir şarkıda hem Heavy Sky ile hem de solo olarak çok başarılı işlere imza atmış, muhteşem ses Batu Akdeniz eşlik etti.

Albümün kapak tasarımını Ahmet Doğukan Başöner’in yaptığı “Sunset Odyssey” adlı EP 14 Ağustos 2017’de tüm dijital platformlarda yayınlandı. Tarz olarak eklektik bir yapısı bulunan EP’de Blues, Hard Rock, Folk ve Jazz etkileri çerçevesinde bir Rock müzik sunan grubun müziği Johnny Winter, Rolling Stones, Black Sabbath, Wishbone Ash, Allman Brothers Band, The Marshall Tucker Band, Deep Purple, Led Zeppelin ve Humble Pie gibi grupların müziklerinin izlerini taşımaktadır.

EP’ye iTunes üzerinden ulaşmak için buraya tıklayınız.

Türk Metaline Sahip Çık: Popçulardan Türk Metal Grubuna Mesnetsiz Saldırı!

0

Ülkemizin başarılı metal gruplarından Saspent’in ilk stüdyo albümü “Constant Times” 9 Ekim tarihinde 3 Adım Müzik ve Netd Müzik aracılığıyla Apple Music ve Spotify başta olmak üzere 200’e yakın dijital platformda yayımlandı.

Albümün ilk single parçası “I’ll Bring Your Toy Back”, video klibiyle birlikte 10 Mart 2017 tarihinde yayımlanmıştı. Bu video klip, albümün yayımlanmasının ardından Netd isimli Youtube kanalı üzerinden yeniden paylaşıldı.

Netd bildiğiniz üzere daha çok pop ve türevi yeni şarkıların yayımlandığı bir Youtube kanalı. Saspent’in brutal vokal içeren sert parçası, bu kanalda yer alan pop müzik dinleyenleri tarafından ağır bir eleştiri ve negatif yorum yağmuruna tutuldu.

Çok acımasız ve Türkiye’nin müzikal anlamdaki seviyesini gözler önüne seren bu yorumların ardı arkası kesilmiyor. Rock ve metal dinleyicileri olarak bu klibe ve şarkıya sahip çıkmamız gerekiyor.

Belki de Youtube tarihinde ilk defa, popçular ve metalcilerin karşı karşıya geldiği bir durum var ortada. Destek çıkmalıyız.

Pink Floyd Saygı Grubu “7 Pink Floydlar ve 2 Prenses” 7 Ekim’de KadıköySahne’de!

0

Pink Floyd’u canlı olarak dinlemek artık mümkün olmasa da, 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses efsanevi grubun eserlerini orijinallerine en yakın şekilde çalmaya gayret göstererek izleyicilerine benzer bir deneyim sunuyor.

“Animals”tan “Wish You Were Here”a, “The Wall”dan “Dark Side Of The Moon”a, birçok albümün en iyi parçalarını canlı sahneye taşıyan 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses, Pink Floyd’a duyduğu saygıyı izleyicileriyle paylaşıyor.

Kapı Açılış: 21:00 – Sahne: 22:30

Biletler Biletix ya da KadıköySahne girişinden alınabilir. Afişe göz atmak için aşağıya bakınız.

Yalnızlar’ın İlk Single’ı “Uçsuz Bucaksız Yollar” Yayımlandı

0
Basın Bülteni

Alternatif Rock tarzda müzik yapan Yalnızlar ilk teklisi olan “Uçsuz Bucaksız Yollarda“yı dijital platformlar üzerinden yayımladı. Şarkının söz ve müziği Ege Günel ve Doruk U.Kara’ya ait.

Taksim ve Kadıköy çevresinde konserler veren Yalnızlar Ekim ayı itibariyle konserlerine devam edecek.

Dinleyiciler Spotify, iTunes, Deezer gibi tanınmış platformlardan şarkıya ulaşabilirler. YALNIZLAR‘ın yeni çalışmaları ve konser haberleri için Instagram, Twitter, Facebook ve YouTube hesaplarına @yalnizlarband olarak ulaşabilirler.

Avenged Sevenfold, Pink Floyd’un “Wish You Were Here”ını Coverladı

0

Amerikalı metal grubu Avenged Sevenfold, geçtiğimiz yıl The Stage albümü ile sevenlerini mutlu etmişti ancak satış rakamları sebebiyle kendileri mutlu olamamışlardı. Halen bu acıyı hissediyor olduklarını her verdikleri röportajda bu konuyu dile getiriyor olmalarından biliyorum.

Her neyse, bugün yayımlanan yeni bir cover çalışması var. Avenged Sevenfold, Pink Floyd’un efsane eseri Wish You Were Here’ı cover’ladı.

Stüdyo ve turne görüntüleriyle video haline getirilen cover çalışmasını aşağıdan izleyebilirsiniz.

Son Haberler