Opeth Geliyor! Ankara ve İstanbul`da Konser Verecekler

0

Vera Productions, Opeth`in 2015 yılında Ankara ve İstanbul’da vereceği konserlerin resmi duyurusunu yaptı. Bu duyuruya göre 22 Mart 2015 tarihinde İstanbul Küçükçiftlik Park’ta sahne alacak olan Opeth, 23 Mart 2015 tarihinde ise Ankara Jolly Joker’da sevenleri ile buluşacak. Etkinliğin bilet fiyatları açıklandı. Aşağıdan göz atabilirsiniz.

22 Mart 2015 – İstanbul Küçükçiftlik Park 

  • 70 TL – Normal giriş 
  • 120 TL – Sahne önü
  • 140 TL – Sahne Önü Erken Giriş 

23 Mart 2015 – Ankara Jolly Joker 

  • 70 TL – Normal giriş 
  • 100 TL – Balkon
  • 120 TL – Balkon Erken Giriş 

Biletler Biletix üzerinden satışa sunulacak. İstanbul konseri için Goblin Store ve Hammer Müzik bilet satışlarının yapılacağı mekanlar. Ankara için ise Biletix haricinde Always Rock Bar‘dan bilet temin edebilirsiniz.

Marty Friedman`ın Yeni Video Klibi “Undertow” Yayınlandı

0

Megadeth`in eski gitaristi Marty Friedman, bu yılın başında yayınladığı solo albümü Inferno`da yer alan “Undertow” isimli parçasına Japon kültürünü ve Japonların günlük yaşamını anlatan bir klip çekti. 

Megadeth kariyerinin ardından Japonya’ya yerleşen ve Japon kültürünü benimseyen başarılı gitarist, Wondering Sound’a verdiği röportajda Japon müziği ile ilgili bir yorumda bulundu. Geçmiş dönemde Japon pop müziğine ilgi duyduğunu söyleyen Friedman, yapılan müziklerin aynı olduğunu ve farklı tarzlardan keyif aldığını belirtti. Zaman içerisinde Japon pop müziğine ilgisi arttıkça aldığı keyfin de arttığını söyledi.

26 Mayıs 2014 tarihinde yayınlanan Inferno albümü, Amerika’da satışa çıktığı ilk haftada 2100 kopya satmayı başardı. Buna ek olarak The Billboard 200 listesinde 186. sıraya gelerek, gitar tabanlı bir solo albümüne göre “iyi” diyebileceğimiz bir yer edinmeyi başardı.

 

Redd Birbirine Girdi: Ayrılığın Perde Arkası Sosyal Medyaya Yansıdı

0

Geçtiğimiz Eylül ayında Redd`in dağıldığı ile ilgili medyada haberler yer almıştı. Fakat bu haberlere rağmen Doğan ve Güneş Duru kardeşler, grubun faaliyetlerine devam ederek, hem albüm çalışmalarına hem de canlı performanslara devam etmişlerdi.

Grup içinde yaşanan olaylar ile ilgili dışarıya yansıyan herhangi bir haber ya da gelişme olmamıştı. Redd’in grupsal faaliyetlerine devam ediyor olması, İlke ve Berke Hatipoğlu’nun gruptan ayrıldığı ve Redd’in kalan üyelerinin yeni üyeler ile yoluna devam edeceği yönünde yorumlanmıştı. Nitekim böyle de olmuştu. 

Bugün Berke ve İlke Hatipoğlu ortak bir bildiri yayınlayarak şunları söylediler: 

Bu açıklamadan saatler sonra Doğan Duru kişisel Facebook hesabı üzerinden açıklamalar yaptı ve üstte yazılanlara cevap verdi. 

Her iki tarafın açıklamaları bu şekilde. Herhangi bir yorum yapmak benim bile içimden gelmedi. O yüzden yorumu sizlere bırakıyoruz.

 

Doğu Yücel: “Dave Mustaine`le Yaptığım Röportajları Unutamıyorum”

0

Bilgi Üniversitesi`nin metal müzik topluluğu Santral Metal ilk organizasyonunda Doğu Yücel`i ağırladı. Kurucu üyeleri arasında yer aldığım Santral Metal’in Doğu Yücel söyleşisinden akıllarda kalanlar şunlar oldu:

  • Yazdığım kitapların nasıl biteceğini belirlerim. Bu, yazarı rahatlatan bir unsur.
  • Bir doğum günü partisinde kasetten Iron Maiden çalmıştık. Arkadaşlar eğlenirken ben Maiden’a kitlenmiştim.
  • Dream Theater’ı Norveçli mektup arkadaşımın gönderdiği karışık kasetten tanıdım.
  • Bir zaman makinesi olsa 1988 Monsters Of Rock’a gitmek isterdim, Kadro inanılmaz.
  • Fantastik edebiyatla heavy metal’in bahsettiği olaylar nedeniyle birbirlerine yakın olması kaçınılmaz.
  • Metal müziğin sırrı içgüdüsel olması.
  • Metal müzik hayal gücünü tetikliyor. Bir zaman sonra sadece müzik yeterli gelmiyor ve metalciler filmlere, kitaplara yöneliyor.
  • Yaşadığım olayları öykü biçiminde anlatıyorum. Yaşanmış öyküler kendini belli eder, okurken anlarsınız.
  • Yazın hayatıma lisede başladım, üniversite ile devam etti. Fanzinlerde yazdım. Çevre edinmeniz çok önemli.
  • Yazdıklarınız özgün olmalı. İnsanlar yazarın ismine bakmadan sizin yazdığınızı anlıyorsa başarmışsınız demektir.
  • Sadece metal müzik dinliyorum diyen insan kendini kısıtlar. Gündeme hakim olmak için diğer türleri de dinlemeliyiz.
  • Türkiye’de taviz vermeden sinema/televizyon işi yapmak çok zor.
  • Dergicilikte önemli olan, bir furya varsa onu takip etmek. Blue Jean’in bugün geldiği noktada furyalar etkili oldu.
  • İz bırakan, hafızada kalan öyküler yazmayı hedefliyorum.
  • Usta yazarlar Gezi dönemini anlatan öyküler yazabilirlerdi ama yazmadılar. Sessiz kaldılar, bizi yalnız bıraktılar.
  • İlk röportajımı Non Serviam’da yazarken Janick Gers ile yaptım.
  • Dave Mustaine ile yaptığım röportajları asla unutamam. Röportajlardan ilki stresli ve heyecan vericiydi.
  • Steve Harris röportajım çok da iyi olmadı. O zaman olayı rasyonalize edemediğim için röportaj pek verimli geçmedi diyebilirim.
  • Dergilerden ayrılmış olmam röportajlarımın bitmiş olduğunu göstermez. Daha soracak sorularım var.
  • Dio, Freddy Mercury ve Chuck ile bir araya gelmeyi isterdim.
  • Pentagram, Mavi Sakal, Whisky, Thrown To The Sun, Metalium, Nekropsi, Cultus dinlediğim yerli gruplar arasında.
  • Gezi dönemini anlatan şarkılar çıktı ancak marş olacak bir parça yapılmadı.
  • Ortaokulda gitar çalıyordum. Grubum da vardı. Malmsteen gibi çalamayacağım için bıraktım. Amatör olarak evde çalıyorum.

Yılbaşında Dinlenecek En İyi 10 Rock Parça

0

10. Rob Halford – Oh Holy Night

 

9. Shinedown – Happy Xmas (War is Over) 

 

8. The Smashing Pumpkins – Christmastime 

 

7. Twisted Sister – Deck the Halls  

 

6. Rudolph the Red – Nosed Reindeer 

 

5. Alice Cooper – Santa Claus is Coming to Town 

 

4. Guns N’ Roses – White Christmas  

 

3. Linkin Park – My December 

 

2. King Diamond- No Presents For Christmas  

 

1. Lemmy Kilmister – Run Rudolph Run 

 

 

Rehber: İstediğim Gitar Tonunu Nasıl Yaratırım?

0

Elektro gitaristlerin yıllar yılı peşinde koştuğu, kafa yorduğu bu soru ile ilgili, sizlerden gelen yoğun talep üzerine konuya biraz değinmek istedim. Çocukluğumuzdan bir örnek vererek başlamak istiyorum; arkadaşlar arasında bir oyun moda olurdu ve herkes o oyunun oyuncağı neyse ona sahip olmak isterdi ve olurdu da, ama bir süre sonra herkes içten içe karşısındakinin oyuncağına sahip olmak istemeye başlardı, sizdeki hepsininkinden güzel olsa bile, keşke ondaki ben de olsa duygusu olurdu hep.

İşte bu meselenin özü de en başta buraya dayanmaktadır. İstediğiniz tonu almak için kendinize göre olan oyuncağı kendiniz araştırmalısınız. Bunun için öncelikle işe sevdiğiniz ünlü gitaristlerin ekipmanlarını inceleyerek başlayın; pedal dizilimlerini, hangi pedalı “ne amaçla” kullandığını öğrenin… Örneğin overdrive hatta drive pedallarının çoğu gitarist tarafından boost pedalı olarak kullanıldığını bilin. Bunun için internet ortamı engin bilgilerle, videolarla dolu, bol bol dinleyin ve izleyin. Ancak videolardaki tonların 100’de 100 referans almamanız gerektiğini unutmayın.

Zakk Wylde'ın Setup'ı

Üzerine basa basa söylüyorum, forum ortamlarından uzak durun! Herhangi bir foruma girip “şunu almalı mıyım” şeklinde sorular sormayın. Unutmayın ki bir ürünü 10 kişiden 10’unun da sevmesi mümkün değildir. Elbet biri ya da o foruma üye bir mağaza çalışanı çıkıp çok kötü diyecek ve aklınızı karıştıracaktır. Ben marka adı kullanmadan oldukça objektif ve gerçekçi olmaya çalışacağım.

Yıllarca kullandığım onca ekipman, pedal, prosesörden sonra şunu anladım ki; elektro gitardan en sağlıklı sesi, iyi bir “lambalı amfi” aracılığı ile alabilirsiniz. Pedallar tonun ufak tefek renklendirmesinde kullanılmalıdır.

Şimdi ilk soru şu; hangi amfi? Lambalı amfi çok eski bir teknoloji olmasına rağmen, en doğal tınıyı verdiğinden günümüzde hala tercih edilmekte. Ancak bazı firmalar bu işe uyanmış olacak ki minik 5 Watt’lık amfilerin içine 1-2 tane lamba koyup alıcıyı cezbetmeye çalışmaktadırlar. Burda püf noktası şu; lambalı amfi alıcaksanız full lambalı olmasına dikkat edeceksiniz ve unutmayın ki lambalı amfiden en sağlıklı tonu almak için sesi olabildiğince açmak gerekmekte. Bunu ev ortamında hatta ufak bir sahnede bile yapamayacağımız için, ayrıca bir watt düşürücü almayı ya da üstünde watt düşürücü olan bir amfi almayı tercih edin.

Paragrafın başında dediğim gibi lambalı amfiler eski teknoloji dolayısıyla da biraz “hassaslar“, alacağınız amfinin kutusunun açılmamış olmasına ve çok tozlu olmamış olmasına mutlaka özen gösterin, yoksa kısa süre sonra arızalar kaçınılmazdır.

Tabi ki her lambalı amfiden aynı ses çıkmıyor, burada seçim yaparken sizin müzik zevkiniz devreye giriyor. Sert bir müzik yapıyorsanız “hi-gain modern” bir amfi tercih etmeniz gerekiyor. Blues vb. gibi müziklerden hoşlanıyorsanız “low gain vintage” bir amfi tercih etmelisiniz. Cebinizde binlerce dolar olsa bile seçim yapmak çok zor çünkü çok çeşit var, bu da karar vermeyi zorlaştırıyor. Bu noktada tavsiyem biriktirebildiğiniz kadar para biriktirip, yanınızda bilen “tarafsız” birinden yardım isteyip “alabildiğinizen yüksek meblağlı cihazı almanızdır. Kulağa hoş gelmiyor biliyorum ama maalesef gerçek böyle. Beni yakından takip edenler az çok hangi ekipmanları kullandığımı bilirler, kablosundan pedalına ucuz mal bulundurmamaya çalışıyorum. Bunu sakın lüks merakı ya da mükemmeliyetçilik olarak algılamayın, kalitesiz prizden kalitesiz kablodan tutunda, tüm ekipman içinde bir dandik pedalın neleri değiştirdiğine karşılaştırmalı test kayıtları yaparak şoklar içinde şahit oldum. Kaliteli bir ürünle kaliteli sonuç alırsınız, bunu unutmayın.

Bu arada Combo ve Kafa-kabin şeklinde iki türlü amfi olayı, eğer stüdyo ya da evde sabit duracaksa kafa-kabin alın derim; amfi sürekli taşınacaksa combo amfi tercih edilebilir. Kafa-kabinin artısı, çeşitli tonlar almak için kabininizi değiştirebilirsiniz, bir de benimde katıldığım bir headroom hadisesi var tabi, yani aynı marka ve model amfinin kafa-kabin ve combosu birbirinden farklı tınlayabiliyor. 

Amfiyi alırken kesinlikle üzerinde “send/return” dediğimiz efekt pedallarımızı bağlamak için kullandığımız giriş-çıkışların olmasına dikkat edin, bunlar olmazsa delay, reverb, flanger, chorus gibi efektleri direk amfinin input’undan bağlamak zorunda kalırsınız, bu da tonunuzu mahveder. Bu tarz efektler send/return girişinden takılmak zorundadır. “Ben sadece amfiye gitarımı takıp çalacağım, efekt lazım değil” diyorsanız sorun yok, ki diyeceğinizi sanmıyorum. 

Sıra geldi pedallara. Renk renk, desen desen, ayakla açıp kapaması bize haz veren pedallara… 🙂 Burada hemen şunu söylemek istiyorum, “amfi yokken, sadece pedallardan çıkacak tondan sakın medet ummayın“. Tabi lambalı bir amfiden daha pahalı modelleyicileri saymıyorum. 🙂 Çalmak istediğiniz türe uygun olan amfiyi edindikten sonra, sıra pedallara geldi… Öncelikle bir mağazaya gittiğinizde elinizde naçizane paranız varsa, açık büfe psikozu oluşur ve birden 50 tane pedal birikebilir elinizde, buna dikkat edin. Bunun için hangi pedal ne amaçla kullanılır başta da dediğim gibi iyice araştırın. Amfiniz 2 veya 3 kanaldan oluşur, clean-crunch-drive. Amfinizin drive tonu size yetiyorsa ekstradan bir drive pedalına ihtiyacınız yok, ama bu drive tonunu biraz daha şekillendirmek adına boost olayına girilebilir. Bunun için yine marka önermiyorum, boost için sevdiğiniz gitaristlerin kullandıkları pedalları inceleyin, ama incelerken geçmişlerine de bakın, zira onlarda bu işten para kazandıkları için sürekli değişim halindeler. Vazgeçmedikleri pedalları gözlemleyin. Bunun dışında delay, reverb gibi efektler kullanmak isteyebilirsiniz. İşte burada send/return girişleri önem kazanıyor, amfinin karakterini bozmadan üstüne reverb veya delay eklemek için bu girişleri kullanacağız. Bu arada üzerinde efekt olan (reverb hariç) lambalı amfileri tercih etmeyin, lambalı amfi lambalı amfi olarak işini yapmalı. Bütün işleri yapan bir cihaz hiçbir görevi tam yerine getiremez. 

Bu cihazları edindikten sonra ayarlamak kalıyor. Bunun için öncelikle söylemem gerekiyor ki mutlaka kaliteli kablolar kullanın. Ara jacklarınız gitar, kablolarınız, her şey çok iyi olsun. Olsun ki sinyaliniz kaybolmasın ve deforme olmasın. Bunun dışında adaptör kalitesi de çok önemli. Bir pedal aldığınızda çoğunda yanında adaptörle gelmez, maalesef Türkiye’de durum böyle. Bu yüzden pedala uygun adaptör kullanmak gerekiyor. Düşük amperli adaptörler ya da regülesiz adaptörler dip gürültüsü yaparlar, tabi topraklamaya da dikkat etmek lazım çoğu evde yok…

Bundan sonrasında deneye deneye, kurcalaya kurcalaya istediğiniz tona yaklaşacaksınız. Kullandığınız gitarın manyetikleri ve ağaç karakteri de tonunuzu etkiler, bunu da unutmayalım. Alder gövde daha tiz, basswood daha bass bir sound verecektir, bunu da benim en çok önem verdiğim parametre olan eq ile dengeleyebilirsiniz. Lambalı amfide iyi ton almak için lambaları şöyle bir yarım saat ısıtmak gerekir derler, doğrudur ama esas önemli olan volume’e yüklenmektir. Yoksa lambaları mangalda da ısıtsanız düşük volume de ton alamazsınız. Kullanım bittikten sonra lambaların soğumasını beklemek gerekir ve amfi aşırı sarsıntıya maruz kalmamalıdır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: bu iş marketten toptan alışveriş yapmaya benzer, bir kere paranıza kıyın ve kalitelisini alın. Eğer her gün bakkaldan almaya kalkarsanız az para verir ama uzun vadede zarar edersiniz. İstediğiniz tonu alana kadar bırakmak yok, gitarla kalın, sevgiler…

Pentagram`ın 2014 Turnesi Finalinde Neler Yaşandı?

0

19 Ekim ve 23 Kasım konserlerini diğer konserlerden ayıran yaş sınırı olmamasıydı. Bu konser ise Pentagram`ın Eylül`den Aralık`a kadarki Garajistanbul konserlerinin finali olmasıyla diğerlerinden ayrılıyor. Facebook`taki etkinlik sayfasında bu konserin de özel olacağı ve sürprizler olacağı yazılmıştı. Sonradan “Live MMXIV” albümüyle beraber sürprizin ne olduğunu öğrenmiş olduk. Bu konser hem bu dörtlü konser programının finaliydi hem de yeni albümün lansmanı, kutlaması tadında geçti.

Saat 21:30 civarlarında Garajistanbul kapısının önündeydim kısa bir bekleyişin ardından kapılar açıldı ve içeri girip konseri beklemeye başladık. Pentagram saat 23:00 civarı sahneye çıktı. Intro müziğinin ardından “1000 in the Eastland” ile giriş yapan grubun her zaman olduğu gibi enerjisi yüksekti. İlk şarkıdan zaten Hakan Utangaç ile sürekli göz teması kurmaya başladık. İkinci şarkı son albümden “Sand” adlı parçaydı. Bu parçanın BGM Konseri`ndeki kaydı DVD`de mevcut ve gerçekten çok kaliteli. İzlemenizi tavsiye ederim.

Parça çalındıktan sonra Gökalp Ergen, bizlere teşekkür etti ve “Hoş geldiniz” dedi. Üçüncü parça grubun vazgeçilmez şarkılarından “Unspoken” oldu. Parça akışı yine önceki konserler gibiydi. Genelde eski-yeni-eski-yeni şeklinde gidiyordu. Eski dediğim Gökalp Ergen öncesi dönem, yeni dediğim de “MMXII” albümündeki parçalardan oluşuyor. Dördüncü parça “Uzakta” oldu. Son albümden olan parçanın konser kaydı yeni DVD’de bulunuyor (19 Ekim Garajistanbul Konseri). Beşinci parça ise “Beyond Insanity” oldu.

Ardından grubun en iyi parçalarından biri olan “Ölümlü” çalındı. Şarkıyı çok sevdiğimi her fırsatta belirtirim, hatta eşlik etmekten en çok keyif aldığım Pentagram şarkısıdır. Yedinci sırayı ise son albümden “Disturbing to Peace” aldı. Yanılmıyorsam bu şarkıdan önce veya sonra bir seyirci “Dark Is the Sunlight” istedi. Bu iki parçanın nakarattan önceki vokal melodilerini nedense hafiften benzetirim. Benim için ilginç bir tesadüf oldu o yüzden. Konserde Pentagram ile birlikte seyirci de tempolu olduğu için kan ter içinde kalıyorduk. Geçen konser olduğu gibi grup üyeleri su içerken bizleri de düşünüp şişeleri seyircilere gönderdiler sağ olsunlar.

Gökalp Ergen, sıradaki parçayı hepimizin söylemesini istedi ve “Şeytan Bunun Neresinde” parçasını hep birlikte söyledik. Şarkının son kısmında seyircinin performansı yine mükemmeldi. Seyircilerden istekler bitmiyordu. “Black Magic” diye haykıran seyirciye karşılık Hakan Utangaç, ileri dakikalarda çalınacağını işaret etti. Ama ondan önce setlistte çalınacak dört parça daha vardı.

“Doğmadan Önce” ile devam ederken küçük teknik bir problem yaşandı ve Hakan Utangaç’ın gitarı arıza yaptı. Hakan Utangaç, birkaç parça için yedek gitarını kullandı ondan sonra yeniden önceki gitarla devam etti. “Vita Es Morte” ile tempo arttı ve ardından “Anatolia” ile biraz sakinleştik diyebiliriz. Özellikle bu parçada seyirciyle iletişim çok iyiydi. Hakan Utangaç, parçanın her dizesinde farklı bir seyirciyle göz teması kurarak eşlik ediyordu. Benim payıma da “Nerden bilinmez bu kin gözlerinde” dizesi düştü.

Gökalp Ergen, “Görüşmek üzere arkadaşlar” diyip sahneden ayrıldı. Enstürmantal parça “Kam” çalındı. Burada da ne yazık ki ufak bir şanssızlık oldu ve Tarkan Gözübüyük’ün bas gitarda bir problem oldu ama bunlar ufak şeylerdi, konserin havasını bozamadı. Her şey çok iyi gidiyordu. Ardından az önce bahsettiğim arkadaşımızın isteği gerçekleşti ve “Black Magic” çalındı. Vokalde Hakan Utangaç vardı ayrıca bu parça setlistin ikinci kısmının ilk parçasıydı. Yine Hakan Utangaç vokalde devam etti ve Aşık Veysel’in eseri “Bu Alemi Gören Sensin” çalındı. Bu parçadan sonra Gökalp Ergen sahneye geri geldi ve seyirciler de o anda Çarşı’nın Gezi Parkı Direnişi dönemindeki “Biber gazı oley!” marşını söylemeye başladı. Grup da eşlik etti önce gitarlar ve bas, sonra davul ve vokal devreye girdi. Ardından da “Her yer Taksim, her yer direniş!” sloganı ve grubun aynı şekilde eşlik etmesiyle beraber Gezi Parkı’na ve Çarşı’ya selamlarımızı iletmiş olduk. Ardından son albümden “Now and Nevermore” çalındı ve devamında çok eskiye gidildi. “Powerstage/Rotten Dogs” parçasında büyük coşku hakimdi ve sahne ışıklarının hareketliliğinden dolayı kısık gözle takip etmek zorunda kaldım.

Bu arada ben görmedim ama yanımdakilerden duydum. Sanırım Şebnem Ferah da konsere gelmiş. Benim görebildiğim başka bir tanıdık isimler de vardı. Janset, Nikki Wild ve yanılmıyorsam Erdem Çapar da konserdeydi.

Ardından son zamanlarda Pentagram konserlerinde duymaya alıştığımız “Brain On The Wall” çalındı ve ilk iki albümden çalınan parçaların sonuncusu bu oldu. Ardından “G.S.T.K.P” ve “Wasteland” seslendirildi. Konserin sonlarına doğru yaklaşırken Gökalp Ergen’in “Keyfiniz yerinde mi arkadaşlar?” sorusuna coşkulu bir “Evet!” yanıtı verirken, Tarkan Gözübüyük’ün “Yoruldunuz mu?”  sorusuna aynı coşkuyla “Hayır!” dedik.

Ayrıca bu dakikalarda yanımdaki tanıdığım da Hakan Utangaç’tan kaptığı penayı bana hediye etti. Hem kendisine, hem Hakan Utangaç’a bir kez daha teşekkürler!

“It’s Dawn Again” ve “Gündüz Gece” çalındıktan sonra anladık ki konserin bitimine az kaldı. Yavaştan yorgunluk belirtileri de başlamıştı ama bozuntuya vermedik. “Geçmişin Yükü” çalındıktan sonra seyirciden “Bir, Bir” sesleri yükseldi. Bu durum zaten Pentagram konserlerinde artık klasikleşmiş bir durum. Hakan Utangaç güldü ve daha zaman var dedi. Hakan Utangaç’ın önünde konser izlemek büyük keyif. Diğer üyelerin de seyirciyle iletişimi kuvvetli ama bu konserde Hakan Utangaç ile fazlasıyla iletişim kurduk. Sürekli seyircileri işaret edip selamlıyor ve gülümsüyordu yine. Mükemmel bir sahne duruşuna sahip kendisi. Metin Türkcan ve Tarkan Gözübüyük de sürekli yer değiştirip bazen bizim izlediğimiz tarafa geliyorlardı. O tempoda nasıl yorulmuyorlar cidden merak ediyorum. Bu konser sanırım albümün de mutluluğuyla daha bir coşkululardı.

“Lions in a Cage” ve “Apokalips” ile devam ettikten sonra seyirciye teşekkür ettiler ve “Tigris/Bir” ile konseri tamamladılar. Banttan çalınan “Kam” parçasıyla selamladılar ve sahneyi terk ettiler. Ayrıca Tarkan Gözübüyük, Cenk Ünnü ve Hakan Utangaç eğildiler ve onlarla da tokalaşıp teşekkür ettik.

Konser bittikten sonra biraz bekledik ve alana gelip sohbet ve imza faslını gerçekleştirdiler. Yeni CD+DVD versiyonlu “Live MMXIV” albümümü de imzalattıktan sonra Garajistanbul’dan ayrıldım. Final konseri de tamamlandığına göre bize düşen şey Pentagram’a teşekkür etmek. Benim açımdan önemliydi bu dört konser. 6 yıldır severek dinlediğim grubun ve şuanda da en sevdiğim grubun üyeleri ile ilk kez bu seri konserlerin ilkinde tanıştım. Daha önce festivallerde dinlemiştim ama oralarda tanışma şansım olmamıştı. Ayrıca bir önceki vokalist Murat İlkan’la da solo projesi dahilinde verdiği konserlerden birinde tanışmıştım. Bu da ekstra mutluluk kaynağıdır benim için. Konser öncesinde albüm ve konser hakkında bilgi konusunda yardımcı olan Emrah Aydemir ve Didem Doran’a da teşekkür ediyorum. Gelecek konserlerde görüşmek üzere. Destek olan herkese teşekkürler.

m/

AC/DC`nin Efsane Vokalisti Bon Scott`ın Belgeseli Geliyor

0

19 Şubat 1980 tarihinde İngiltere`de bulunduğu sıralarda arkadaşının arabasında uyurken, kendi kusmuğu ile boğularak hayata veda eden Bon Scott, 2015 yılında yayınlanacak bir belgesele konu olacak. AC/DC`nin patlama yaptığı dönemlerde vokalist olarak grupta yer alan Scott, bir çok kişiye göre hard rock tarihinin en önemli vokalistlerinden biriydi. 

Looking For Bon” adıyla yayınlanacak olan belgesel, Bon Scott’ın 1970-1974 yılları arasında yaşadığı olayları konu edinecek. Belgesel kurgusunun iyi bir biçimde oluşturulabilmesi için Scott’ın AC/DC’den önce yer aldığı grupta arkadaşı olan Vince Lovegrove yapım ekibinde yer alacak. Buna ek olarak senaryonun oluşturulmasında Angela Anagnostopoulos‘un yer alacağı bildirildi. 

Belgeselin yapımcısı Shemori BoShae, ele alacakları yılların Bon Scott’ın en yaratıcı yılları olduğunu belirterek, özellikle o yılları ele almak istediklerini dile getirdi. Belgeselin net çıkış tarihi henüz açıklanmadı. Çok büyük bir ihtimal 2015’in ikinci yarısında gösterimi yapılacaktır. 

Bana göre AC/DC’nin en iyi parçası ve Bon Scott vokalinin zirve yaptığı parça olan “Night Prowler”ı buraya koymazsam çok üzülürüm. Buyrunuz.

 

McDonald`s Metal Grubu Kurarsa: “Mac Sabbath”

0

Dün Zakk Sabbath ile ilgili haber paylaşmıştık. Bugün ise karşınıza sunduğumuz yeni grup Mac Sabbath. McDonald`s tarafından eğlence amaçlı bir parodi metal grubu kurulmuş. Kurulan grup Black Sabbath`tan Iron Man`i çalıyor. Şarkının sözleri McDonald`s ürünleri ile alakalı olacak şekilde (örnek bir söz: şişmanlayıp ölene denk herkesin buna ihtiyacı var) yeniden düzenlenmiş. Aşağıdan seyredebilirsiniz.

Dave Mustaine, Megadeth`te Yaşanan Ayrılıklardan Sonra İlk Defa Konuştu

0

Shawn Drover ve Chris Broderick‘in kendi kişisel projelerine odaklanma kararı almasıyla birlikte, Megadeth ile çalışmayacaklarını açıklamalarının ardından grubun beyni Dave Mustaine konu ile ilgili herhangi bir açıklama yapmamıştı. Bu süreçte David Ellefson‘un grupta işlerin gayet iyi gittiğine dair herkesi rahatlatan açıklamaları gelmişti. Akabinde Justis Mustaine tarafından yayınlanan videolar, yeni davulcunun gruba dahil olduğu yönünde yorumlanmıştı. 

Konuyla ilgili yorumu en çok merak edilen kişi Dave Mustaine nihayet ufak da olsa bir açıklama yaptı. Kişisel Twitter hesabı üzerinden açıklama yapan Mustaine, fanların yeni gelişmelerden çok memnun olacaklarını dile getirdi. 

Şu an neler olduğunu Megadeth fanlarının bilmesini isterdim… Çok mutlu olurdunuz.  

Dave bu açıklama ile grubun geleceği ile ilgili iyi gelişmeler olduğunu dile getiriyor. Tabii bu iyi gelişmeler yüksek bir ihtimal yeni üyelerle ilgili. Gruba dahil olacak yeni kişilerin şu an netleşmek üzere olduğunu söyleyebiliriz. Yakında resmi açıklama gelecektir.

Son Haberler