Arch Enemy – War Eternal

0

Arch Enemy bu yıl çok çalkantılı bir yıl geçirdi desek kesinlikle onların durumunu özetleyen bir söylemde bulunmuş oluruz. Grubun her ne kadar beyni olmasa da, edindikleri kitleyi gruba çeken en önemli isim olan vokalist Angela Gossow grubun vokalistliğini bıraktığını açıkladı. Bu durum bir çok fan tarafından tepki ve üzüntüyle karşılandı. Yerine ise The Agonist vokalisti Alissa White-Gluz getirildi. Arch Enemy’nin yeni albümünün kayıtları yapılırken, Angela’nın gruptan ayrıldığı haberi fanlara duyuruldu. Fakat Angela grubu tam olarak bırakmadı ve menajer olarak grubun bir takım işlerinde aktif olarak yer almaya devam edeceğini bildirdi. Bu menajerlik işi tam olarak masa başı bir görevden öteye de gitti ve Alissa’nın gruba dahil olması ile birlikte kendisine yardımcı bir role büründü.

Yukarıda anlattığım olaylar hiç kuşkusuz War Eternal albümünü fazlasıyla gölgede bıraktı. Albümün kalitesinden çok Alissa White-Gluz’un performansı merak konusu oldu. Buna ek olarak Angela’sız bir Arch Enemy’nin nasıl olacağına dair düşünceler ağırlık kazanmaya başladı. Grup ise içsel olarak bu durumdan çok da fazla etkilenmediğini dile getirdi. Michael Amott ile gerçekleştirdiğimiz röportajda da kendisi durumu normal karşıladıklarını hatta bunun olacağını zaten tahmin ettiklerini söyledi –buraya tıklayarak röportajı okuyabilirsiniz-. Bu duruma göre bir hazırlık süreci geçirilmiş. Amott ve arkadaşları biraz daha fazla efor sarfetmişler ve War Eternal albümü piyasaya sürüldü.

Arch Enemy - War Eternal

Albümle ilgili söylenecek en net ifade bana göre albümün kesinlikle hala safkan bir Arch Enemy albümü olması. Yani Angela Gossow’un ayrılması müzikal anlamda gruba neredeyse hiçbir şey kaybettirmemiş. Aslına bakarsanız eğer büyük bir Angela Gossow fanboyu değilseniz, yeni vokal tarzını sevip gruba daha da bağlanma ihtimaliniz bile var. Bir kaç arkadaşımla bu fikir üzerinde konuştuğumuzu ve uzlaştığımızı söyleyebilirim. Metal kulağına güvendiğim bir kaç arkadaşımdan “Alissa daha iyi olmuş” yorumlarını aldım. Buna kesinlikle katılıyorum.

Peki neden Alissa’nın daha iyi olduğunu düşünüyoruz… Michael Amott, Arch Enemy’yi kurarken grubun müziği ile ilgili olarak şunları söylüyor: “1995’te gruba başladığımda, tüm zamanların en sert melodik metal gurubunu kurmak, death metal’in extreme unusurlarını, geleneksel heavy metal’in ağırlığı ve hızının yanı sıra hard rock’ın etkilediği armoni, melodi ve soloları biraraya getirmek gibi bir fikrim vardı”. Yani diyor ki, sert bir vokal istiyordum. Ben Angela’nın bu sertliği tam olarak verebildiğine inanmıyorum. Aslında bu konuyu daha önce hiç düşünmemiştim. Alissa’nın vokali daha sert ve güçlü olduğu için bunun farkına vardım. Alissa tam olarak Amott’un istediği sese sahip. Bu farklılığı şöyle bir örnekleme ile süsleyelim: Death’in son albümünde scream’e kayan bir vokal tercih eden Chuck Schuldiner, önceki albümlerde gümbür gümbür brutal’ın ön planda olduğu bir vokal tipi tercih etmişti. İşte şu an Arch Enemy’de olan şey de tam olarak buna benziyor. Angela brutal ama daha tiz bir ses, Alissa ise brutal, sert ve daha tok bir sese sahip. Bence tam oturmuş.

Arch Enemy - War Eternal

Albümdeki parçalara baktığımız zaman her birinin gayet başarılı parçalar olduğunu görüyoruz. Özellikle single parça şeklinde yayınlanan War Eternal ve No More Regrets muhteşem parçalar. Diğer parçalar da bu kaliteye eşlik eder nitelikte. Daha önce de söylediğim gibi klasik bir Arch Enemy sound’u var karşımızda. Melodiler çok hoş ve akılda kalıcı. Hatta bazı yerlerde doğu ezgilerine kayan melodiler ve sololar duymak beni fazlasıyla keyiflendirdi. Michael Amott güzel bir iş çıkartmış. Albümün açılış parçasının zaten direkt olarak vurucu bir kimlikte olduğunu söylemek mümkün. Yine doğu ezgileri var. You Will Know My Name’in girişi ufaktan senfonik bir girişe sahip. Bayıldım. Çift gitar atışmalı sololar albüme harika bir hava katmış. Albümün gizli hitini ise kafamda direkt olarak Time Is Black olarak yazdım. Sanıyorum ki dinledikçe değeri anlaşılacak bir parça olarak ön plana çıkacaktır. No More Regrets’in ana solosu ve solo sonrasındaki vokal sırasında davulun yaptığı sıra dışı hareketler (tam olarak terimsel olarak nasıl ifade edilir bilemiyorum, parçanın 2:33’ünü ve 2:50’sini dinleyin) beni benden aldı. Harika olmuş.

Tek tek parça analizi yapmak istemedim bu incelemede. Daha çok bir debut albüm gözüyle bakıldığı için grubun son durumu odaklı bir anlatım yapmayı tercih ettim. Kesinlikle geçer not alan bir albüm olmuş. Hatta bana kalırsa en iyi Arch Enemy yapıtlarından bir kaçı bu albümde yer alıyor. Alissa’nın başlangıcı da harika oldu. Umarım bir an önce Angela sevdalıları da ona alışmaya başlarlar.

Türk Gitar Puanı: 

Alper Kayman Röportajı

0

– Türk Gitar: Röportaj isteğimizi geri çevirmediğiniz için çok teşekkür ederiz. Nasılsınız?

– Alper Kayman: İyiyim teşekkür ederim.

– Türk Gitar: Öncelikle sizi tanıyarak başlayalım, kimdir Alper Kayman?

– Alper Kayman: Alper Kayman müzik sevdalısı, gitar delisi, pozitif bir adam. 🙂

– Türk Gitar: Müzik ile tanışmanız ve gitara başlangıcınız nasıl gerçekleşti?

– Alper Kayman: Çocukken babamın bağlama öğrencilerini izlerken bağlama çalmayı öğrendim gizli gizli. Tabi babam da yardım etti. Lise yıllarında da bir arkadaşım vasıtasıyla gitarla tanıştım. Peşinden de elektro gitara başladım. Bugüne kadar da çaldım durmadan…

Alper Kayman - Necati ve Saykolar

– Türk Gitar: Özellikle gitarı temel alacak olursak, kimleri kendinize idol olarak gördünüz ve kimleri model aldınız?

– Alper Kayman: Ben gitar çalmayı türk gitaristlerden etkilenerek istedim. Yabancıları da takip ettim ve ediyorum lakin türk gitaristlerin yeri bende daha başka… İsim verecek olursam: Yavuz Çetin, Atakan Yörük, Taner Keleş, Cengiz Köroğlu, Barış Bölükbaşı, Serdar Öztop, Korkut Peker, Göktuğ Şenkal, Demir Demirkan, Eminim ki birka. ismi unutmuşumdur ama Türk gitaristlerin etkisinde büyüdüm çalıştım diye genelleme yapayım. Bu isimler başta hatırladıklarım.  Yabancı olarak Joe Satriani, Eric Johnson, Richie Kotzen, Jimi Hendrix, John Mayer gibi isimleri verebilirim.

– Türk Gitar: Gençlerin metod kitapları ve tab okuma metodu ile gitar öğrenmesi konusundaki yorumunuz nedir? Özellikle tab metodunun çok sağlıklı olmadığını düşünen çok fazla müzisyen var, siz neler düşünüyorsunuz?

– Alper Kayman: Müzik öğretmeni biri olarak tabi ki nota okunarak çalınmalı derim; ancak bir an önce çalıp istek arttırmak için tab yöntemini başlangıç olarak faydalı buluyorum. Belli bir seviyeden sonra müziğin dilini de tam anlamıyla anlamak için nota tamamen gerekli.

– Türk Gitar: Kayıtta ve sahnede kulladığınız ekipmanlar hangileri? Ekipmanlarınızı hangi kriterlere göre seçiyorsunuz?

– Alper Kayman: Tarzıma uygun olduğu için ve yapısını rahat bulduğum için sahnede ve kayıtta Fender stratocaster tipi gitar tercih ediyorum. Nadiren Les Paul tipi gitar çalıyorum. İlerde fikrim ve zevkim değişebilir  bunu da belirteyim. 🙂 Ekipman olarak ise yolculuk kolaylığı açısından bazı turnelerde dijital set ( Boss GT -10) kullanıyorum. Bunun yanı sıra Fender Blues Deluxe Reissue gitar amfisi ve analog setimi kullanıyorum. Kayıtta her zaman analog çalıyorum. Amfi mikrofonlama yöntemiyle.

Alper Kayman - Necati ve Saykolar

– Türk Gitar: Necati ve Saykolar grubu nasıl bir araya geldi ve sizin ekibe dahil olma süreciniz nasıl gelişti?

– Alper Kayman: Ben grubun kurucularındanım. Necatiyle eğlenceli bir tesadüf sonucu bir araya geldik. Hatta eğlenceli bir sahne diyeyim. Sonrasında böyle bir karar alıp devam ettik. 2008 yılından beri de beraberiz.

– Türk Gitar: Özellikle eğlenceli canlı performansınız son dönemde Türkiye genelinde sevilmenizi sağladı, siz de bu eğlenceli ön yüzün bir parçasısınız. Cover videolarınızda bile bu yüzünüzü gösteriyorsunuz. Bu tutum kendiliğinden mi gelişti yoksa siz grubun karakteristik özelliği olarak böyle bir tutum mu sergileme kararı aldınız?

– Alper Kayman: Şöyle anlatayım; zaten hep böyle çalıyorduk, eğleniyorduk. Türkiye çapında konserler yapmadan önce de böyleydik. Sonrasında sistemli hale geldi. Bizim güldüğümüz ve insanlarında güleceğini düşündüğümüz her şeyi kullanıyoruz.

Alper Kayman - Necati ve Saykolar– Türk Gitar: Çok yakında piyasaya çıkacak olan Necati ve Saykolar albümü ile ilgili neler söylemek istersiniz? Bizi nasıl bir albüm bekliyor?

– Alper Kayman: Gayet eğlenceli-enerjik bir albümle buluşacaksınız. Biz kaydederken çok eğlendik güldük. Umarım siz dinleyiciler de beğenir ve eğlenirsiniz…

– Türk Gitar: Bildiğim kadarıyla sizin de solo albüm çalışmalarınız vardı. O çalışmalar ne durumda?

– Alper Kayman: Ahhh ahhh diyelim. 🙂 Öyle bir proje hala var hali hazırda. Lakin şu an ki önceliğim Necati ve Saykolar. Zaman diyelim bunun için.

– Türk Gitar: Peki eğlenceli cover videolarınızın devamı gelecek mi? Johannes Brahms Hungarian Dance Cover’dan sonra arkası gelir diye düşünüldü fakat sanıyorum ki albüm çalışmaları ve sahne yoğunluğundan ötürü o tarafa pek zaman ayıramadınız.

– Alper Kayman: Kesinlikle devam edecek gitar videolarım. Dediğiniz gibi yoğunluktan fırsat bulamadım yenileri için. En son Barış Bölükbaşı ustanın bir etüdünü video klip haline getirmiştim buradan ulaşabilirsiniz-. Elimde çok zıpır bir proje daha var. Vakit bulur bulmaz güleceğiz diye müjde vereyim.

– Türk Gitar: Sizin ve grubunuzun çok fazla müdavimi var ve sizi ilk kez dinleyen herkesin çok iyi bir ilk izlenim alarak ayrı bir sempati ile size bağlılık sergilediğini düşünüyorum.  Bu bağlamda ilerleyen dönemde daha fazla üne kavuşacağınız konusunda herkes hem fikir görünüyor. Peki siz kendinizi yakın ya da uzak gelecekte nerede görüyorsunuz?

– Alper Kayman: Eğlenmek isteyen herkes nerdeyse oraya gidip çalmak istiyoruz. İster Türkiye genelinde isterse yurtdışında olsun. Artık rüzgar nereye götürürse diyelim.

– Türk Gitar: Bu soruyu çok fazla merak eden var. Malum videoyu (altta) sayfamızda bir çok defa paylaştık. Metallica’nın Nothing Else Matters parçasına yaptığınız Denizli Cover’ının hikayesini sizden alabilir miyiz?

– Alper Kayman: Bu videonun temel kaynağı Necati Karadayı ve Eren Tokmak isminde gitarist bir arkadaşımız. Evde eğlencelik çekmişler zamanında. Türkiyeden ve dünyadan çok sayıda insan izleyip beğenmiş. Bizde bu potansiyeli yeniden ele aldık. Sevdiğimiz bir grubun sevdiğimiz bir parçasını kendi toprağımızın ezgileriyle birleştirdik. Biz her çalışımızda eğlenip gülüyoruz. Dinleyenler de sevip istiyorlar.

– Türk Gitar: Gitar ve müzik dışında neler yapıyorsunuz?

– Alper Kayman: Spor yapıyorum, haricen futbol oynuyorum, bolca film izliyorum özellikle fantastik filmleri hiç kaçırmıyorum yapım gereği. 🙂 Bir de fena düzeyde video oyunları tutkum var 🙂

– Türk Gitar: Son olarak, amatör gitarist adayları için hayati öneme sahip olduğunu düşündüğünüz bir ufak tavsiyede bulunabilir misiniz?

– Alper Kayman: Her tür müziği dinleyip mantığını anlamaya çalışalım… Müzik gibi bir okyanusun her damlasına ulaşmak mümkün değil ama en azından ömrümüz izin verdiğince tadına varmaya çalışalım. Ve mümkün mertebe çalgımızı çalışalım. Ekipmana kafa yorup vakit kaybeden arkadaşlar için söylüyorum. Önce çalmak, çalışmak daha mantıklı. Tuşeniz kendine has hale geldiği vakit ton bir şekilde yakalanıyor… Herkese başarılar…

– Türk Gitar: Röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

– Alper Kayman: Ben teşekkür ederim. Saygılar sunarım…

Deep Purple KKTC Konseri – 24 Mayıs 2014

0

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, geçtiğimiz Cumartesi günü çok büyük bir olaya tanıklık etti ve birkaç ilk yaşadı.

Deep Purple, Kıbrıs sorunu ve buna bağlı olarak oluşan ambargolar nedeniyle uluslararası uçuşlara kapalı olan ve sadece Türkiye üzerinden seferler yapılabilen Lefkoşa Ercan Havalimanı’na, İngiliz hava yolu şirketi British Airways’in özel uçağı ile indi. British Airways, Türkiye üzerinden gelse de Ercan’da alışılmadık bir görüntü verdi.

Deep Purple

Aylardır merak ve heyecanla beklenen konser, yaklaşık 20.000 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Kıbrıs’ın Güney kısmından, Türkiye’den, Kuzey Kıbrıs’ın dört bir yanından ve dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce insan konsere katılmak için Yakın Doğu Üniversitesi’nin 25. yılına özel olarak ücretsiz olarak düzenlediği konsere akın etti.

Saatler 21.30’u gösterdiğinde heyecanlı bekleyiş sona erdi. Deep Purple tüm karizması ve yeni albümlerinden Apres Vous parçasıyla KKTC’yi inletmeye başladı. Artık ne ambargo, ne siyaset konuşuluyordu. Farklı dilden, dinden ve renkten insanlar, rock müzik çatısı altında toplanmış, büyülenmiş bir şekilde onları izliyordu. İlerleyen yaşlarına rağmen tam 2 saat boyunca sahnede kalan efsane grup, mükemmel bir performans sergiledi.

Deep Purple KKTC

Rock müziğin felsefesini ve birleştirici gücünü birkez daha herkesin içinde canlandıran Deep Purple, KKTC’nin başkenti Lefkoşa’dan dünyaya barış mesajı verdi. Her dilden, dinden, ırktan on binlerce insan “müzik” çatısı altında toplandı.

Deep Purple KKTC Konseri

Steve Morse

Serdar Öztop Röportajı

0

– Türk Gitar: Merhabalar, röportaj isteğimizi geri çevirmediğiniz için çok teşekkür ederiz. Sizin gibi büyük bir gitaristi röportaj köşemizde ağırlamaktan dolayı çok mutluyuz.

– Serdar Öztop: Rica ederim. O zevk bana ait.

– Türk Gitar: Gitara başlangıç hikayenizi alarak başlamak istiyorum, nasıl oldu ilk adım?

– Serdar Öztop: Küçük yaşlardan beri müziğe ilgim vardı. Ortaokul son sınfta özenmeye başladığım gitara,  lise yıllarında sınıfımdaki Ankara’lı arkadaşların bana heavy metali sevdirmesiyle başladım. Hemen bir elektro gitar aldım ve tamamen deneme yanılma yöntemiyle öğrenmeye başladım.

– Türk Gitar: Gitarda ilerlerken hangi yolları izlediniz, metod kitapları ya da herhangi bir hoca yardımı aldınız mı?

– Serdar Öztop: O zamanlarda çalmaya çalıştığımız tarzı öğretebilecek herhangi bir kaynak yoktu maalesef. Ders almayı düşünebileceğim pek kimse de yoktu. En azından benim haberim yoktu. Bir tek Gür Akad vardı mesela. Ama hiç ondan ders alabilir miyim diye bir soru aklıma gelmedi doğrusu. Etrafımdaki insanlar da derme çatma, bölük pörçük bilgilere sahipti. Ben bunları kendi mantığıma oturtup üzerine eklemeye çalışarak kendimi geliştirdim.

Serdar Öztop

– Türk Gitar: Türkiye’nin en hızlı gitaristlerinden birisiniz, aynı zamanda duygu ağırlık solo parçalarınız da mevcut; hız ve tekniğin duyguyu yok ediyor olduğunu düşünen çok fazla insan var, bu konu hakkında sizin yorumunuz nedir?

– Serdar Öztop: Benim öyle en hızlı olmak gibi bir kaygım veya iddiam yok. Enstrümanımda beni yansıtan her tarza her açıdan hakim olmak gibi bir prensibim var. Tarzımı rock, heavy metal, blues ve funk skalasına Türk müziği dokunuşları eklenmiş bir harman olarak tanımlayabilirim. Bu durumda yumuşacık bendlerden, komalı çarptırma tekniklerine, speed/sweep pickingden legato çalma tekniklerine kadar her şeye hakim olmak gerekiyor. Bu bana en duygusal pasajlardan en agresif ve komplike çıkışlara kadar istediğim kompozisyonu düşünebilme ve çalabilme özgürlüğünü veriyor. Hız ve teknik duyguyu yok etmez ama duygulu çalman gereken yerde anlamsız tekniğe girersen o berbat bir şey olur. 🙂

Bir taraftan da sanatın her dalında olduğu gibi müzik  algısı çok görecelidir. Kimilerinin çok sevdiğinden kimileri nefret edebilir.

– Türk Gitar: Kurtalan Ekspres ile yepyeni bir albüm piyasaya sürdünüz, şu ana kadar tepkiler nasıl?

– Serdar Öztop: Genel olarak çok iyi diyebilirim. Gelen tepkilerden gerçek rock dinleyicisinin ihtiyacını karşılayan bir iş yaptığımız anlaşılıyor. Son yıllarda alternatif rock olarak sunulan işlerin bir çoğu aslında alternatif pop. Bu durumda Kurtalan Ekspres gibi köklü grupların klasik rock anlayışıyla ürünler vermeye devam etmesi ne istediğini bilen bir kitleyi mutlu ediyor.

– Türk Gitar: Kurtalan Ekspres’e dahil olma süreciniz nasıl gelişti?

– Serdar Öztop: 90’lı yılların başında stajyer olarak Ahmet Güvenç’in stüdyosunda çalışmaya başlamıştım. Staj döneminin sonunda Ahmet abi benden tonmaister olarak çalışmamı isteyince 3 yıl kadar daha birlikte çalıştık. Müzik hayatımdaki yeri çok önemlidir yani. Daha o zamanlardan birgün beraber çalsak ne güzel olur diyorduk. Geçen sene beni arayıp gruba davet ettiğinde de hiç düşünmeden evet dedim.

– Türk Gitar: Önümüzdeki dönemde yeni bir solo albüm düşünüyor musunuz?

– Serdar Öztop: Aslında her zaman müzikal fikirlerimi dinleyicilerle paylaşmak istiyorum. Ama albüm yapmak çok zor bir iş ve bu sürecin sonunda insan ister istemez bazı beklentilere giriyor. Yaptığı iş satılsın, konser teklifleri gelsin istiyor. Yapılan iş zaten enstrümantal ağırlıklı olduğundan hem çok zahmetli olup hem de çok sınırlı bir kitleye hitap edince; bir de bu kitle albüm almak, konsere gelmek yerine internette bedava mp3 ve performans videosu peşinde koşunca isteğin içine kaçıveriyor tabii.

Yine de bu aralar yeni bir çalışmaya niyetim var. Olacakları hep beraber göreceğiz 🙂

– Türk Gitar: Bir kaç tane takipçilerimizden gelen sorulardan sormak istiyorum: zamanımızda pek çok gitar çalan kişinin fedakarlıklarında, büyük gitaristlere gösterdikleri saygıda ve enstrumanlarına verdikleri değerde ciddi bir azalık söz konusu, büyük bir gitarist olarak bunun hakkında ne düşünüyor ve öneriyorsunuz?

– Serdar Öztop: Teveccüh gösteriyorsunuz ama bu ‘büyük gitarist’ sıfatını pek benimseyemiyorum. Yaptığım iş seviliyor ve arkadan gelenlere örnek olabiliyorsa bana ne mutlu. Demin de bahsettiğim gibi yaptığım işe değer veren insanların bana ve işime göstereceği en büyük saygı albümlerimi almaları ve konserlerime gelmeleridir. Beğenmeyenlere diyecek bir şeyim zaten olamaz.

– Türk Gitar: Hobileriniz neler? Gitaristlik dışında neler yapmaktan keyif alıyorsunuz? Yaptığınız müziğin haricinde ne tarz müzikler dinlemekten hoşlanıyorsunuz?

– Serdar Öztop: Sporu çok severim. Fitness, yüzme, basketball en sevdiklerim. Kışın haftada en az 3 kez antreman yaparım. Yazın da açık alan sporlarına yöneliyorum. Seyahat etmek, ilginç yerler görmek çok hoşuma gider. Kitapları da daha çok bilgi kaynağı olarak okumayı seviyorum. Romanlara pek meraklı değilim açıkcası. Gitaristliğin dışında müzikte her alanda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Aranjörlük, tonmaisterlik. Yapımcılık faaliyetlerime şirketimi kapattığım için devam etmiyorum. Bunun nedeni az önceki bahiste bulanabilir 🙂

Estetik anlayışıma uyan her tarz müziğe kulak veriyorum. Arabeskten elektroniğe kadar tarzım dışında olan müzikler de dahil. Ama Türk pop müziğine pek katlanamıyorum. Hep aynı beste üzerine yazılmış uyduruk sözler kombinasyonu bence. Çok nadir de olsa Türk pop müziğinde de iyi işler çıkıyor ama bunlar çoğunlukla tekelci müzik kanallarının süzgecinden geçemiyor.

– Türk Gitar: Son olarak, sitemiz amatör gitaristleri eğitmek ve bilgilendirmek amaçlı bir site olduğu için onlara söylemek istediğiniz bir şey var mı?

– Serdar Öztop: Enstrüman çalmak gerçekten çok emek gerektiren, çok zahmetli bir iş. Öğrenmek yetmiyor; öğrendiklerinizi korumak için devamlı çalışmanız gerekiyor.  Bunun ömür boyu süren bir eğitim olduğunu unutmamak lazım. Sadece gitar çalmayı değil müziği her yönüyle öğrenmek bence çok önemli. İyi müzisyen olmak en az iyi gitarist olmak kadar önemli.

– Türk Gitar: Bizi kırmayıp sorularımıza verdiğiniz içten cevaplar için çok teşekkür ederiz.

– Serdar Öztop: Ben teşekkür ederim. Size de yayın hayatınızda başarılar diliyorum.

Metal Summer Festival – 24 Mayıs 2014

0

24 Mayıs’ta Küçükçiftlik Park’a giderken yolda Manowar tişörtlü metalci dostlarımızı görmek beni çok heyecanlandırdı. Tanımadığım insanlara uzaktan devil horns yapıp, aynı şekilde karşılığını almak festivalin güzel geçeceğinin ilk sinyalleriydi. Küçükçiftlik Park’ın önüne saat 14:15’te geldim. Yerde oturmuş bekleyen metalci kitlesi, sucuk ekmek satanlar, kolye satanlar ve su satanlar vardı. Dakikalar geçtikçe kalabalık artıyordu. 15 dakikalık sarkmayla 15:15’te içeriye alımlar başladı.

Konser alanında doğru ilerlerken Fallen çoktan sahneye çıkmıştı. Daha önce adını duymadığım gruptu ancak sağlam parçalar çaldılar, hoşuma gitti. Fallen’ın Megadeth’ten Dread and the Fugitive Mind coverı harikaydı. Fallen sahnedeyken ses kısıktı ancak ilerde açarlar diye düşündük ve geçiştirdik. Fallen sahnedeyken konser alanını dolaştım. Alkol satışlarını Tuborg yapıyordu. Hediyelik eşya almak isteyenler için stand açılmıştı. Yemek için de catering firmasıyla anlaşılmış. Ben buralara bakarken, Fallen’da sahneden inmek üzereydi.

Fallen’dan sonra Kırmızı’yı beklemeye başladık. Fallen gibi Kırmızı’yı da daha önce dinlememiştim. Festivalin en kötü grubu, en kötü performans sergileyen grubu bana göre Kırmızı’ydı. Kırmızı’dan daha kaliteli, daha dikkat çekici gruba şans verilebilirdi diye düşünüyorum. Sweet Dreams coverı çok kötüydü, ancak Overkill’den Necroshine coverının hakkını verdiler. Tabi bunlar olup biterken ses problemi de canımızı iyice sıkmaya başlamıştı..

Milli gururumuz Pentagram sahneye çıktığında ön taraflardaki yoğunluk hızlı bir şekilde arttı. Konser havasını yaşamaya başladık. Söz konusu Pentagram olunca güçlü ses beklememiz gayet doğal ancak seste en ufak artış yoktu. Arka taraflara ses cidden gitmiyordu. Haklı olarak ıslıklar çalındı, protesto edildi. Son iki parça çalınırken sesin arttırıldığını hissettik. Pentagram’ın son parçası Tigris+Bir’di. Bir çalınırken ses daha da arttırıldı ve herkes coştu. Güçlü ses olunca iyice havaya girdik, headbangler başladı, kendimize geldik. Fakat tam konser havasını yaşayacakken Pentagram yerini Arch Enemy’e bıraktı. Bana göre Pentagram sahnede biraz daha kalsaydı festivalden daha fazla tat alabilirdik. 

Arch Enemy’nin sahne hazırlıkları yarım saatten fazla sürdü. Davul kurulumu için çok uğraştılar. Bir’den sonra Arch Enemy’den de güçlü bir giriş bekliyorduk ancak ses ekibi yine sesi kısmış. Canımıza tak etmişti artık. Arch Enemy sahnede çalıyor fakat zevk alamıyorduk. Çok kötü bir durumdu. Arch Enemy’e karşı protestolar başladı ama onların yapabileceği bir şey yoktu elbette. Üçüncü şarkı sonunda Alissa White-Gluz sesi açtırmak için biriyle konuştu ve böylece ses arttırıldı. Eğer o konuşma yapılmasaydı, belki de kısık sesle devam edilecekti. Arch Enemy’de Pentagram gibi konser alanındaki herkesi Manowar için hazırladı.

Manowar’a kadarki süreçteki tek sıkıntı ses problemiydi. Festivalde çıkan bütün gruplar ellerinden geleni yaptılar ancak ses kısık olunca ne yapılırsa yapılsın, izleyiciyi havaya sokmak imkansız. Eğer ses, festivalin başından beri adam gibi açılsaydı eminim herkesin memnun kaldığı bir festival olacaktı. Organizatör ekibinden birinin, sesin kısık olmasının desibel yasağıyla ilgili olduğunu söylediği duydum. Ayrıca Manowar’un sesi fazla açtırmadığı da çıkan söylentiler arasındaydı. Her ne olursa olsun, ön gruplara büyük ayıp edildiğini düşünüyorum. Kırmızı’yı beğenmeyebilirim ancak yaptıkları işe saygı duyuyorum. Daha yüksek sesle konser verme şansları varken, buna izin verilmedi. Fallen çok güzel ve kaliteli coverlar yaptı, fazla duyulmadı. Efsane grubumuz Pentagram bizi iyice havaya sokacak derken, ancak son parçada headbang yapabildik. Arch Enemy’de ortam ısınır dediğimiz zaman, kısık ses moralimizi bozdu. Manowar’ın sahneye çıktığı zaman ortalığı kasıp kavuracağından şüphemiz yoktu, nitekim öyle de oldu.

Manowar için beklediğimiz dakikalar geçmek bilmedi. İlk defa Manowar’ı canlı izleyecektim, beklentim yüksekti. Manowar kendine ayrılan süre boyunca etkileyici bir performans sergiledi. Şarkı aralarında, ekrana yansıtılan görüntüler de seyirciyi havaya sokmada son derece başarılıydı. Joey, konseri Soma’ya adadıklarını söylediğinde büyük alkış aldı. Joey konuşmasında; metal kardeşliğine vurgu yaptı. Metalcileri sevmeyenlere ve Manowar’un gelmeyeceğine inananlara hep birlikte küfür ettik. Sizinle aynı düşünceyi paylaşan, aynı duyguları yaşayan, aynı hareketleri yapan büyük bir kitlenin içinde olmak insana büyük bir güç veriyor. Manowar öyle bir grup ki, konserde her şeyi yapabilecek gücünüz varmış gibi hissettiriyor. Çok parça çaldılar fakat içlerinden sadece Warriors of the World’ü biliyordum. Son parçanın Die for Metal olmasını bekledim fakat çalmadılar.

Metal Summer Festival’de herkesin ortak sıkıntısı sesti sanırım. Sesi; Manowar kıstırmış olabilir, desibel yasağı olabilir, headliner olduğu için organizatör firma kısmış olabilir fakat orada toplanan insanlara ve ön gruplara ayıp edildiğini düşünüyorum. Sonuç olarak İstanbul’da Manowar’u üçüncü kez ağırlamış olduk. Manowar’u izlemek, büyük bir metalci kitlesiyle hareket etmek büyük keyifti. 24 Mayıs’ta Metal Summer Festival’de güzel anılar topladık. Önümüzde Hi-Voltage, Metallica ve Rock Off var. Metal kardeşliğimizi bu konserlerde de gösterelim m/

Joey’nin bahsettiği metalci sevmeyen, metal müzikten hoşlanmayanlara soruyorum: Şeytan bunun neresinde?

,

Arch Enemy Röportajı

0

– Türk Gitar: Merhaba Michael, öncelikle tabii ki vokal değişikliğine değinmemiz gerekiyor. Alissa White-Gluz’un gruba dahil olması ile Arch Enemy’de ne gibi değişiklikler olacak? Alissa’nın The Agonist’te başarılı clean vokallerini görüyorduk, ilerleyen dönemde Arch Enemy’de bu tarz şeylere rastlayabilir miyiz?

– Arch Enemy/Michael Amott: Evet, bu doğru. Alissa’nın çok iyi yapabildiği bir çok değişik vokal tarzı var. O, Angela’dan daha çok yönlü. Fakat biz Arch Enemy için bilinen agresif vokal tarzımıza sadık kalacağız. 1995’te gruba başladığımda, tüm zamanların en sert melodik metal gurubunu kurmak, death metal’in extreme unusurlarını, geleneksel heavy metal’in ağırlığı ve hızının yanı sıra hard rock’ın etkilediği armoni, melodi ve soloları biraraya getirmek gibi bir fikrim vardı. War Eternal’da grubun bu köklerine sadık kalıyoruz.

– Türk Gitar: Angela Gossow’un vokalist olarak grupta devam etmeme kararı aldığını ilk duyduğunuz zaman grup içinde neler yaşandı? Hiç karamsarlığa düştünüz mü?

– Arch Enemy/Michael Amott: Hayır, ben her zaman pozitif düşünüyorum. Bunun en büyük artısı Arch Enemy için yeni bir enerji ve güç kaynağı olması. Bizim de bildiğimiz gibi en büyük dezavantajı ise hayranların sevdiği birinin (Angela Gossow) yerine, yeni birinin (Alissa White-Gluz) gelmiş olması sebebiyle hayranlar tarafından kabul edilmesinin biraz zor olabileceğiydi. Geçen yıl bana iki seçenek sunuldu: Arch Enemy’yi tamamen durdurmak ya da grup için yeni bir vokal ve yeni bir ses bularak müzik yapmaya devam etmek. Ben de Daniel, Sharlee ve Nick’in yanı sıra Alissa ile devam etmeyi seçtim. Ve Türk hayranlarımıza War Eternal’ı dinletmek için sabırsızlanıyorum. Bırakalım müzik konuşsun.

Arch Enemy - 2014

– Türk Gitar: Alissa ile yaptığınız ilk parça War Eternal’ı yayınladığınız zaman büyük bir çoğunluğun bu değişikliği makul karşıladığını gördük. Fakat daha sonra farklı bir konu tartışılmaya başlandı. Angela özellikle sahne hakimiyetiyle de dünyanın en önde gelen vokalistlerinden biri ve şu an herkesin kafasında acaba Alissa bu boşluğu ne kadar doldurabilir düşüncesi var. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

– Arch Enemy/Michael Amott: Biliyoruz ki elbette, bu hayranlarımız için ani bir değişiklik oldu. Ama tabii hayatta büyük adımlar bu tür kolayca gelmiyor ve ben inanıyorum ki bu şey bir süre daha Agela’nın zihninde büyümeye devam etti. 2013 için bir grup çalışması ve sıçrama yapmak için karar almıştık ve yaptığımız tek şey şarkı yazmaktı ve 2013 sonunda stüdyoya girmek ve kayıt yapmak planımız vardı. Belirlenmiş kayıt zamanı yaklaştığında, Angela bizi “gruptaki pozisyonuna devam etmeyeceği” konusunda bilgilendirdi. Dürüst olmak gerekirse bu bizim için büyük bir sürpriz değildi. Ben de ARCH ENEMY’nin müzik hayatına devam etmesi ve hayatta kalması için grup içerisinde gerekli olan tüm değişiklikleri yaptım.

– Türk Gitar: 9 Haziran’da piyasaya süreceğiniz albüm sizin için yeni bir başlangıç olacak. Bunun yanı sıra Angela’sız Arch Enemy’nin ilk büyük sınavı da bu albüm ile olacak diyebiliriz. Yeni albüm ile ilgili beklentileriniz neler?

– Arch Enemy/Michael Amott: Kesinlikle ve dürüstçe bu sefer çok özel bir şey yaptığımıza dair içimde bir his var. Bir şarkı sözü yazarı olarak kendimi, kariyerimde daha önce hiç zorlamadığım kadar zorladığıma inanıyorum. “Wages of Sin“ Arch Enemy için yeni bir ufuk oldu. Bu yeni şarkıları duyduğumda, şu an tazelenmiş ve heyecanlanmış karışımı duygularım var . Evet, “War Etenal ” dinlerken, çok memnun ve süper heyecanlı hissediyorum!

Arch Enemy - 2014

– Türk Gitar: 24 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul’da çalacaksınız, setlist’te yeni albümden parçalar yer alacak mı?

– Arch Enemy/Michael Amott: Kesinlikle yeni albümden bir ya da iki yeni şarkıyı çalacağız. Bu festival bizim direkt olarak headliner olduğumuz bir festival değil. Hayranlarımızın beklediği tüm ünlü Arch Enemy şarkılarını çalacağız ve dinleyicilerin hak ettiği yüksek enerjili bir metal gösterisi üzerine yoğunlaşacağız.

Michael amott ve Alissa White-Gluez– Türk Gitar: Angela’nın ayrılmasıyla ilgili olarak aranızda herhangi bir problem yaşanmadı ve halen menajer olarak grupta yer almaya devam ediyor. İlerleyen yıllarda  kendisini bir kaç parçalık konuk sanatçı olarak sahnede görebilir miyiz? Eminim ki bir çok fanın Angela konusunda tamamen geri dönmesi haricinde en büyük beklentilerinden biri bu olacaktır.

– Arch Enemy/Michael Amott: Bu şimdiye kadar düşündüğüm bir şey değildi ve bunun olası olacağını düşünmüyorum. Fanlarımız bu değişikliği kabul etmek zorunda kalacak ya da etmeyecekler. Bu gerçekten onlara kalmış… Yüksek enerjimiz var ve inanılmaz bir albüm hazırladığımıza inanıyorum. Bu Arch Enemy’nin yeni çağı ve biz yeni WAR ETERNAL albümüne, yani güncel duruma odaklanıyoruz.

– Türk Gitar: Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederiz. 24 Mayıs 2014 tarihinde Türkiye konserinde görüşmek üzere…

– Arch Enemy/Michael Amott: Sorular için teşekkürler… Evet! Oraya geleceğimiz ve tekrar sahneye çıkacağımız için çok heyecanlıyız. Arch Enemy’nin bu yeni heyecan verici döneminde fanlarımız ile buluşmak için sabırsızlanıyoruz! İşte bu WAR ETERNAL!

Çeviri: Alkan Çalışkan

Gece – İyi Niyetli Bir Gün

0

Gece grubu Can Baydar (vokal, ritim gitar) ile Eren Çilalioğlu’nun (bateri) lise yıllarında başladıkları müzik çalışmalarına 2000 yılında Gökçe Balaban’ın (bas gitar) dahil olmasıyla kuruldu. 2004 yılında Erdem Başer’in (solo gitar, geri vokal) katılımıyla da son halini aldı. Grup, ismini üyelerinin baş harflerinden alıyor.

Gece, yeni tanıştığım bir grup. Aslında bunun nedeni Türk alternatif rock gruplarına olan mesafeli duruşum. Bizim alternatif rock gruplarımız, genelde kendi müziklerini yapıp meşhur olduktan sonra devamını getiremez ve artık pop yapmaya başlarlar mecburen. Gece Yolcuları, Seksendört gibi grupları örnek verebiliriz sanırım bu duruma.

Sadece ülkemizde değil bütün dünyada müzisyenlerin albüm satışları ve dolayısıyla kazandıkları rakamlar oldukça düştü. Bu yüzden süreç mecburen böyle devam ediyor. Hatta ülkemizin en iyi gitaristleri, en iyi müzisyenlerinden birçoğu, görece sevmedikleri müzikleri yapmak, bir pop şarkıcısının yanında çalışmak durumunda kalabiliyorlar. Daha sonra solo albümlerini çıkardıklarında anlıyoruz gerçek aşklarını. Tabi bu arz talep meselesi biraz da. Pop’a kayarsak daha çok insana ulaşırız mantığı geçerli ki maalesef doğru.

90’lı yılların başında ‘İngiliz gitarlı popu’ olarak bilinen Brit-pop ön plandaydı. Şu anki birçok alternative-brit-indie gruplarına ilham kaynağı olmuştur. Gece’nin de 2009’da dağılan “Yeni Beatles” Oasis’e çok benzeyen bir sound’u olduğunu söyleyebilirim.

Hatta bu adamları bıraksak indie rock yapacaklar da (ne iyi olurdu!) az önce saydığım “piyasa koşulları” onları engelliyor gibi geldi bana. Bunu albümdeki birkaç şarkıdan anlıyorum. Çünkü, örneğin albümün ilk üç şarkısı “Sebebim Yok”, “Derbeder” ve “Biri Var”da vokali duymazsak, sound’u ve elektro gitar sololarıyla tam anlamıyla birer indie rock şarkısı dinliyoruz. Ama sözler “insanları yakalamak adına” yazılmış. Mesela “Derbeder”de: “Korkma bu da geçer, bırak bizim adımız derbeder olsun. Gün olur devran döner, şimdilik adımız derbeder olsun” şeklinde olunca lirik, sound’a uymuyor. (-Feyyaz: O parçada sözler damardan girmiş, arabesk takılıyor) Aslında bu albümün genelinde de böyle.

Sözler aşk teması üzerine kurulmuş genel olarak. Vokali değil de sözlerin içeriğini tatmin edici bulmadım. Daha dişe dokunur şeyler beklerdim.

Albümün devamında tempo düşüyor ve birbirini tekrar eden birkaç şarkı var. Tabi aralarından “Nilüfer”, “Bomonti Sokakları” ve bizim ezgilerimizin elektro gitarla çok iyi harmanlandığı “Güller”i ayırıyorum. 12 şarkılık kaydın içinde enstrümantal bir parça da var: “Döngü Kapanır”

‘İyi Niyetli Bir Gün’e ait, söz ve müziği Can Baydar imzası taşıyan ‘Yanımda Kal’ ı 17 Aralık 2013’te single olarak piyasaya sürüp öne çıkarmışlar ama benim favorilerim: “Sebebim Yok” ve “Güller” oldu. (Bu arada Youtube’da da yer alan “Gamsız” isimli şarkılarının video klibi, The Verve’ün efsane şarkısı Bittersweet Symphony’nin klibine bayağı benziyor. –bkz.vokal yolda yürürken diğer grup elemanlarının katılması-)

Albümü dinledikten sonra grubun önceki albümlerini de hemen hemen dinledim. “İyi Niyetli Bir Gün”, Gece’nin 3.stüdyo albümü ve çizgilerini devam ettirdiklerini görüyorum.

Albümden birçok hit çıkabilir ama grup pek tanınmıyor. İyi melodilerin yakalandığı şarkılar, oldukça iyi sololar var albümde. Ancak böyle başarılı bir sound’a daha iyi sözler beklerdim. Ayrıca albümü aşağı çeken şarkıları da gereksiz buldum. Örneğin 12 değil de biraz daha seçici davranıp 9-10 şarkıya indirilseydi albüm çok daha iyi bir seviyeye çıkacaktı benim gözümde. Umarım çizgilerini bozmadan kendilerini geliştirerek devam ederler.

Türk Gitar Puanı: 

Epica – The Quantum Enigma

0

Metal müziği her zaman klasik müziğe yakın bulmuşumdur. Senfonik metalin kökeni çok eskiye dayanmıyor. Tabi akla ilk olarak Haggard gelse de 90’ların ortalarında Kamelot, Nightwish gibi grupların şarkılarında kullandıkları klasik müzik enstrümanları ile bu tür yavaş yavaş oluşmaya başladı. Epica da ismini Kamelot’unEpica” albümünden alıyor. Çok sesli müzik adına metal müziğin sevdiğim türlerinden biridir.

Simone Simons (vokal), Mark Jansen (ritim gitar, brutal vokal), Rob van der Loo (bas gitar), Isaac Delahaye (elektro gitar), Coen Janssen (klavye), Arien van weesenbeek (Davul) altılısından oluşan Epica 2002’de kuruldu.  6. Stüdyo albümleri The Quantum Enigma, 2012’de ayrılan Yves Huts’un yerine geçen bas gitarist Rob van der Loo ile yapılan ilk albüm.

Albümün aranjesini Jacob Hansen, prodüktörlüğünü Joost van den Broek üstlenmiş. Albümün korosunda ve klasik müzik enstrümanlarında görev alan kişileri de saydığımızda 40’a yakın insanın katkısıyla ortaya çıkıyor The Quantum Enigma.

Albüm 2 dakikalık bir intro olan “Originem” ile başlıyor. Ardından klasik bir Epica şarkısı “The Second Stone” geliyor.  “Fifth Guardian” ile birinci CD’ye bir ara veriliyor. Interlude denilen bir parça (-Feyyaz: geçiş ya da ara kısımlar için kullanılan bir tabirdir bu) . Bazı gruplar Intro (giriş), Interlude (ara) ve Outro (çıkış) şeklindeki enstrümental parçaları albümlerine yerleştiriler. Ben Fifth Guardian’ı çok beğendim. Tam bir “epic song”. Bir “Two Steps From Hell” parçasından farksızdı. İkinci CD yine albümün en iyi şarkılarından “Chemical Imsomnia” ile başlıyor. Diğer hit adaylarım “Essence of Silence” ve “Sense without Sanity” . Bu arada Epica’nın en iyi albümü olarak kabul edilen Design Your Universe’in hitlerinden Kingdom of Heaven’ın devamı 12 dakikalık Kingdom of Heaven II var bu albümde.

Sözler klasik senfonik metal içeriği. Death metal’in sert sözleri ve bizim bile ezberlediğimiz Viking efsaneleri yerine daha genel bir perspektiften bakıyor. Albümün liriğini tek bir sözcükle özetlemem gerekirse “ruh” derim. Bütün şarkıların sözlerini Mark ve Simone yazmış.

Çok iyi riffler var albümde. Ama bu riffler şarkıların devamında kaybolmuş. Bunu anlayamadım. Halbuki introdaki riffler daha merkezde olacak şekilde şarkılara devam edilseydi çok daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Klasik müzik enstrümanları yerinde kullanılmış. Davulu ve ritim gitarı başarılı buldum. Senfonik metal’de pek kullanılmasa da sololar yetersizdi, hem içerik hem de sayı olarak.  2-3 belirgin solonun içerisinden “Reverence”taki elektro ve klavye solosu akılda kalıcıydı sadece.

Ve bence en başarısız eleman olan vokale gelelim. Zaten Angela ablamız çoluk çocuğa karışıp, evinin kadını oldu. Simone’un da hamileliği performansını etkilemiş ve albümü aşağı çektiğini düşünüyorum. Neredeyse her şarkıyı aynı tonda söylüyor. Yani şarkılarda Simone’un söylediği kısımları bir mix programında kesip birleştirseniz, gerçekten tek bir şarkı söylediğini sanabilirsiniz. Sesi güçlü değil ve enstrümanlar arasında kayboluyor. Senfonik Metal grupları içerisinde erkek vokale sahip bir grup neredeyse yoktur. Brutal vokali Mark Jansen’in yapması da Simone için bir handikap. Açıkcası koro ve brutal vokal olmasa sadece Simone’un vokali ile bu albüm çekilmezdi. Albümün enstrümental versiyonu daha çok hoşunuza gidebilir.

İlginç bir şekilde albüm plak olarak da piyasaya sürülecekmiş. Albümün çeşitli sürümlerinin herbirine bir bonus parça eklenmiş. Örneğin plak olarak çıkacak sürümde “Memento”  adında bonus bir parça var. Benim dinlediğim iTunes sürümünün Bonus Track’i “Banish Your İllusion”, Doğu ezgilerinin yer yer kullanıldığı güzel bir parça olmuş.

Grubun kurucusu Mark Jansen bu albüm için: “Albümdeki sesler daha modern ancak hala tipik Epica elementlerini içeriyor. Hem eski albümlerimizden hem de ‘Design Your Universe’ albümünden ezgiler barındıran bu albüm aynı zamanda yeni sesler de getiriyor” demişti.  Ancak ben bu “yeni sesler” kısmına pek katılmıyorum. Klasik müziği metal müzik ile harmanlamak kolay değil. Epica’nın çoğu albümünü dinlemiş biri olarak bu albüm için çizgilerini bozmadıklarını söyleyebilirim ki bu albümün olumlu yanı. Fakat ortaya yeni bir şey koymamaları da dezavantaj. Klasik bir Epica albümü.

Türk Gitar Puanı: 

Epica Röportajı

0

– Türk Gitar: Öncelikle röportaj isteğimizi geri çevirmediğiniz için çok teşekkür ederim. Nasılsınız ve turne hazırlıkları nasıl gidiyor?

– Arien: Harika! Yeni bir albüm çıkartmaya hazır olduğumuz ve tekrar yola çıkacağımız için çok mutluyuz.

– Mark: Bir sürü prova yaptık ama şimdi bu kadar emeğin tadını çıkarma zamanı sonunda geldi haha 🙂

– Türk Gitar: Yeni albümünüz The Quantum Enigma, 2 Mayıs’ta yayınlanacak. Şu ana kadar yayınlanan teaser ve single parçalar (Canvas of Life Akustik ve The Essence of Silence) çok başarılıydı. Ve albümün genel olarak iyi olacağı kanısına varmamızı sağladı. Yeni albüm ile ilgili sizin düşünceleriniz ve beklentileriniz neler?

– Arien: Bu albümün şimdiye kadar yaptığımız en iyi albüm olduğunu düşünüyoruz! Bu albüm için biz bir çok kere bir araya geldik! Bu sefer  farklı bir tını ve hava yakalamak için, farklı bir yapımcı ile çalıştık. Ben gerçekten bunda başarılı olduğumuzu düşünüyorum.  Joost van den Broek ile birlikte,  tüm bu süreç içinde başarılı bir planlama ve üretim üzerinde çalıştık. Ayrı ayrı şarkı yazmaya başladık ve temel fikirleri temel şarkılar çevresi içinde bir araya topladık. Her bir şarkımızı aldık ve Joost ile stüdyoda oturup, şarkıları  geliştirme, değişiklikler yapma ve düzenleme için şarkıların üzerinde çalıştık. Oradan sonra, geri bildirim yapabilmek için şarkıları yoğun bir şekilde prova odamızda dinledik.

Oradan stüdyoya, şarkıları söylediğimiz, mikroskop altına aldığımız stüdyoya girdik. Her şey çok güzel bir şekilde yerine oturdu, ve tüm enstrümanlar birbiri ile bağımlı ve çok daha iyi bir birlik içinde, birlikte çok daha iyi oldular. Bu albümün bize bir sürü iyi şey getireceğini umuyorum.

Türk Gitar - Epica Röportajı

– Türk Gitar: Albüm piyasaya çıktıktan sonra vereceğiniz ilk konser İstanbul konseri olacak. Bu da İstanbul’da sunacağınız gösteriyi biraz daha anlamlı kılıyor. Bizi neler bekliyor?

– Arien: Yeni ve eski şarkılarımızın güzel bir karışımı ile sağlam bir metal-show olacak. Herkese unutulmaz bir gece yaşatmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız.

– Mark: Provalardan dolayı, İstanbul’a mükemmel bir ekipman gelmesini umabilirsiniz. Türk fanlar çok tutkulular ve daima bize sıcak bir karşılama yapıyorlar ve İstanbul’da sahneye çıkmak için sabırsızlanıyoruz.

– Türk Gitar: Konser setlist’ini nasıl şekillendirmeyi düşünüyorsunuz? Yeni albüm ağırlıklı bir setlist mi olacak?

– Arien: The Quantum Enigma’dan oldukça çok şarkı çalacağız ama klasiklerimizi de unutamam. Yeni ve eski şarkılarımızdan iyi bir karışım yapmaya çalışacağız. Her zaman iyi bir setlist yapmak zor oluyor, haha.

– Türk Gitar: Türk seyircilerin Epica’ya yıllardan beri çok özel bir ilgisi var. Bu ilgiyi özellikle sosyal medyada fazlasıyla hissedebiliyoruz. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

– Arien: Sosyal medya hayranlarımız ile sözleşmek için harika bir yol, ve hayranları ve grubu birbirine daha da yakınlaştırıyor. Ne zaman herkesi bir araya toplamak için bir duyuru yapmamız gerekse, Facebook ve Twitter bunun için mükemmel oluyor! Bir kötü tarafı olsa da; günümüzde telefon veya bilgisayar bizim varoluşumuzda çok önemli bir yere sahip. Ama bu şeyin artısı ve eskisi vardır. Onlarla nasıl başa çıkılacağına dair karar vermek herkese göredir.

– Mark: Sosyal medyanın özgür bir kullanım için ulaşılabilir kalacağını umuyorum. Son zamanlarda (sadece Türkiye’de değil) internet özgürlüğünün tehlikede olduğunu fark etmiş bulunmaktayım, internetin özgürlüğü, insanlığın özgürlüğü için çok önemli.

Türk Gitar - Epica Röportajı

– Türk Gitar: Bu soru Simone Simons’a… Son dönemin popüler olaylarından birine atıfta bulunmak istiyorum. Bildiğiniz üzere Arch Enemy vokalisti Angela Gossow, anne olduktan sonra ailesine daha fazla vakit ayırabilmek istediği için grubun vokalistliğinden ayrıldı. Peki, Simone anne olduktan sonra bu durum grupla olan ilişkilerini ne şekilde etkiledi? Yeni albümün hazırlanış döneminde zorluklar yaşadınız mı?

– Simone: Benim için böyle olmayacak, Epica ile kalacağım. Bu iş benim çok sevdiğim ve asla vazgeçmeyeceğim işim. Grup olarak biz daha sıkı bir hale geldik. Herkes bana hamile olmam ve bir çocuk sahibi olmam konusunda çok olumlu tepki verdi. Tüm diğer çocukların bana olan bu güveni ve sevgileri benim için çok önemliydi. Yeni albüm The Quantum Enigma için ön üretimin son aşamasında yapımcı Joost van den Broek, Sascha Paeth ve Mark benimle vokal hatları üzerinde çalışmak için evime geldiler. Bu albüm üzerinde çalışmak için ekstra zamanımız olmak zorundaydı ve  biz mümkün olan en iyi albümü oluşturmak için tüm olanaklarımızı kullandık ve bunu (hamileliği) herhangi bir zorluk olarak görmedik.

– Türk Gitar: Mark Jansen geçtiğimiz yıl Haziran ayında İstanbul’da yaşanan Gezi olaylarıyla ilgili bir Facebook gönderisi paylaşmıştı. Kendisinin de içinde buluğu bir çok rock ve metal yıldızı Türk halkına bu konuda destek oldu. Üzerinden çok fazla zaman geçti fakat önümüzdeki konserde Gezi olaylarına değinmeyi düşünüyor musunuz?

– Mark: Sahnede politik durumlara doğrudan atıfta bulunmuyorum ama sık sık dünya üzerinde özgürlük için gayret gösteren insanlar için küçük mesajlar koymaya çaba gösteriyorum. Benim anlaşamadığım şeyler arasında: konuşma, din ve inanç özgürlüğünü kısıtlayan, bastıran ve şiddet içeren şeyler var. Konuşma Özgürlüğü benim için çok önemli ama ben diğer insanlara daima saygı duyarım. Fikrimi ifade ettiğimde konuşma özgürlüğünün diğer insanları, ırkları ya da dinleri ile hakaret amacıyla istismar ettiği zaman ben bundan hoşlanmıyorum. Fikrimi saygı ile ifade ettiğim zaman, karşılığında saygı bekliyorum. Herkes birbiri ile aynı fikirde değil, fakat karşımızdakinin görüşü yüzünden ona saldırmak için herhangi bir neden yok.

– Türk Gitar: Sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ederiz. 4 Mayıs’ta görüşmek üzere. =)

– Arien: Çok teşekkür ederim ve İstanbul’da görüşürüz. Rock’a hazır olun ve kulaklıklarınızı getirin çünkü GÜRÜLTÜLÜ olacak!

Çeviri: Alkan Çalışkan

maNga – Işıkları Söndürseler Bile

0

maNga, uzun bir sessizlikten sonra  “Işıkları Söndürseler Bile” adlı yeni albümü ile geri döndü.  Albüm Poll Production etiketi ile 14 Nisan 2014 tarihinde tüm müzik marketlerde ve dijital ortamda satışa sunuldu.  Albüm incelemesine geçmeden önce, albümü hazırlama aşamasında grupta oluşan önemli olaylara bir bakalım.

Albüm çıkmadan önce maNga içinde yaşanan en büyük olay Efe Yımaz’ın (DJ) gruptan ayrılmasıydı. Zaten albümde oluşan yeni tarzın en büyük sebebi bu olay ile oldu diye düşünüyorum.  Bir diğer olay ise maNga’nın yeni bir prodüksiyon şirketi ile anlaşmasıydı. İlk albümlerinden bu yana GRGDN ve Sony Music ile çalışan maNga, Işıkları Söndürseler Bile albümü için Poll Production ile anlaşma yapmıştı. Bu olaylar yaşanırken maNga bir yandan da albüm çalışmalarına devam ediyordu.  Ve albüm çıktı.

Manga - Işıkları Söndürseler Bile

Albüm 12 şarkıdan oluşuyor.  maNga bu albüm ile nu-metal ve rapcore’dan fazlasıyla uzaklaşmış. Daha pozitif bir albüm hazırlamış. Efe Yılmaz’ın (DJ) ayrılması ile turn table’ın yerini piyano, trompet gibi enstrümanlar almış. Ayrıca, gitar daha fazla ön plana çıkmış. Albüm, her zaman ki gibi bir intro ile başlıyor. maNga’nın her albümünde yapmış olduğu bu introlar her zaman farklı olur. Bu albümde de yine farklı bir intro ile beni etkilemeyi başardılar. Dem adlı intro ardından albümün çıkış parçası Fazla Aşkı Olan Var Mı? geliyor. İntro’dan sonra ikinci şarkıya geçiş çok alışagelmiş olsa da başarılı olmuş. maNga, her zaman yaptığı gibi bu albümde de bir müzisyen ile düet yaptı. Kenan Doğulu ile yapmış olduğu “Bize Müsaaede Ettim” şarkısını çok beğenmedim.

Albüm geneline baktığımızda sound gerçekten başarılı olmuş. Arebesk batağından çıkıp, daha pozitif bir sound yakalamışlar. Yeni bir sound yakalarken de başarılı olması için çalışmışlar. Bunu albümü dinlerken fark etmemek mümkün değil. Şarkılarda aşk teması işlenmiş (-Feyyaz: Şoktayım).  Fakat şarkı sözleri gerçekten çok basit olmuş. Önceki albümlerine baktığımızda maNga’nın yazdığı sözler çok daha başarılıydı. Daha sıradışı sözler bekliyordum. Albüm’de sözlerini beğendiğim bir kaç şarkı var. “Eriyorum Nihayete” bunlardan biri. Zaten o şarkı da “All We Need Is Everyone” şarkısının alt yapısı ile tekrar albüme konmuş. Sadece sözler değiştirilmiş.  maNga’nın asıl anlatımı bu şarkı ile albümde kendini gösteriyor.  Gerçekten çok başarılı olmuş.

Manga - Işıkları Söndürseler Bile Albüm Kapağı

“Fazla Aşkı Olan Var Mı?” şarkısında ki anlatımda kendini ön plana çıkarıyor. “Etrafıma baktım insan yok penguenler çoğalmış/ Face’in varmı canım twit attım kölelik yeniden hortlamış” sözleri buna en güzel örnektir diye düşünüyorum.  Albüm de dikkati çeken bir şarkı da “Yaranmaz Aşık”. Şarkının albüme katılma hikayesi çok değişik. Yaranmaz Aşık, Aziz Üstün’e ait olan bir türkü.  Ferman Akgül ilk kez bu şarkıyı kendi sunduğu Kulaktan Kulağa adlı programında yorumlamıştı.  Sonrasında Ferman Akgül, Aziz Üstün’ün büyük dedesi olduğunu söylemişti. Ve bu güzel türkü albüm de yer aldı. maNga türküyü tekrar düzenledi. Ve gerçekten başarılı bir düzenleme olmuş. Albüm de gözden kaçırılmayacak, tekrar tekrar dinlenecek bir şarkı olmuş.  “Bir Varmış Bir Yokmuş” şarkısı çok ayrı bir olay olmuş. Şarkının sözleri, sound’u her şeyi tam oturmuş.  “En Güzel Şarkım” adlı şarkı da araya giren piyano solosu bana direkt Barış Manço’nun, Cem Karaca’nın şarkılarında kullandığı sound’u hatırlattı.

Albüm sound’u çok başarılı olan albümün sözleri için aynı başarıyı söyleyemesem de albüm, hayranlarını etkileyecek bir albüm olmuş.

Türk Gitar Puanı: 

Son Haberler